Filistin Uygulamalı Araştırmalar Enstitüsü (ARIJ), işgalci İsrail'in Batı Şeria'nın güneyindeki Beytüllahim kentinde yaklaşık 6 bin dönümlük (6.000 dönüm) alanı kapsayan yeni bir işgal planını onayladığını duyurdu. Plan, bölgedeki Filistin topraklarının ilhakını ve yahudi yerleşim birimlerinin genişletilmesini öngörüyor. ARIJ'in raporuna göre, söz konusu alan tarım arazileri ve doğal kaynaklar açısından zengin olup, binlerce Filistinlinin geçim kaynağını oluşturuyor.
Planın Ayrıntıları
İsrail sivil yönetimi tarafından onaylanan plan, Beytüllahim'in doğusundaki El-Hader, Tekoa ve çevre köylerini kapsıyor. Bölgede iki yeni yerleşim birimi kurulması ve mevcut yerleşimlerin genişletilmesi hedefleniyor. ARIJ verilerine göre, planın uygulanması halinde 15 binden fazla Filistinli doğrudan etkilenecek. Ayrıca, 200'den fazla Filistinli aile evlerini ve topraklarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacak.
Uluslararası Tepkiler
Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, planı kınayarak İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirtti. AB Dış İlişkiler Sözcüsü, "Bu tür tek taraflı adımlar iki devletli çözümü baltalamaktadır" ifadelerini kullandı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada, "İsrail'in ilhak politikaları bölgede barış umutlarını yok etmektedir" dedi.
Ekonomik Boyut
Planın onaylanması, bölge ekonomisini olumsuz etkileyecek. Batı Şeria'da tarım ve hayvancılıkla geçinen Filistinliler, topraklarının kamulaştırılmasıyla gelir kaybı yaşayacak. ARIJ'e göre, plan kapsamındaki arazilerde zeytin, üzüm ve buğday gibi ürünler yetiştiriliyor. İsrail'in bu adımı aynı zamanda Filistinlilerin su kaynaklarına erişimini de kısıtlayacak.
Tarihsel Bağlam
Batı Şeria, 1967'den bu yana İsrail işgali altında. Uluslararası toplum, İsrail yerleşimlerini yasa dışı kabul ediyor. Ancak İsrail, bu bölgeler üzerinde egemenlik iddiasını sürdürüyor. Son yıllarda yerleşim faaliyetlerinin hız kazandığı bölgede, 2023 itibarıyla 500 binin üzerinde yahudi yerleşimci bulunuyor.
Değerlendirme
Bu yeni işgal planı, İsrail'in Filistin topraklarını sistematik olarak ilhak etme stratejisinin bir parçası. İki devletli çözümün giderek imkansızlaştığı bir ortamda, uluslararası toplumun somut adımlar atması gerekiyor. Aksi takdirde, bölgedeki çatışma döngüsü daha da derinleşecek.