Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre Türkiye, 621 Avro brüt asgari ücretle Avrupa Birliği ülkeleri ve aday ülkeler arasında en alt sıralarda yer alıyor. Bu durum, Türk çalışanlarının satın alma gücünün Avrupa ortalamasının oldukça gerisinde olduğunu gösteriyor. Ekonomist Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, düşük ücretin yüksek hayat pahalılığıyla birleştiğine dikkat çekerek, alım gücündeki kaybın her geçen gün derinleştiğini vurguladı.
Asgari Ücrette Avrupa Tablosu: Türkiye Sondan İkinci
Eurostat'ın 2024 yılı verilerine göre, Avrupa genelinde asgari ücret uygulayan ülkeler arasında Türkiye, 621 Avro brüt asgari ücretle en düşük seviyelerde bulunuyor. Bu rakam, Avrupa Birliği'nin en yüksek asgari ücrete sahip ülkesi olan Lüksemburg'un (2.571 Avro) yaklaşık dörtte biri seviyesinde. Almanya (2.054 Avro), Fransa (1.767 Avro) ve İspanya (1.323 Avro) gibi ülkelerin oldukça gerisinde kalan Türkiye, yalnızca Bulgaristan (477 Avro) ve Yunanistan (830 Avro) gibi ülkelerle karşılaştırılabilecek düzeyde.
Ancak uzmanlar, brüt asgari ücretin tek başına yeterli bir gösterge olmadığını, satın alma gücünün daha gerçekçi bir tablo çizdiğini belirtiyor. Türkiye'de asgari ücretli bir çalışanın eline geçen net tutar yaklaşık 17.002 TL iken, bu rakamın avro karşılığı yaklaşık 500 Avro'ya denk geliyor. Ancak Türkiye'deki yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetleri, bu ücretin satın alma gücünü ciddi şekilde erozyona uğratıyor.
Yüksek Enflasyon ve Hayat Pahalılığı: Alım Gücü Kaybı Derinleşiyor
Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, Türkiye'de asgari ücretin Avrupa'nın en düşük seviyelerinde olmasının yanı sıra, hayat pahalılığının da en yüksek ülkeler arasında yer aldığına işaret ediyor. TÜİK verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 60'ların üzerinde seyrederken, bağımsız araştırma kuruluşları bu oranın çok daha yüksek olduğunu öne sürüyor. Özellikle gıda, barınma ve enerji gibi temel ihtiyaç kalemlerindeki fiyat artışları, asgari ücretli vatandaşların bütçesini ciddi şekilde zorluyor.
Kozanoğlu, "Avrupa'da asgari ücret, satın alma gücü paritesine göre hesaplandığında dahi Türkiye'nin durumu oldukça vahim. Çünkü Türkiye'deki fiyatlar, birçok Avrupa ülkesiyle yarışır düzeyde. Özellikle ithal ürünlerin fiyatları, döviz kuru nedeniyle Avrupa'nın bazı ülkelerinden bile daha yüksek olabiliyor. Bu durum, düşük ücretin yüksek fiyatlarla birleşmesiyle çalışanların refah seviyesini olumsuz etkiliyor" dedi.
Türkiye'nin Asgari Ücret Politikası ve Uluslararası Karşılaştırmalar
Türkiye'de asgari ücret, yılda bir kez belirlenmekle birlikte, yüksek enflasyon nedeniyle yıl içinde ara zamlar da gündeme gelebiliyor. 2024 yılında yapılan ara zamla birlikte asgari ücret net 17.002 TL'ye yükseltilmişti. Ancak bu artış, enflasyon karşısında eriyerek çalışanların alım gücünü korumakta yetersiz kalıyor.
Uluslararası karşılaştırmalar, Türkiye'nin asgari ücretin GSYH'ye oranı ve satın alma gücü paritesi gibi göstergelerde de Avrupa ortalamasının altında olduğunu gösteriyor. Örneğin, Avrupa Birliği'nde asgari ücretin medyan ücrete oranı ortalama yüzde 60 civarındayken, Türkiye'de bu oran yüzde 40'lara kadar geriliyor. Bu durum, gelir dağılımındaki bozulmanın da bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Değerlendirme: Türkiye'nin Rekabet Gücü ve Çalışan Refahı Dengesi
Türkiye'nin düşük asgari ücreti, uluslararası yatırımcılar açısından düşük işgücü maliyeti avantajı sunarken, iç talebi ve çalışan refahını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, uzun vadede sürdürülebilir bir büyüme için asgari ücretin satın alma gücünü koruyacak şekilde belirlenmesi ve enflasyonun kontrol altına alınması gerektiğini belirtiyor. Aksi takdirde, gelir dağılımındaki bozulma ve beyin göçü gibi sorunların daha da derinleşeceği ifade ediliyor.