Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin Satınalma Gücü Paritesi (SGP) sonuçlarını açıkladı. Verilere göre, Avrupa Birliği (AB) ortalaması 100 kabul edildiğinde Türkiye'nin kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) endeks değeri 67 olarak gerçekleşti. Bu, Türkiye'nin AB ortalamasının yüzde 33 altında olduğu anlamına geliyor. Rakamlar, satın alma gücü açısından Türkiye ile AB arasındaki makasın kapanmadığını gösteriyor.
Satın alma gücünde bölgesel farklılıklar
TÜİK verilerine göre, Türkiye'de en yüksek kişi başına GSYH endeksi İstanbul'da 191,4 olarak kaydedilirken, en düşük değer 41,5 ile Ağrı, Ardahan, Kars ve Iğdır'ın bulunduğu bölgede ölçüldü. İstanbul, AB ortalamasının neredeyse iki katına ulaşırken, Doğu Anadolu bölgesi ortalamanın oldukça altında kaldı. Bu durum, ülke içindeki gelir dağılımı eşitsizliğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
AB ülkeleri arasında en yüksek kişi başına GSYH endeksi 261 ile Lüksemburg'a ait. Onu 163 ile İrlanda ve 142 ile Danimarka izliyor. Listenin sonunda ise 58 ile Bulgaristan ve 67 ile Türkiye yer alıyor. Türkiye'nin endeks değeri, Bulgaristan ve Yunanistan'ın ardından en düşük üçüncü ülke konumunda.
Türkiye ve AB arasındaki makas neden kapanmıyor?
Uzmanlara göre Türkiye'nin satın alma gücünde AB ile arasındaki farkın kapanmamasının birkaç nedeni bulunuyor. Bunların başında yüksek enflasyon ve döviz kuru dalgalanmaları geliyor. Türkiye'de son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon, vatandaşların alım gücünü önemli ölçüde düşürdü. Ayrıca, ekonomik büyüme hızının AB ortalamasının altında kalması da farkın kapanmasını engelliyor.
Öte yandan, kişi başına GSYH'deki düşük seviye, Türkiye'nin gelişmekte olan ülke statüsünde olmasıyla da ilişkilendiriliyor. AB ülkeleri genellikle yüksek gelirli ekonomiler arasında yer alırken, Türkiye orta gelir tuzağından çıkmakta zorlanıyor. Yapısal reformların hayata geçirilememesi, verimlilik artışının sınırlı kalması ve eğitim kalitesindeki eksiklikler, Türkiye'nin AB ile arasındaki farkı kapatmasını zorlaştıran diğer faktörler arasında sayılıyor.
Satın alma gücü paritesi ne anlama geliyor?
Satın alma gücü paritesi, farklı ülkelerdeki fiyat seviyelerini dikkate alarak para birimlerinin alım gücünü karşılaştıran bir göstergedir. SGP'ye göre hesaplanan kişi başına GSYH, ülkeler arasındaki yaşam standardını karşılaştırmada daha sağlıklı bir ölçüt sunar. Örneğin, bir ülkede 1 dolar ile daha fazla mal ve hizmet alınabiliyorsa, o ülkenin SGP endeksi daha yüksek olur.
TÜİK'in açıkladığı veriler, Türkiye'de fiyat seviyelerinin AB ortalamasının altında olduğunu ancak buna rağmen gelir düzeyinin daha düşük olması nedeniyle satın alma gücünün geride kaldığını ortaya koyuyor. Bu durum, Türkiye'deki tüketicilerin daha düşük fiyatlarla karşılaştığı ancak gelirlerinin de sınırlı olduğu anlamına geliyor.
Sonuç ve değerlendirme
Türkiye, satın alma gücünde AB ortalamasının yüzde 33 altında kalarak bölgesel eşitsizliklerle mücadelede daha kat etmesi gereken uzun bir yol olduğunu gösteriyor. Ekonomik büyümenin sürdürülebilir hale getirilmesi, enflasyonun kontrol altına alınması ve yapısal reformların hayata geçirilmesi, Türkiye'nin AB ile arasındaki makası kapatması için elzem görünüyor. Ancak mevcut veriler, iyimser olmak için henüz erken olduğunu işaret ediyor.