Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde, sadece belirli bir yörede üretilen ve yerin 36 metre altındaki mağaralarda tam 6 ay boyunca olgunlaştırılan peynir, 2 bin liraya satılıyor. Dünyanın en kaliteli peynirlerinden biri kabul edilen bu özel ürün, coğrafi işaret tesciliyle korunuyor ve yurt dışından da yoğun talep görüyor. Üreticiler, peynirin kendine has lezzetini ve aromasını, yer altı mağaralarının doğal koşullarına borçlu olduğunu belirtiyor.
Yer altı mağaralarında 6 ay olgunlaşma süreci
Peynirin yapımı, geleneksel yöntemlerle toplanan koyun sütünün mayalanmasıyla başlıyor. Üreticiler, mayalanan sütü kalıplara döktükten sonra doğal yollarla kurumaya bırakıyor. Ardından peynir kalıpları, yerin 36 metre altındaki serin ve nemli mağaralara indiriliyor. Burada tam 6 ay boyunca olgunlaşan peynir, mağaranın kendine özgü mikroflorası sayesinde benzersiz bir tat ve koku kazanıyor. Mağaraların sıcaklığı yıl boyunca sabit kalıyor ve bu da peynirin bozulmadan olgunlaşmasını sağlıyor.
Üreticiler, "Bu peynir sadece bizim yöremizde yetişen koyunların sütünden yapılıyor ve yerin altında 6 ay bekletiliyor. Bu süreçte peynir adeta nefes alıyor. Dışarıda üretilen peynirlerle arasında dağlar kadar fark var" diyor. Peynirin satış fiyatı 2 bin lira civarında. Yüksek fiyata rağmen talep yoğun. Özellikle büyük şehirlerdeki gurme marketler ve restoranlar bu peyniri raflarına koyabilmek için adeta yarışıyor.
Coğrafi işaret tescili ve dünya pazarındaki yeri
Bu özel peynir, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret ile tescillenmiş durumda. Sadece belirli bir coğrafi sınır içinde üretilebiliyor. Bu da onu taklitlerden koruyor ve kalitesini garanti altına alıyor. Peynirin dünya çapında tanınırlığı her geçen gün artıyor. Avrupa ve Orta Doğu ülkelerinden gelen talepler doğrultusunda ihracat da yapılıyor. Ancak üretim sınırlı olduğu için her yıl sadece belirli miktarda peynir satışa sunuluyor.
Uzmanlar, bu tür yerel ürünlerin hem kültürel miras hem de ekonomik değer açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor. Peynirin yapımında kullanılan sütün elde edildiği koyunların dağlık bölgelerde doğal olarak beslendiği, bunun da lezzete doğrudan etki ettiği belirtiliyor. Yer altı mağaralarının jeolojik yapısı ise peynire karakteristik özelliğini kazandırıyor.
Son yıllarda artan maliyetler ve iklim değişikliği, üreticileri zorluyor. Ancak yöre halkı, atalarından miras kalan bu geleneği sürdürmekte kararlı. Peynirin fiyatının yüksek olması, üreticinin yüzünü güldürüyor. 2 bin liralık fiyat etiketi, onu Türkiye'nin en pahalı peynirlerinden biri yapıyor. Buna rağmen stoklar kısa sürede tükeniyor.
Gelecek nesillere aktarılması gereken bir miras
Bu peynir, sadece bir gıda ürünü değil aynı zamanda bir kültürel miras. Yüzyıllardır aynı yöntemlerle üretiliyor ve her aşaması titizlikle takip ediliyor. Yer altı mağaraları, adeta doğal bir buzdolabı işlevi görüyor. Peynirin olgunlaşma sürecinde mağaraya giren çıkan üreticiler, her kalıbı tek tek kontrol ediyor. Bu da kaliteyi en üst seviyede tutuyor.
Dünya genelinde benzeri olmayan bu üretim şekli, gastronomi turizmi açısından da büyük bir potansiyel taşıyor. Yerli ve yabancı turistler, bu mağaraları görmek ve peynirin yapım hikayesini dinlemek için bölgeye geliyor. Ancak mağaraların korunması ve üretimin sürdürülebilirliği için daha fazla desteğe ihtiyaç duyuluyor. Uzmanlar, bu tür ürünlerin tanıtımının artırılması ve uluslararası alanda daha fazla tanınması gerektiğini söylüyor.
Önümüzdeki yıllarda üretim miktarının artırılması ve daha fazla ülkeye ihracat yapılması hedefleniyor. Ancak bunun için öncelikle mağaraların korunması ve üreticilerin desteklenmesi şart. Aksi halde bu eşsiz lezzet yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Yöre halkı, bu mirası gelecek nesillere aktarmak için mücadele ediyor.