Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ishaq Dar ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, gece saatlerinde bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. İki ülke arasındaki diplomatik temasların son örneği olan bu görüşmede, başta Güney Asya ve Orta Doğu olmak üzere bölgesel gelişmeler masaya yatırıldı.
Temasın ayrıntıları
Görüşmenin ana gündem maddesini, son dönemde artan bölgesel gerilimler ve iki ülkeyi ilgilendiren ortak konular oluşturdu. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre, taraflar özellikle İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler çatısı altında iş birliğini güçlendirme konusunda mutabık kaldı. Ayrıca, Türkiye ve Pakistan’ın Afganistan’daki istikrar çabalarına ortak katkı sağlaması da ele alındı.
Stratejik ortaklık vurgusu
Türkiye ve Pakistan arasındaki ilişkiler, tarihi bağların yanı sıra savunma sanayii ve ticaret alanındaki iş birlikleriyle derinleşiyor. İki ülke arasında 2022 yılında imzalanan Tercihli Ticaret Anlaşması ile ticaret hacminin 5 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor. Dışişleri Bakanı Fidan, görüşmede Pakistan’ın Keşmir meselesindeki haklı duruşuna desteklerini yinelerken, Dar da Türkiye’nin Kıbrıs politikasını desteklediklerini ifade etti.
Bölgesel yansımalar
Uzmanlara göre, bu tür üst düzey diplomatik temaslar iki ülkenin bölgesel barış ve iş birliğine verdiği önemi yansıtıyor. Özellikle son dönemde Afganistan ve Güney Asya’da yaşanan gelişmeler, Pakistan’ın bölgesel aktörlerle koordinasyonunu zorunlu kılıyor. Türkiye ise hem NATO üyesi olarak hem de Orta Doğu’da artan etkisiyle bölgesel bir denge unsuru olarak öne çıkıyor.
Görüşme, iki ülke dışişleri bakanlıkları arasında kurulan düzenli istişare mekanizmasının bir parçası olarak değerlendirildi. Önümüzdeki dönemde bakanların yüz yüze bir araya gelmesi de gündemde.
Bağımsız değerlendirmelere göre, Türkiye-Pakistan hattındaki bu yoğun diplomatik trafik, küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde iki ülkenin ortak çıkarlarını koruma ve bölgesel istikrara katkı sağlama yönünde somut adımlar attığını göstermektedir. Özellikle Keşmir ve Kıbrıs konularında karşılıklı destek vurgusu, ilişkilerin stratejik boyutunu pekiştirmektedir.