Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in beraberindeki aşırılık yanlısı grupla İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında Mescidi Aksa'ya düzenlediği baskını şiddetle kınadı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, bu tür provokatif eylemlerin bölgedeki gerginliği artırdığı ve uluslararası hukuka aykırı olduğu vurgulandı. Açıklamada ayrıca İsrail hükümetine, kutsal mekanların statüsüne saygı gösterme çağrısı yapıldı.
Ben-Gvir'in Provokatif Ziyareti
İsrailli aşırı sağcı bakan Ben-Gvir, 3 Ocak 2025 sabahı erken saatlerde Mescidi Aksa Külliyesi'ne girdi. Yanında çok sayıda aşırılık yanlısı Yahudi yerleşimci ve İsrail polisi bulunuyordu. Bakan, burada kısa bir süre dolaştıktan sonra Yahudi duaları ettiği iddia edilen görüntüler paylaştı. Bu ziyaret, özellikle Ramazan ayına denk gelmesi nedeniyle Filistinliler ve İslam dünyasında büyük öfkeye yol açtı. Kudüs İslami Vakıflar İdaresi'ne göre, Ben-Gvir'in bu hareketi kutsal mekanın statüsünün açık ihlali anlamına geliyor. İsrail polisi ise bölgeye ek güvenlik önlemleri alarak Filistinli ibadetçilerin girişini kısıtladı.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Boyut
Mescidi Aksa, İslam'ın üçüncü kutsal mekanı olarak kabul ediliyor ve statüsü 1967'den bu yana var olan statüko ile korunuyor. Bu statükoya göre, Müslüman olmayanların burada ibadet etmesi yasak. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği de Ben-Gvir'in ziyaretini kınayan açıklamalar yaptı. Türkiye'nin tepkisi ise en sertlerden biri oldu. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Bu tür provokasyonlar, bölgede barışı ve istikrarı baltalamaktadır. İsrail hükümetini uluslararası hukuka saygı duymaya ve kutsal mekanların statüsünü korumaya çağırıyoruz" dedi. Ayrıca Türkiye'nin Kudüs Başkonsolosluğu da konuyu İsrail makamlarına resmi olarak iletti.
Tarihsel Bağlam ve Olası Sonuçlar
Mescidi Aksa, uzun yıllardır İsrail-Filistin çatışmasının merkezinde yer alıyor. 2000 yılında Ariel Şaron'un ziyareti İkinci İntifada'yı tetiklemişti. Benzer şekilde, Ben-Gvir'in bu ziyareti de yeni bir gerilim dalgasına yol açabilir. Hamas ve Filistin İslami Cihat Örgütü, ziyaretin ardından İsrail'e karşı misilleme çağrısı yaptı. Bölgedeki güvenlik uzmanları, bu tür eylemlerin geniş çaplı bir çatışmayı tetikleme riski taşıdığı konusunda uyarıyor. Türkiye'nin bu konudaki tavrı, özellikle İslam dünyasında takdir toplarken, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin daha da gerilmesine neden olabilir. İsrail-Türkiye ilişkileri son yıllarda inişli çıkışlı bir seyir izliyordu; bu olay ilişkilerin yeniden normalleşme sürecine zarar verebilir.
Bağımsız değerlendirmeler, Mescidi Aksa'ya yönelik bu tür baskınların sadece dini hassasiyetleri değil, aynı zamanda bölgesel güvenlik dengelerini de tehdit ettiğini ortaya koyuyor. Türkiye'nin kararlı duruşu, uluslararası toplumun bu konuda daha etkin adımlar atması gerektiğini hatırlatıyor. Kudüs'ün statüsü ve kutsal mekanların korunması, barış sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. Aksi halde, domino etkisiyle tüm Ortadoğu'yu etkileyecek yeni bir kriz kaçınılmaz olabilir.