Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından belirlenen temiz hava sınır değerleri, Türkiye'de yeterli ölçüm yapılan tüm illerde aşıldı. Yapılan son araştırmaya göre, en temiz şehir olarak bilinen Kırklareli bile DSÖ'nün önerdiği yıllık ortalama PM2.5 partikül madde sınırının üzerinde hava kirliliğine sahip. Bu durum, ülke genelinde hava kalitesinin ciddi şekilde bozulduğunu gözler önüne seriyor.
Hava kirliliği verileri ne gösteriyor?
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile bazı sivil toplum kuruluşlarının ortaklaşa yürüttüğü hava kalitesi izleme çalışmalarına göre, Türkiye'deki 81 ilin tamamında DSÖ'nün 2021 yılında güncellediği kılavuz değerler aşılmış durumda. DSÖ, PM2.5 partikül madde için yıllık ortalama 5 µg/m³ sınırını önerirken, Türkiye'de en düşük değer Kırklareli'nde 12 µg/m³ olarak ölçüldü. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerde bu değer 25-35 µg/m³ aralığına kadar çıkıyor. En yüksek kirlilik ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki bazı illerde görülüyor; örneğin Iğdır'da ortalama 50 µg/m³'ü buluyor.
Sağlık üzerindeki etkileri
Uzmanlar, uzun süreli hava kirliliğine maruz kalmanın solunum yolu hastalıkları, kalp-damar rahatsızlıkları ve akciğer kanseri riskini artırdığını vurguluyor. Türk Toraks Derneği verilerine göre, Türkiye'de her yıl hava kirliliğine bağlı olarak yaklaşık 30 bin erken ölüm gerçekleşiyor. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler bu durumdan daha fazla etkileniyor. DSÖ, hava kirliliğini küresel bir halk sağlığı acil durumu olarak tanımlarken, Türkiye'nin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Nedenleri ve çözüm önerileri
Hava kirliliğinin başlıca nedenleri arasında fosil yakıt kullanımı, sanayi tesislerinin filtreleme sistemlerinin yetersizliği, trafik kaynaklı emisyonlar ve kömürle ısınma yer alıyor. Uzmanlar, acil olarak şu önlemlerin alınmasını tavsiye ediyor:
- Sanayi tesislerinde temiz üretim teknolojilerine geçilmesi
- Toplu taşımanın yaygınlaştırılması ve elektrikli araç kullanımının teşvik edilmesi
- Isınmada doğal gaz ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artırılması
- Hava kalitesi izleme istasyonlarının sayısının artırılması ve verilerin şeffaf paylaşılması
Siyasi boyut ve uluslararası taahhütler
Türkiye, Paris İklim Anlaşması'nı onaylamış olmasına rağmen, hava kirliliğiyle mücadelede henüz somut adımlar atmış değil. Muhalefet partileri, hükümeti bu konuda yetersiz kalmakla eleştirirken, Çevre Bakanlığı ise Ulusal Hava Kalitesi Eylem Planı kapsamında çalışmaların sürdüğünü açıklıyor. Ancak sivil toplum kuruluşları, mevcut önlemlerin yetersiz olduğunu ve daha sıkı düzenlemeler gerektiğini savunuyor. DSÖ sınırlarının aşılması, Türkiye'nin hem ulusal hem de uluslararası düzeyde hava kirliliğiyle mücadelede daha kararlı adımlar atması gerektiğini ortaya koyuyor.
Sonuç olarak, Türkiye'de hava kirliliği sadece çevresel bir sorun değil, aynı zamanda halk sağlığı ve siyasi bir meseledir. DSÖ sınırlarının tüm illerde aşılması, mevcut politikaların gözden geçirilmesi ve daha etkin çözümler üretilmesi gerektiğini göstermektedir. Aksi takdirde, hava kirliliğine bağlı sağlık sorunları ve ekonomik kayıplar artarak devam edecektir.