CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, Eyüpsultan Müftülüğü tarafından yürütülen “Benim Ahlakım” projesi kapsamında çocuklara “Manifest-Müslüman atışması” yaptırılmasına sert tepki gösterdi. Nazlıaka, “Çocuklarımızı kutuplaşmanın malzemesi yapmayın. Bırakın çocuklar çocuk kalsın. Asıl ahlak, çocukları ayrımcılıktan, suça sürüklenmekten korumaktır” dedi. Söz konusu uygulamanın, toplumsal barışı zedeleyici nitelikte olduğunu vurgulayan Nazlıaka, konuyu Meclis gündemine taşıyacağını açıkladı.
Proje Detayları ve Tepkiler
Eyüpsultan Müftülüğü’nün “Benim Ahlakım” projesi kapsamında ilçedeki bazı okullarda öğrencilere yönelik “Manifest-Müslüman atışması” adı altında bir etkinlik düzenlendiği iddia edildi. Etkinlikte, çocukların iki farklı dünya görüşünü temsil eden gruplara ayrılarak tartışma yaptıkları öne sürüldü. Bu durum, öğrenci velileri ve eğitim sendikaları tarafından tepkiyle karşılandı. Olayın basına yansımasının ardından Aylin Nazlıaka da konuya ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.
Nazlıaka, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Çocuklarımızı küçük yaşta ideolojik kamplara bölmek, onların zihinsel ve duygusal gelişimini olumsuz etkiler. Bu tür uygulamalar, ayrımcılığı körükler ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir. Çocuklar, oyun oynamalı, arkadaşlık kurmalı, farklılıkları zenginlik olarak görmeyi öğrenmelidir. Onları birbirine düşman etmek, geleceğimizi karartmaktır.”
Eğitimde Tarafsızlık İlkesi
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 42. maddesi, eğitim ve öğretimin Atatürk ilkeleri doğrultusunda, devletin gözetimi ve denetimi altında yapılmasını öngörür. Milli Eğitim Temel Kanunu da eğitim kurumlarında “lahiklik” (din ve devlet işlerinin ayrılığı) ilkesine vurgu yapar. Ancak son yıllarda bazı kamu kurumlarının, özellikle müftülüklerin okullarda düzenlediği etkinliklerle bu ilkelerin ihlal edildiği eleştirileri sıkça gündeme geliyor. Eğitim-Sen ve Velider gibi sivil toplum kuruluşları da benzer uygulamaların çocuklar üzerinde psikolojik baskı oluşturduğunu ve eğitimin tarafsızlığını zedelediğini savunuyor.
Uzmanlar, çocukların gelişim dönemlerinde kimlik arayışı içinde olduklarını ve bu dönemde verilen mesajların kalıcı izler bıraktığını belirtiyor. Pedagog Dr. Selin Karabacak, “Çocuklara belirli bir ideolojiyi dayatmak, onların eleştirel düşünme becerilerini köreltir. Ayrıca farklı görüşten akranlarıyla çatışma ortamı yaratmak, okuldaki huzuru bozar. Eğitim, çocukları ayrıştırmak için değil, birleştirmek için vardır” şeklinde konuştu.
Nazlıaka’dan Meclis’e Taşıma Sözü
Aylin Nazlıaka, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıyacağını belirterek, Milli Eğitim Bakanı ve Diyanet İşleri Başkanı’ndan konu hakkında açıklama isteyeceğini söyledi. Nazlıaka, “Bu uygulamanın kim tarafından, hangi talimatla yapıldığını, hangi okullarda gerçekleştirildiğini ve çocuklara nasıl bir psikolojik etki bıraktığını araştıracağız. Hiçbir çocuğun, siyasi veya dini görüşlerin propagandasına alet edilmesine izin vermeyeceğiz” dedi. Ayrıca Eyüpsultan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne de bir yazı göndererek süreçle ilgili bilgi talep etti.
Bu olay, son dönemde Türkiye’de eğitim politikaları üzerine yürütülen tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bazı çevreler, müftülüklerin okullardaki etkinliklerinin artarak devam ettiğini ve bunun eğitimin laik niteliğine aykırı olduğunu dile getiriyor. Diyanet İşleri Başkanlığı ise bu tür projelerin “ahlaki değerleri güçlendirmek” amacı taşıdığını savunuyor. Ancak Nazlıaka’nın da vurguladığı gibi, çocukların dini veya ideolojik çatışmaların içine çekilmesi, toplumsal barış açısından büyük risk oluşturuyor.
Sonuç olarak, bu olay eğitimde fırsat eşitliği ve tarafsızlık ilkelerinin ne kadar hassas bir denge üzerinde durduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Toplumun tüm kesimlerinin, çocukların yararını her şeyin üstünde tutan bir eğitim anlayışını benimsemesi gerekiyor. Aksi takdirde, küçük yaşta ekilen ayrımcılık tohumları, ileride büyüyerek toplumsal kutuplaşmayı derinleştirebilir. Çocukların masumiyetini ve geleceğini korumak, tüm yetişkinlerin ortak sorumluluğudur.