Türkiye'de bugün şantiyelerde, laboratuvarlarda ve AR-GE merkezlerinde baretini takan kadın mühendisleri görmek sıradanlaştı. Ancak bu tablonun arkasında, Cumhuriyet'in ilk yıllarında erkek egemen bir dünyaya meydan okuyan isimler var. 1930'larda mühendislik eğitimi almayı başaran ilk kadınlar, hem ailelerinin hem de toplumun önyargılarına karşı mücadele ederek bugünün kadın mühendislerine yol açtı.
İlk kadın inşaat mühendisi: Sabiha Rıfat
1933 yılında İstanbul Yüksek Mühendis Mektebi'nden (bugünkü İTÜ) mezun olan Sabiha Rıfat, Türkiye'nin ilk kadın inşaat mühendisi unvanını aldı. O dönemde sınıfındaki tek kadın öğrenciydi ve derslerde sık sık erkek arkadaşlarının ve hocalarının şaşkın bakışlarıyla karşılaştı. Mezuniyetinden sonra Nafia Vekaleti'nde (Bayındırlık Bakanlığı) çalışarak birçok devlet projesinde yer aldı. Sabiha Rıfat, sadece mesleki başarısıyla değil, aynı zamanda dönemin gazetelerine verdiği röportajlarla kadınların teknik alanlarda var olabileceğini savundu.
Makine mühendisliğinde çığır açan: Melek öz
1939'da İstanbul Teknik Üniversitesi'nden mezun olan Melek öz, Türkiye'nin ilk kadın makine mühendisi olarak tarihe geçti. öz, mezuniyetinin ardından askeri fabrikalarda çalışarak savunma sanayisine katkıda bulundu. Bir röportajında "Mühendis olmak istediğimde babam bile tereddüt etmişti. Ama ben yılmadım, çünkü bu ülkenin kalkınması için kadın-erkek herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor" demişti. Onun azmi, sonraki kuşak kadın mühendislere ilham kaynağı oldu.
Elektrik mühendisliğinde öncü: Semahat Sır
Semahat Sır ise 1940'ların sonunda İTÜ Elektrik Fakültesi'nden mezun olarak Türkiye'nin ilk kadın elektrik mühendislerinden oldu. Kariyerine PTT'de başlayan Sır, telefon santrallerinin kurulumunda görev aldı. O dönemde elektrik mühendisliği tamamen erkek işi olarak görülüyordu. Sır, "Kadınların el becerisi ve analitik düşünmesi mühendislikte büyük avantaj sağlar. Bunu herkese kanıtlamak zorundaydık" diyerek mesleğe olan bağlılığını vurguladı.
Kimya mühendisliğinde ilk: Necla Erbil
Necla Erbil, 1945'te İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Mühendisliği bölümünden mezun olarak bu alandaki ilk kadın mühendis unvanını aldı. Erbil, özel sektörde çalışarak gıda ve tekstil fabrikalarında kalite kontrol laboratuvarları kurdu. O dönemde kimya mühendisliği, tehlikeli kimyasallarla uğraşmak zorunda olduğu için kadınlara uygun görülmüyordu. Erbil, bu önyargıyı yıkmak için çalışma koşullarının güvenli olduğunu göstererek fabrikalarda kadın çalışan sayısının artmasını sağladı.
Bu öncülerin mirası
Bugün Türkiye'de mühendislik fakültelerinde kız öğrenci oranı yüzde 30'u aşmış durumda. Sabiha Rıfat, Melek öz, Semahat Sır ve Necla Erbil gibi isimler, sadece kendi alanlarında değil, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinde de önemli birer kilometre taşı oldu. Onların cesareti sayesinde bugün pek çok kadın, mühendislik kariyerine hiçbir engelle karşılaşmadan devam edebiliyor. Bu öncülerin hikayeleri, özellikle genç kızlara ilham vermeye devam ediyor. Ancak cinsiyet eşitliği konusunda daha kat edilecek çok yol var. Türkiye'de kadın mühendislerin iş hayatında karşılaştığı cam tavan sendromu, ücret eşitsizliği gibi sorunlar hâlâ güncelliğini koruyor. Bu noktada, geçmişin öncü kadınlarının mirasına sahip çıkarak daha kapsayıcı bir mühendislik kültürü oluşturmak, hem sektörün hem de toplumun yararına olacaktır.