Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesi Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan ile son beş yılda toplam 72,2 milyar dolarlık karşılıklı ticaret hacmine ulaştı. Bu rakam, Türkiye'nin Türk dünyasıyla ekonomik entegrasyonunun somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Ticaretin yanı sıra serbest bölgeler, yapay zeka, lojistik ve enerji gibi alanlarda da işbirlikleri hızla derinleşiyor.
Ticaret Hacmi ve Dağılımı
Son beş yıllık dönemde Türkiye'nin TDT ülkeleriyle ticaretinde istikrarlı bir artış gözlemlendi. Özellikle 2020 sonrası dönemde pandemi sonrası toparlanma ve bölgesel işbirliklerinin güçlenmesiyle ticaret hacmi yükseliş eğilimine girdi. Azerbaycan, doğalgaz ve petrol gibi enerji kaynaklarıyla ticarette önemli bir paya sahipken; Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan ile tarım, tekstil, makine ve kimya sektörlerinde karşılıklı ticaret öne çıkıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, bu ülkelerle yapılan ihracat ve ithalat kalemleri çeşitlilik gösteriyor; ancak neticede 72,2 milyar dolarlık hacim, Türkiye'nin dış ticaretinde TDT ülkelerinin ağırlığının arttığını ortaya koyuyor.
Serbest Bölgeler ve Yatırım İşbirlikleri
Ticaretin yanı sıra Türkiye, TDT ülkeleriyle serbest bölgeler konusunda da ortak adımlar atıyor. Özellikle Azerbaycan'ın Alat Serbest Bölgesi, Kazakistan'ın Horgos Doğu Kapısı Özel Ekonomik Bölgesi ve Özbekistan'daki Navoi Serbest Ekonomik Bölgesi, Türk yatırımcılar için cazip destinasyonlar arasında. Bu bölgelerde Türk firmaları üretim tesisleri kurarak hem yerel pazarlara hem de üçüncü ülkelere ihracat yapma imkanı buluyor. Ayrıca, TDT çatısı altında imzalanan Tercihli Ticaret Anlaşması ve hizmetler ticareti gibi mekanizmalar, ekonomik entegrasyonu kurumsal bir zemine taşıyor.
Yapay Zeka ve Teknoloji İşbirliği
Son dönemde TDT ülkeleri arasında teknoloji ve yapay zeka alanında da önemli işbirlikleri gündeme geliyor. Türkiye'nin öncülüğünde kurulan Türk Devletleri Teşkilatı Yapay Zeka Çalışma Grubu, ortak projeler ve bilgi paylaşımı için platform oluşturdu. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'dan uzmanların katılımıyla düzenlenen çalıştaylarda, yapay zekanın kamu hizmetleri, sağlık, tarım ve savunma sanayinde kullanımı ele alınıyor. Türkiye'nin teknoloji ekosistemi ve girişimcilik deneyimi, bu ülkeler için model oluşturuyor. Ortak yazılım geliştirme, veri paylaşımı ve siber güvenlik konularında somut adımlar atılıyor.
Enerji ve Ulaştırma Projeleri
Ticaretin bel kemiğini enerji ve ulaştırma projeleri oluşturuyor. Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum (BTE) Doğal Gaz Boru Hattı ve TANAP gibi projeler, Azerbaycan gazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınmasını sağlıyor. Kazakistan petrolü de yine Azerbaycan üzerinden Türkiye'ye ulaşıyor. Orta Koridor girişimi kapsamında ise Kazakistan, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden Türkiye'ye uzanan demiryolu ve karayolu bağlantıları güçlendiriliyor. Bu koridor, Çin'den Avrupa'ya uzanan ticaret yollarının alternatif güzergahı olarak stratejik önem taşıyor. Türkiye, bu projelerle hem enerji güvenliğini çeşitlendiriyor hem de bölgesel ticaret merkezi konumunu pekiştiriyor.
Gelecek Perspektifi ve Zorluklar
TDT ülkeleriyle ticaretin önümüzdeki dönemde daha da artması bekleniyor. Ancak bazı yapısal zorluklar da bulunuyor: Gümrük prosedürlerindeki farklılıklar, sınır geçişlerindeki gecikmeler, ödeme sistemlerindeki uyumsuzluklar ve kur dalgalanmaları ticaretin önündeki başlıca engeller arasında. Ayrıca, TDT ülkelerinin ekonomik yapıları büyük ölçüde emtia ihracatına dayalı olduğundan, küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar ticaret hacmini doğrudan etkileyebiliyor. Yine de Türkiye'nin öncülüğünde kurulan Ortak Yatırım Fonu ve Ticaretini Geliştirme Stratejisi gibi girişimler, bu engelleri aşmaya yönelik adımlar olarak değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, Türkiye'nin TDT üyeleriyle 5 yılda ulaştığı 72,2 milyar dolarlık ticaret hacmi, Türk dünyasıyla ekonomik bütünleşmenin somut bir çıktısı. Serbest bölgeler, yapay zeka, enerji ve ulaştırma alanlarındaki işbirlikleri, ilişkilerin sadece ticaretle sınırlı kalmadığını, çok boyutlu bir stratejik ortaklığa dönüştüğünü gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda atılacak adımlar, bu potansiyelin ne ölçüde hayata geçirileceğini belirleyecek.