Prof. Dr. İpek Gürsel Dino, Türkiye'nin iklim dirençli kentler konusunda yeni nesil şehircilik vizyonuyla COP31'de uluslararası liderlik üstlenebileceğini belirtti. Dino, iklim değişikliğine karşı dirençli, afetlere dayanıklı ve çevresel etkisi düşük şehirlerin inşasının kritik olduğunu vurguladı.
COP31'de Türkiye İçin Stratejik Fırsat
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında düzenlenen COP31 konferansı, iklim krizine karşı kentsel dayanıklılık konusunda önemli bir platform sunuyor. Prof. Dr. İpek Gürsel Dino, bu etkinliğin Türkiye için stratejik bir fırsat olduğunu ifade etti. Dino'ya göre, Türkiye'nin hızla kentleşen nüfusu ve artan iklim riskleri göz önüne alındığında, yeni nesil şehircilik yaklaşımı hem ulusal hem de küresel ölçekte örnek teşkil edebilir.
Dino, "COP31, iklim dirençli kentler konusunda önemli fırsatlar sunuyor. Türkiye, afetlere dayanıklı ve çevresel etkisi düşük yeni nesil şehircilik vizyonuyla uluslararası düzeyde liderlik üstlenmelidir" dedi. Bu vizyonun, enerji verimli binalar, yeşil altyapı, akıllı ulaşım sistemleri ve doğa tabanlı çözümleri içerdiğini belirtti.
İklim Dirençli Kentlerin Önemi
İklim değişikliği, sel, kuraklık, sıcak hava dalgaları gibi aşırı hava olaylarını sıklaştırıyor. Kentler, bu olaylardan en çok etkilenen alanlar. Dünya nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşıyor ve bu oran artıyor. Dolayısıyla şehirlerin iklim değişikliğine uyum sağlaması ve dirençli hale gelmesi hayati önem taşıyor.
Türkiye, son yıllarda iklim değişikliğinin etkilerini derinden hissediyor. 2021'de yaşanan sel felaketleri, orman yangınları ve kuraklık, kentlerin kırılganlığını gözler önüne serdi. Bu bağlamda, yeni nesil şehircilik anlayışı, sadece çevresel sürdürülebilirliği değil, aynı zamanda afet risk yönetimini de kapsamalı.
Prof. Dr. Dino, bu dönüşümün merkezinde yerel yönetimlerin, merkezi hükümetin, özel sektörün ve sivil toplumun iş birliğinin yattığını vurguladı. "İklim dirençli kentler, katılımcı planlama süreçleri, yenilikçi finansman modelleri ve teknoloji transferi ile mümkün" diye ekledi.
Türkiye'nin Potansiyeli ve Yapılması Gerekenler
Türkiye, genç nüfusu, dinamik ekonomisi ve stratejik konumuyla iklim teknolojileri ve yeşil dönüşüm konusunda avantajlara sahip. Yenilenebilir enerji, yeşil binalar, elektrikli ulaşım ve akıllı şebekeler gibi alanlarda yatırımlar artıyor. Ancak, mevcut kentleşme pratikleri hâlâ fosil yakıtlara bağımlı, enerji yoğun ve çevresel etkisi yüksek.
Dino, Türkiye'nin COP31'de liderlik üstlenmesi için şu adımları önerdi:
- Ulusal iklim dirençli kent stratejisi ve eylem planının güncellenmesi,
- Yerel yönetimlerin kapasitesinin güçlendirilmesi ve finansmana erişimlerinin artırılması,
- Kamu-özel sektör iş birliklerinin teşvik edilmesi,
- İklim dostu teknolojilerin Ar-Ge ve inovasyon yoluyla geliştirilmesi,
- Uluslararası iş birlikleri ve bilgi paylaşımının artırılması.
Ayrıca, kentlerin iklim nötr hedeflerine ulaşması için bütüncül bir yaklaşım benimsenmeli. Bu, ulaşım, enerji, atık yönetimi, su yönetimi ve yeşil alanlar gibi sektörleri kapsamalı.
COP31'in Küresel Önemi ve Türkiye'nin Rolü
COP31, Paris Anlaşması'nın uygulanmasını hızlandırmak ve 2030 hedeflerine ulaşmak için kritik bir zirve olacak. İklim finansmanı, karbon fiyatlandırması, adaptasyon ve kayıp-zarar gibi konular masada olacak. Türkiye, COP31'de iklim dirençli kentler konusunu öne çıkararak, hem gelişmekte olan ülkelere örnek olabilir hem de küresel iklim diplomasisinde etkin bir aktör haline gelebilir.
Prof. Dr. Dino, "Türkiye'nin COP31'de liderlik üstlenmesi, sadece ulusal çıkarlar için değil, aynı zamanda küresel iklim hedefleri için de önemli. İklim dirençli kentler, karbon nötr bir geleceğin temel taşıdır" ifadelerini kullandı.
Sonuç olarak, COP31, Türkiye'nin yeni nesil şehircilik vizyonunu uluslararası arenaya taşıması için eşsiz bir fırsat. İklim değişikliğiyle mücadelede kentlerin rolü her geçen gün artıyor. Türkiye, sürdürülebilir, dirençli ve kapsayıcı şehirler inşa ederek hem vatandaşlarının yaşam kalitesini yükseltebilir hem de dünyaya ilham verebilir.