Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’e ilişkin ortaya çıkan yazışmalar, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. İddialara göre Sonel, kendisini sosyal medyada eleştiren bir vatandaşın bulunması için emir verdi ve vatandaşın darbedilip fotoğraflarının çekilerek kendisine gönderildiği öne sürüldü. Olayın 'mafya filmi'ni aratmadığı yorumları yapılırken, dosya kapsamında yeni gelişmeler yaşanıyor.
Yazışmaların İçeriği ve İddialar
İddiaya göre, Tuncay Sonel sosyal medyada kendisine yönelik bir eleştiriye sinirlenerek, emniyet birimlerine talimat verdi. Talimatın ardından eleştiriyi yapan vatandaş bulundu, gözaltına alındı ve darbedildi. Darp anının fotoğrafları çekilerek Sonel’e iletildi. Yazışmalarda, vatandaşın ‘terbiye edilmesi’ yönünde ifadeler yer aldığı belirtiliyor. Bu iddialar, Gülistan Doku davasında şüpheli olarak yer alan Sonel’in dosyasına eklenen yeni deliller arasında bulunuyor.
Gülistan Doku Dosyası ve Bağlantısı
Eski vali Tuncay Sonel, Gülistan Doku adlı kadının şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmada ‘görevi kötüye kullanma’ suçlamasıyla tutuklanmıştı. Doku, 2023 yılında Tunceli’de kaybolmuş ve cesedi 19 gün sonra bulunmuştu. Olayın üzerindeki sis perdesi, Sonel’in talimatları ve müdahaleleri olduğu iddialarını gündeme getirmişti. Şimdi ortaya çıkan yazışmalar, bu iddiaları güçlendirirken, Sonel’in benzer bir yöntemi başka bir vatandaşa karşı da kullandığını gösteriyor.
Kamuoyunda Tepkiler
Yazışmaların medyaya yansımasının ardından siyasi partilerden ve sivil toplum kuruluşlarından sert tepkiler geldi. CHP ve İYİ Parti yetkilileri, olayın ‘devlet içinde devlet’ yapılanmasının bir örneği olduğunu savunurken, hukukçular bu tür uygulamaların hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını vurguladı. Adalet Bakanlığı ise konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı. Sosyal medyada ise #TuncaySonel etiketi kısa sürede trend oldu.
Ortaya çıkan belgeler, sadece Tuncay Sonel’in değil, benzer yöntemlerin diğer kamu görevlileri tarafından da kullanılıp kullanılmadığı sorusunu akıllara getiriyor. Türkiye’de kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarını yeniden alevlendiren bu gelişme, yargı sürecinde nasıl bir sonuç doğuracağı merakla bekleniyor. Bağımsız değerlendirmelere göre, bu tür olayların önlenmesi için idari ve cezai yaptırımların caydırıcı hale getirilmesi ve vatandaşların temel haklarının korunması adına daha etkin mekanizmaların oluşturulması gerekiyor.