Türkiye'de tüketici kredileri, Haziran ayında yeniden ivme kazanarak yıllıklandırılmış ve kur etkisinden arındırılmış bazda yüzde 40,9'a yükseldi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Turkey Data Monitor verilerine göre, aynı dönemde ticari kredi büyümesi yüzde 20 seviyesine gerileyerek belirgin bir ayrışma ortaya koydu. Bu gelişme, ekonomi yönetiminin kredi politikalarındaki dengelenme çabalarına rağmen bireysel talebin canlı kaldığını gösteriyor.
Tüketici kredilerinde yükseliş eğilimi
Haziran ayı itibarıyla tüketici kredilerinin 13 haftalık yıllıklandırılmış büyüme oranı yüzde 40,9 olarak gerçekleşti. Bu oran, Mayıs ayındaki yüzde 37,2 seviyesine göre 3,7 puanlık bir artışa işaret ediyor. Özellikle ihtiyaç kredileri ve taşıt kredilerindeki canlanma, tüketici kredilerindeki yükselişte belirleyici oldu. BDDK verilerine göre, ihtiyaç kredileri Haziran'da bir önceki aya göre yüzde 5,3 artarken, taşıt kredileri yüzde 7,8 yükseldi. Konut kredileri ise daha ılımlı bir seyir izleyerek yüzde 2,4 artış gösterdi.
Uzmanlar, tüketici kredilerindeki bu artışın enflasyon beklentileri ve faiz oranlarındaki dalgalanmalarla ilişkili olduğunu belirtiyor. Yüksek enflasyon ortamında tüketicilerin satın alma güçlerini korumak için krediye yöneldiği değerlendiriliyor. Ayrıca, bankaların bireysel kredi faizlerinde yaptığı promosyon kampanyaları da talebi destekliyor. Ancak, bu durum Merkez Bankası'nın sıkı para politikası duruşuyla çelişkili bir görüntü çiziyor.
Ticari kredilerde daralma sürüyor
Tüketici kredilerinin aksine, ticari kredi büyümesi Haziran'da yüzde 20 seviyesine gerileyerek yavaşlama eğilimini sürdürdü. Mayıs ayında yüzde 23,4 olan oran, Haziran'da 3,4 puan düşüş gösterdi. Ticari kredilerdeki bu daralma, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) finansmana erişiminde zorluk yaşadığına işaret ediyor. Sektör temsilcileri, yüksek faiz ortamının yatırım ve işletme sermayesi ihtiyaçlarını olumsuz etkilediğini ifade ediyor.
BDDK verilerine göre, ticari kredilerin toplam krediler içindeki payı da geriledi. Haziran sonu itibarıyla ticari kredilerin toplam kredilere oranı yüzde 58,3'e inerken, tüketici kredilerinin payı yüzde 41,7'ye yükseldi. Bu değişim, ekonominin üretim ve yatırım tarafındaki durgunluğa karşın tüketim talebinin güçlü kaldığını ortaya koyuyor.
Kredi büyümesinde ayrışma ne anlama geliyor?
Uzmanlara göre, tüketici ve ticari krediler arasındaki büyüme farkı, ekonominin iç talebe dayalı yapısını yansıtıyor. Tüketici kredilerindeki ivmelenme, özel tüketim harcamalarında bir canlanma olasılığını artırırken, ticari kredilerdeki yavaşlama yatırım iştahının zayıfladığını gösteriyor. Bu durum, cari açık ve enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk oluşturabilir. Merkez Bankası'nın sıkı duruşu sürerken, tüketici kredilerinin bu denli hızlı büyümesi, faiz indirim beklentilerini öteleyebilir ve para politikasının etkinliğini sorgulatabilir.
Ekonomi yönetimi, kredi büyümesinde daha dengeli bir seyir hedefliyor. Ancak mevcut veriler, tüketici kredilerindeki artışın kontrol altına alınması için ek önlemler gerekebileceğine işaret ediyor. Kredi kartı limitleri, bireysel kredi taksit sınırları gibi makroihtiyati araçların gündeme gelme ihtimali bulunuyor. Önümüzdeki dönemde, bu ayrışmanın devam edip etmeyeceği ve ekonomiye etkileri yakından takip edilecek.