Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) kabul edilen ve 'çerçeve yasa' olarak nitelendirilen düzenleme, siyasi partilerin ve sivil toplumun gündeminde. İktidarın 'yeni anayasa' hedefi doğrultusunda hazırlanan yasa, muhalefet kadar Türkiye solu tarafından da sert eleştirilere hedef oldu. Sol kesim, yasanın sadece bir çerçeve değil, aynı zamanda 'yeni anayasayı kurumsallaştırma' amacı taşıdığını savunuyor. Peki, Türkiye solu bu yasaya neden karşı çıkıyor? İşte ayrıntılar.
Çerçeve yasa neyi içeriyor?
İktidarın 'İkinci çözüm süreci' kapsamında hazırladığı çerçeve yasa, terörle mücadele ve toplumsal uzlaşma başta olmak üzere birçok alanı kapsıyor. Yasayla birlikte, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişin ardından oluşan bazı boşlukların doldurulması hedefleniyor. Ancak sol partilere göre bu yasa, toplumsal mutabakat olmadan, tek başına iktidar tarafından dayatılan bir anayasa değişikliğinin ön aşaması niteliğinde. Özellikle yasanın görüşüldüğü komisyon sürecinde muhalefetin önerilerinin dikkate alınmadığı belirtiliyor.
Türkiye solundan ilk tepkiler
Türkiye'deki sol partilerden konuya ilişkin açıklamalar geldi. HDP Eş Genel Başkanları yaptıkları yazılı açıklamada, 'Bu çerçeve yasa, aslında yeni bir anayasanın habercisidir. Tek kişilik yönetimi kalıcı hale getirmek isteyenlerin, toplumu ikna etme çabasıdır' ifadelerine yer verdi. TİP Genel Başkanı ise meclis kürsüsünde yaptığı konuşmada, 'Bu yasa, sivil anayasa şemsiyesi altında, otoriterleşmeyi pekiştiren düzenlemeler içeriyor. Biz bunun karşısında olacağız' dedi. Ayrıca, Türkiye Komünist Partisi (TKP) tarafından yapılan açıklamada, 'Çözüm süreci bahanesiyle dayatılan bu yasa, emekçilerin kazanımlarına yönelik bir saldırıdır. Meclis'te bu yasaya karşı tüm olanaklarımızla mücadele edeceğiz' denildi.
Sol partilerin ortak eleştirileri
Türkiye solunun ortak eleştirileri şu noktalarda toplanıyor: Öncelikle, çerçeve yasanın toplumsal tabandan gelen talepler doğrultusunda değil, iktidarın dayatmasıyla hazırlanmış olması. İkinci olarak, yasanın birçok maddesinin muğlak olduğu ve keyfi uygulamalara yol açabileceği belirtiliyor. Üçüncü olarak ise, bu yasanın 'yeni anayasa' sürecine zemin hazırlamak amacıyla kullanılacağı ve bu nedenle anayasa değişikliği için yüzde 60 oy şartının dolaylı yoldan aşılmaya çalışıldığı ifade ediliyor. Sol kesim ayrıca, yasanın özellikle ifade özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme hakları üzerinde kısıtlamalar getireceğini öne sürüyor.
Bağlam ve arka plan
Türkiye'de çözüm sürecinin yeniden gündeme gelmesi, 2023 genel seçimlerinin ardından yaşanan ekonomik kriz ve toplumsal kutuplaşma ortamında gerçekleşiyor. İktidar, 'çerçeve yasa' ile hem yargı hem de yürütme alanında geniş yetkiler öngörürken, sol partiler bu yetkilerin denetimsiz kalacağını vurguluyor. Geçmişte Türkiye'de yaşanan çözüm süreçlerinde de benzer yasal düzenlemeler yapılmış, ancak bunlar toplumun tüm kesimlerinin katılımı olmadan uygulamaya konuldukları için eleştirilmişti. Bu nedenle, bugün yaşanan tartışmaların sadece bugünün değil, aynı zamanda Türkiye'nin yakın siyasi tarihinin bir yansıması olduğunu söylemek mümkün. Sol kesim, yeni anayasa talebini reddetmemekle birlikte, bunun ancak toplumun tüm bileşenlerinin katılımıyla, şeffaf bir süreçte hazırlanması gerektiğini savunuyor. Bu çerçeve yasa ise, bu şeffaflıktan uzak, tek taraflı bir iradenin ürünü olarak değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, Türkiye solu çerçeve yasaya karşı net bir tavır alırken, bu tavrın gerekçeleri yalnızca yasanın içeriğine değil, aynı zamanda Türkiye'nin demokratikleşme sorunlarına da dayanıyor. Önümüzdeki süreçte meclis görüşmeleri sırasında sol partilerin engelleme girişimleri ve toplumsal muhalefetin örgütlenmesi bekleniyor. Bu gelişmelerin, Türkiye'nin siyasi geleceği açısından belirleyici olacağı değerlendiriliyor.