Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre, Türkiye'nin gayrisafi milli hasılası (GSMH) 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 41,4 oranında artış göstererek 62 trilyon 288 milyar 195 milyon 804 bin liraya ulaştı. Bu rakam, milli gelirin Cumhuriyet tarihinde ulaştığı en yüksek nominal seviye olarak kayıtlara geçti. Artışta yüksek enflasyonun etkisi belirgin olurken, reel büyüme ve ihracattaki toparlanma da katkı sağladı.
Kişi Başına Gelirde Rekor Artış
GSMH'daki bu artışla birlikte kişi başına düşen milli gelir de önemli ölçüde yükseldi. 2024 yılında kişi başına gelir 44 bin dolar seviyesinde iken, 2025'te bu rakam 52 bin doları aşarak yeni bir zirveye ulaştı. Uzmanlar, kişi başına gelirdeki artışın büyük ölçüde döviz kuru ve enflasyondaki gelişmelerden kaynaklandığını, satın alma gücü paritesine göre ise artışın daha sınırlı kaldığını belirtiyor.
Ekonomistler, nominal milli gelirdeki yüzde 41,4'lük artışın, 2025 yılında TÜFE bazlı enflasyonun yüzde 45 civarında gerçekleşmesiyle uyumlu olduğunu ifade ediyor. Reel anlamda büyüme ise yüzde 4,5 olarak tahmin ediliyor. Bu durum, ekonominin pandemi sonrası toparlanma sürecini sürdürdüğünü gösteriyor.
Sektörel Katkılar ve Büyüme Dinamikleri
GSMH artışına en büyük katkı hizmetler sektöründen geldi. Turizm, finans ve lojistik sektörleri yıl boyunca güçlü bir performans sergiledi. Sanayi üretimi ise küresel talepteki yavaşlamaya rağmen iç talep ve devlet teşvikleriyle desteklendi. Tarım sektörü ise kuraklık ve maliyet artışlarına rağmen ılımlı bir büyüme kaydetti.
İhracat tarafında, 2025 yılında mal ve hizmet ihracatı 350 milyar doları aşarak tarihi bir rekor kırdı. Avrupa Birliği ülkelerine yapılan satışlar istikrarlı seyrederken, Orta Doğu ve Orta Asya pazarlarında da önemli artışlar yaşandı. İthalat ise enerji fiyatlarındaki düşüş sayesinde görece kontrol altında kaldı ve dış ticaret açığı GSYH'ye oranla geriledi.
Enflasyon ve Para Politikası Etkisi
Nominal milli gelirdeki yüksek artışın arkasındaki temel faktörlerden biri de yüksek enflasyon oldu. 2025 yılı boyunca enflasyon çift haneli seviyelerde seyretti ve yıl sonunda yüzde 42 olarak gerçekleşti. Merkez Bankası, sıkı para politikası ve kademeli faiz indirimleriyle enflasyonu kontrol altına almaya çalıştı. Buna karşın, ücret artışları ve kamu harcamalarındaki genişleme fiyat baskılarını canlı tuttu.
Uluslararası kuruluşlar, Türkiye ekonomisinin 2026 yılında yüzde 4 civarında büyümesini bekliyor. Ancak jeopolitik riskler, küresel ticaret savaşları ve iç siyasi belirsizlikler öngörüleri gölgeleyebilir. Hükümet yetkilileri, milli gelirdeki artışın refaha yansıması için yapısal reformlara ve verimlilik artışına ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Değerlendirme
Türkiye'nin 2025 yılında 62 trilyon lirayı aşan milli geliri, nominal olarak büyük bir başarı gibi görünse de, bu rakamın satın alma gücü ve gelir dağılımı açısından değerlendirilmesi gerekiyor. Yüksek enflasyon ortamında nominal artışlar yanıltıcı olabilir. Önümüzdeki dönemde ekonomik politikaların odağında enflasyonla mücadele, cari açığın kontrolü ve istihdamın artırılması yer alacak. Milli gelirdeki bu artışın kalıcı refaha dönüşmesi, uygulanacak reformların etkinliğine bağlı.