TBMM Genel Kurulu, salı günü çalışmalarına başlayacak ve ilk gündem maddesi olarak Türk Kızılay Kanunu'nu ele alacak. Teklif, Kızılay'ın görev ve yetkilerini ilk kez müstakil bir kanunla düzenleyerek, afet ve acil durumlarda stratejik ürünlerin ihalesiz temin edilebilmesine olanak tanıyacak. Düzenleme, Kızılay'ın yasal statüsünü güçlendirmeyi ve operasyonel kapasitesini artırmayı hedefliyor.
Kızılay'ın Görev ve Yetkileri İlk Kez Tek Kanunda
TBMM Başkanlığı'na sunulan teklif, Türk Kızılayı'nın kuruluşundan bu yana parçalı mevzuat içinde yer alan görev ve yetkilerini tek çatı altında topluyor. Mevcut düzenlemelerde Kızılay'ın faaliyetleri çeşitli kanun, yönetmelik ve genelgelerle yürütülüyordu. Yeni kanun teklifi, derneğin tüzel kişiliğini, organlarını, gelir kaynaklarını ve denetim mekanizmalarını daha açık şekilde tanımlıyor. Böylece Kızılay, afet yönetimi, kan hizmetleri, sosyal yardımlar ve uluslararası insani yardım gibi alanlarda daha etkin hareket edebilecek.
Teklifin gerekçesinde, son yıllarda artan doğal afetler ve acil durumlar karşısında Kızılay'ın hızlı ve esnek bir şekilde hareket edebilmesi gerektiği vurgulanıyor. Özellikle 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrasında yaşanan lojistik zorluklar, mevcut mevzuatın güncellenmesi ihtiyacını ortaya koymuştu. Yeni kanun, Kızılay'a afet bölgelerinde ihtiyaç duyulan malzeme ve hizmetleri daha hızlı temin etme yetkisi tanıyacak.
İhalesiz Alım ve Stratejik Ürün Temini
Teklifin en çok tartışılan maddelerinden biri, afet ve acil durumlarda Kızılay'ın stratejik ürünleri ihalesiz olarak temin edebilmesinin önünü açması. Buna göre, olağanüstü hallerde çadır, battaniye, gıda, su, ilaç, tıbbi malzeme gibi kritik ihtiyaçlar için doğrudan alım yapılabilecek. Bu düzenleme, bürokratik süreçlerin uzaması nedeniyle yaşanan gecikmelerin önüne geçmeyi amaçlıyor. Kamu ihale mevzuatına getirilen istisna, yalnızca afet ve acil durumları kapsayacak; normal dönemlerde ihale kuralları geçerli olmaya devam edecek.
Muhalefet partileri, denetim ve şeffaflık endişelerini dile getirerek düzenlemenin sınırlarının net çizilmesi gerektiğini savunuyor. İktidar kanadı ise düzenlemenin afet yönetiminde hız kazandıracağını, suiistimal riskini önlemek için Sayıştay denetiminin süreceğini belirtiyor. Teklifte, Kızılay'ın yıllık faaliyet raporlarının kamuoyuyla paylaşılması ve bağımsız denetime tabi tutulması da öngörülüyor.
Kızılay'ın Tarihsel Rolü ve Yasal Statüsü
Türk Kızılayı, 1868 yılında "Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti" adıyla kuruldu. 1877'de "Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti" adını alan kurum, Cumhuriyet döneminde 1923'te "Türkiye Hilal-i Ahmer Cemiyeti", 1935'te ise "Türkiye Kızılay Cemiyeti" olarak yeniden yapılandırıldı. 1947'de kamu yararına çalışan dernek statüsü kazanan Kızılay, 2007'de çıkarılan 5253 sayılı Dernekler Kanunu'na tabi olsa da halen özel bir kanunla düzenlenmemişti. Bu yönüyle teklif, Kızılay'ın 155 yıllık tarihinde bir ilk olma özelliği taşıyor.
Kızılay, uluslararası alanda 1863'te kurulan Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu'nun (IFRC) kurucu üyelerinden biri. Türkiye'nin taraf olduğu Cenevre Sözleşmeleri çerçevesinde, silahlı çatışma ve afet durumlarında tarafsız yardım kuruluşu olarak görev yapıyor. Yeni kanun teklifi, bu uluslararası yükümlülükleri de iç hukuka daha uyumlu hale getirmeyi hedefliyor.
Kızılay'ın Gelir Kaynakları ve Denetim
Teklifle Kızılay'ın gelir kaynakları arasında bağışlar, yardım toplama kampanyaları, kan ve kan ürünleri gelirleri, taşınmaz gelirleri ve uluslararası fonlar sayılıyor. Kurumun mali tablolarının bağımsız denetimden geçirilmesi ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'na yıllık rapor sunması da teklifte yer alıyor. Böylece Kızılay'ın mali şeffaflığının artırılması ve kamuoyu güveninin pekiştirilmesi amaçlanıyor.
Genel Kurul'da teklifin salı günü görüşülmeye başlanması ve hafta içinde oylanması bekleniyor. Kabul edilmesi halinde Kızılay, ilk kez kendine ait müstakil bir kanuna kavuşacak ve afet yönetimindeki rolü yasal olarak daha güçlü bir zemine oturacak. Düzenlemenin, önümüzdeki dönemde Kızılay'ın hem ulusal hem de uluslararası operasyonlarında etkinliğini artırması öngörülüyor.
Kızılay'ın yasal çerçevesinin güncellenmesi, Türkiye'nin afet yönetimi kapasitesi açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak ihalesiz alım yetkisinin kötüye kullanılmaması için denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve şeffaflığın sağlanması, düzenlemenin başarısı için belirleyici olacak. Kamuoyu, Kızılay'ın artan sorumluluklarını ne ölçüde yerine getireceğini ve yeni kanunun pratikte nasıl işleyeceğini yakından takip edecek.