Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) tarafından yayımlanan 2023 yılı Satın Alma Gücü Paritesi (SGP) verilerine göre, Türkiye kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) endeksinde AB ortalamasının altında kaldı. Buna göre AB ortalaması 100 olarak alındığında, Türkiye'nin endeks değeri 71 olarak kaydedildi. Endeksin en yüksek olduğu ülke 239 ile Lüksemburg olurken, en düşük ülke 36 ile Bosna-Hersek oldu. Veriler, 36 Avrupa ülkesini kapsıyor.
Zenginler ve fakirler arasındaki uçurum
Eurostat verileri, Avrupa'da gelir dağılımındaki eşitsizliği de gözler önüne serdi. Lüksemburg'un 239'luk endeksi, AB ortalamasının neredeyse 2,5 katına karşılık gelirken, Bosna-Hersek'te bu rakam 36 ile ortalamanın üçte biri seviyesinde. Türkiye'nin 71'lik endeksi ise AB ortalamasının yaklaşık %71'ine denk geliyor. Bu düzey, Avrupa ülkeleri arasında orta sıralarda yer alan bir performansı işaret ediyor.
Türkiye'nin diğer ülkelerle karşılaştırması
Verilere göre, Türkiye'nin endeksi 71 iken, Yunanistan 67, Bulgaristan 64, Karadağ 48 ve Arnavutluk 38 seviyesinde. AB üyesi en düşük endekse sahip ülke ise 64 ile Bulgaristan. Diğer yandan, İrlanda 212, Hollanda 130, Almanya 115 ve Fransa 100 ile AB ortalamasının üzerinde. Türkiye, 71 ile AB üyesi olmayan ülkeler arasında Sırbistan (63) ve Kuzey Makedonya (41) gibi ülkelerin önünde, ancak İsviçre (144) ve Norveç (118) gibi ülkelerin oldukça gerisinde.
Satın alma gücü paritesi nedir?
Satın alma gücü paritesi (SGP), ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farklılıklarını gidererek, farklı para birimlerinin satın alma gücünü karşılaştırmaya yarayan bir ekonomik göstergedir. Kişi başı GSYH'nin SGP cinsinden ifade edilmesi, ülkelerin refah düzeyini karşılaştırmada daha sağlıklı veriler sunar. Eurostat'ın yayımladığı endeks, AB ortalamasını 100 olarak kabul eder ve ülkeleri bu bazda sıralar. Türkiye'nin 71'lik endeksi, AB ortalamasının altında olmakla birlikte, 2010 yılında 52 olan endeksin zamanla yükseldiğini gösteriyor.
Uzman değerlendirmesi
Ekonomistler, Türkiye'nin satın alma gücü endeksinin son yıllarda artış göstermesini olumlu bulmakla birlikte, enflasyon ve döviz kuru dalgalanmalarının bu artışın sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini vurguluyor. Özellikle yüksek enflasyonun TL'nin reel alım gücünü erozyona uğratması, SGP endeksine yansıyan iyileşmenin hissedilenden daha sınırlı olduğunu gösteriyor. Ülkenin AB üyelik sürecinde ekonomik uyum kriterlerine ulaşması için yapısal reformların önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.