UBS'nin 2023 Küresel Servet Raporu, Türkiye'nin dolar milyoneri sayısını en hızlı artıran ülkeler arasında dünyada ikinci sıraya yerleştiğini ortaya koydu. Rapora göre, finansal varlıklar ve gayrimenkul fiyatlarında yaşanan yükseliş, zengin sayısındaki bu artışın temel itici gücü oldu. Türkiye’de dolar bazında milyoner sayısı bir yılda yaklaşık yüzde 40 artış gösterdi.
Raporun detayları
UBS Küresel Servet Raporu, dünya genelinde yetişkin bireylerin servet dağılımını analiz ediyor. 2023 verilerine göre, Türkiye'deki dolar milyoneri sayısı 2022'ye kıyasla önemli ölçüde arttı. Bu artışta, Türk Lirası'nın değer kaybına rağmen dolar cinsinden varlıkların yükselmesi ve konut fiyatlarındaki rekor artışlar etkili oldu. Raporda, Türkiye'nin ardından en hızlı artışın Rusya'da görüldüğü belirtildi.
Ekonomik krizle çelişki
Dolar milyoneri sayısındaki bu artış, yüksek enflasyon ve alım gücündeki düşüşle mücadele eden geniş halk kesimleri için çelişkili bir tablo çiziyor. Ekonomistler, zenginliğin belirli bir kesimde yoğunlaştığına ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin arttığına dikkat çekiyor. Gayrimenkul fiyatlarındaki yükseliş, özellikle büyük şehirlerde konut sahibi olanları zenginleştirirken, kiracıları ve dar gelirli vatandaşları olumsuz etkiliyor. Öte yandan, finansal varlıklara yatırım yapanlar da enflasyona karşı korunmanın yollarını aradı.
Küresel karşılaştırma
Dünya genelinde dolar milyoneri sayısı 2023'te 59,4 milyona ulaştı. ABD, 22,7 milyon milyonerle ilk sırada yer alırken, onu Çin, Almanya ve Fransa izledi. Türkiye ise listede 24. sırada bulunuyor. Ancak son bir yıldaki artış hızı açısından Türkiye ikinci sıraya yükseldi. Rapora göre, küresel servet 2022'ye göre yüzde 4,2 azalarak 454,4 trilyon dolara geriledi. Buna rağmen Türkiye'deki artış dikkat çekiyor.
UBS raporu, servet dağılımındaki eşitsizliğin devam ettiğini ve pandemi sonrası dönemde zenginlerin servetinin hızla toparlandığını gösteriyor. Türkiye özelinde ise bu artışın sürdürülebilir olup olmadığı, döviz kuru ve enflasyon dinamiklerine bağlı görünüyor. Ekonomi yönetiminin izlediği politikalar, hem zenginlik yaratma hem de gelir adaleti açısından önümüzdeki dönemde belirleyici olacak.