Türkiye genelinde 2026 su yılının 11 aylık döneminde yağışlar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 77 artış göstererek son 66 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre, 1 Ekim 2025'te başlayan ve 31 Ağustos 2026'da sona eren su yılında ülke geneli yağış ortalaması metrekare başına 650 kilograma yaklaştı. Bu, 1960 yılından bu yana kaydedilen en yüksek yağış miktarı olarak kayıtlara geçti.
Bölgesel Dağılım ve Rekorlar
Yağışlardaki artış ülke geneline yayılmakla birlikte, bazı bölgelerde rekor seviyelere ulaştı. Marmara Bölgesi'nde yağışlar normalin yüzde 90 üzerinde seyrederken, Karadeniz Bölgesi'nde bu oran yüzde 65 olarak gerçekleşti. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ise artış daha sınırlı kaldı; ancak yine de uzun yıllar ortalamasının üzerinde yağış kaydedildi.
Özellikle kış aylarında etkili olan yağışlı hava sistemleri, ilkbaharda da devam etti. Mart ve Nisan aylarında metrekareye düşen yağış miktarı, son 30 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. Bu durum, barajlardaki doluluk oranlarına da olumlu yansıdı. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerin su kaynaklarında önemli artışlar gözlendi.
Barajlar ve Su Kaynaklarındaki Durum
Devlet Su İşleri (DSİ) verilerine göre, ülke genelindeki barajların ortalama doluluk oranı yüzde 68'e yükseldi. Geçen yılın aynı döneminde bu oran yüzde 42 seviyesindeydi. Özellikle İstanbul'a su sağlayan barajlarda doluluk oranı yüzde 80'in üzerine çıktı. Ankara'da ise bu oran yüzde 75 olarak ölçüldü.
Uzmanlar, yağışlardaki bu artışın tarımsal üretim için de olumlu bir gelişme olduğunu belirtiyor. Kuraklık riskinin azalması, özellikle tahıl üretiminde verim artışı sağlayabilir. Ancak aşırı yağışların bazı bölgelerde sel ve taşkınlara yol açtığı da unutulmamalı. Sonbahar aylarında Batı Karadeniz ve Doğu Akdeniz'de meydana gelen sel olayları, can ve mal kaybına neden oldu.
Meteorolojik Arka Plan ve Beklentiler
Yağışlardaki bu olağanüstü artışın arkasında, küresel iklim olaylarındaki değişimler yatıyor. La Niña etkisinin zayıflaması ve Akdeniz üzerinde etkili olan alçak basınç sistemlerinin sıklaşması, Türkiye'ye yönelen nemli hava kütlelerini artırdı. Ayrıca, jet stream akımlarındaki dalgalanmalar, yağışlı sistemlerin ülke üzerinde daha uzun süre kalmasına neden oldu.
Meteoroloji uzmanları, önümüzdeki su yılında da benzer bir eğilimin devam edebileceğini öngörüyor. Ancak iklim değişikliğinin etkisiyle yağış rejimlerinin düzensizleşebileceği ve kuraklık dönemlerinin daha şiddetli yaşanabileceği uyarısında bulunuyorlar. Bu nedenle, su kaynaklarının verimli kullanımı ve depolama kapasitesinin artırılması büyük önem taşıyor.
Uzman Görüşleri ve Değerlendirme
İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Ahmet Yılmaz, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Son 66 yılın en yüksek yağışını görmek sevindirici olsa da, bu durum iklim değişikliğinin bir sonucu olarak aşırı hava olaylarının arttığını gösteriyor. Yağışların düzensiz dağılımı, bir yandan sel riskini artırırken diğer yandan kuraklık tehdidini de beraberinde getiriyor. Su yönetimi politikalarının bu yeni normale göre güncellenmesi gerekiyor."
Devlet Su İşleri yetkilileri ise barajlardaki doluluk oranlarının memnuniyet verici olduğunu, ancak önümüzdeki yaz aylarında su tüketiminin artabileceğini belirterek vatandaşları su tasarrufu konusunda uyardı.
Sonuç ve Gelecek Perspektifi
Türkiye, son 66 yılın en yağışlı su yılını geride bırakırken, bu durum hem tarım hem de enerji üretimi açısından umut verici. Hidroelektrik santrallerinde üretim artışı yaşanması bekleniyor. Ancak altyapı yetersizlikleri nedeniyle yağışların bir kısmı denizlere ve yüzeysel akışla kaybediliyor. Su depolama ve hasat sistemlerinin yaygınlaştırılması, bu potansiyelin daha verimli kullanılmasını sağlayabilir.
Önümüzdeki süreçte, iklim projeksiyonları doğrultusunda hem kuraklık hem de sel riskine karşı dirençli bir su yönetimi stratejisi benimsenmesi kritik önem taşıyor. Yağışlardaki bu artış, geçici bir rahatlama sağlasa da uzun vadeli planlamanın ihmal edilmemesi gerekiyor.