Prof. Erinç Yeldan, Habertürk televizyonunda Eren Eğilmez'in sunduğu programda, Türkiye'de emek üzerindeki sömürünün 1980 askeri darbesinden bu yana nasıl katlanarak arttığını ve bu sürecin mülksüzleştirmenin zorbalık ve darbelerle başlangıcını oluşturduğunu ifade etti. Yeldan, 1980 sonrası uygulanan ekonomi politikalarının emek aleyhine sonuçlar doğurduğunu vurguladı.
1980 Darbesi ve Ekonomi Politikalarındaki Kırılma
Prof. Dr. Erinç Yeldan, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin sadece siyasi değil, ekonomik alanda da derin bir kırılma yarattığını belirtti. Darbe sonrası Turgut Özal öncülüğünde uygulanan 24 Ocak Kararları ile birlikte Türkiye ekonomisinin ihracata dayalı büyüme modeline geçtiğini hatırlatan Yeldan, bu modelin emekçi kesimler üzerindeki yükü artırdığını söyledi. Yeldan'a göre, bu dönemde sendikal haklar baskılandı, grevler yasaklandı ve ücretler reel olarak geriledi. 1980'ler boyunca emek gelirlerinin milli gelir içindeki payı hızla düştü.
Yeldan, 1980 darbesinin ardından uygulanan politikaların uzun vadeli etkilerine dikkat çekerek, "Bugünkü mülksüzleştirmenin temelleri o dönemde atıldı" dedi. Emek sömürüsünün katlanarak artmasının arkasında yatan temel nedenin, sermayenin önünü açmak için emeğin sistematik olarak değersizleştirilmesi olduğunu ifade etti.
Emek Sömürüsünün Katlanarak Artışı
Prof. Yeldan, 1980 sonrası dönemde emek üzerindeki sömürünün sadece ücretlerin düşürülmesiyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda çalışma koşullarının ağırlaştırılması, iş güvencesinin ortadan kaldırılması ve taşeronlaşmanın yaygınlaştırılmasıyla da derinleştiğini anlattı. 2000'li yıllarda ise bu sürecin hız kesmediğini, aksine küresel neoliberal politikaların etkisiyle daha da arttığını belirtti. Yeldan, özellikle 2008 küresel finans krizinden sonra emekçilerin durumunun daha da kötüleştiğini, işsizlik ve güvencesiz istihdamın yaygınlaştığını söyledi.
Yeldan'ın sunumunda öne çıkan bir diğer nokta, emek verimliliğindeki artışa rağmen ücretlerin aynı oranda artmamasıydı. Bu durumun, emek sömürüsünün somut bir göstergesi olduğunu vurguladı. "Emekçiler daha fazla üretirken, aldıkları pay giderek azalıyor" diyen Yeldan, bunun toplumsal adaletsizliği derinleştirdiğini ifade etti.
Zorbalık ve Darbelerle Mülksüzleştirme
Prof. Erinç Yeldan, konuşmasında mülksüzleştirme sürecinin sadece ekonomik politikalar ile değil, aynı zamanda zorbalık ve darbeler yoluyla gerçekleştirildiğini savundu. 1980 darbesi sonrasında birçok sendikanın kapatıldığını, sendika yöneticilerinin tutuklandığını ve işçilerin direnişinin kırıldığını hatırlatan Yeldan, benzer şekilde 1997 ve 2016'daki müdahalelerin de emek üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti. Yeldan, "Her darbe veya darbe girişimi, sermayenin emek karşısındaki pazarlık gücünü artırmıştır" dedi.
Yeldan, mülksüzleştirmenin sadece işçi sınıfını değil, aynı zamanda küçük üreticileri, çiftçileri ve esnafı da etkilediğini söyledi. Tarımda yaşanan dönüşüm, köylülerin topraklarından koparılması ve kentlere göç etmeye zorlanması da bu sürecin bir parçası olarak değerlendirildi. Yeldan'a göre, bu durum kentlerde yedek işgücü ordusunu büyüterek ücretleri daha da baskıladı.
Bugünkü Durum ve Çözüm Önerileri
Prof. Yeldan, günümüzde emek sömürüsünün geldiği noktayı değerlendirirken, pandemi sonrası dönemde artan enflasyon ve hayat pahalılığının emekçileri daha da zor durumda bıraktığını ifade etti. Asgari ücretin açlık sınırının altında kalması, geniş bir kesimin yoksullukla mücadele ettiğini gösterdiğini belirtti. Yeldan, çözümün ise güçlü sendikal haklar, gelir dağılımında adalet ve emek lehine politikalar olduğunu söyledi. "Emek sömürüsünü durdurmak için öncelikle siyasi iradeye ihtiyaç var" diyen Yeldan, toplumsal muhalefetin ve örgütlü mücadelenin önemine vurgu yaptı.
Yeldan'ın analizi, Türkiye'de emek hareketinin tarihsel süreç içinde nasıl sistematik olarak baskılandığını ve ekonomik politikaların bu baskıyı nasıl derinleştirdiğini gözler önüne seriyor. 1980 sonrası uygulanan neoliberal politikalar, emeğin milli gelirden aldığı payı düşürürken, sermaye kesiminin kârını artırdı. Bu durum, toplumsal eşitsizliği ve sınıf farklılıklarını derinleştirdi. Yeldan'ın vurguladığı gibi, bugünkü mülksüzleştirmenin kökenleri, zorbalık ve darbelerle şekillenen bir döneme dayanıyor. Bu tarihsel perspektif, günümüzdeki ekonomik ve sosyal sorunların anlaşılması için kritik bir çerçeve sunuyor.