Türk Tabipleri Birliği (TTB) Halk Sağlığı Kolu, son dönemde 'Ailem Güvende' adı altında yürütülen soruşturma ve operasyonlarda LGBTİ+ hak savunucu örgütlerin yanı sıra HIV ile yaşayan bireylerin haklarını savunan ve sağlık hizmetlerine erişimini destekleyen sivil toplum kuruluşlarının da hedef alınmasına sert tepki gösterdi. TTB, yaptığı yazılı açıklamada, bilimsel bilgiye erişimin ve sağlık hakkının 'aileyi koruma' gerekçesiyle sınırlandırılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Açıklamada, bu tür uygulamaların toplum sağlığını tehdit ettiği ve Anayasa'nın güvence altına aldığı temel hakları ihlal ettiği belirtildi.
Operasyonların Hedefinde Sağlık Savunucuları Var
Edinilen bilgilere göre, 'Ailem Güvende' adı altında yürütülen soruşturmalar kapsamında birçok ilde eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Operasyonlarda, LGBTİ+ derneklerinin yanı sıra HIV ile yaşayan bireylerin damgalanmasını önlemeye çalışan, test ve tedavi hizmetlerine yönlendirme yapan sivil toplum kuruluşları da hedef alındı. Gözaltına alınanlar arasında sağlık çalışanları, avukatlar ve insan hakları savunucuları da bulunuyor. TTB Halk Sağlığı Kolu, bu kişilerin toplum sağlığına katkı sağlayan faaliyetler yürüttüğünü, suçlanmalarının bilimsel ve hukuki dayanağının olmadığını ifade etti.
TTB açıklamasında, HIV ile yaşayan bireylerin sağlık hizmetlerine erişiminin pandemi döneminde dahi aksamaması gerektiği vurgulandı. Ancak son operasyonların, bu kişilerin kendilerini güvende hissetmelerini engellediği ve sağlık hizmetlerine başvurmaktan çekinmelerine yol açtığı belirtildi. Uzmanlar, bu tür korkuların HIV test ve tedavi oranlarını düşüreceğini, dolayısıyla yeni enfeksiyonların artabileceğini dile getiriyor.
Bilimsel Bilgiye Erişim Engellenemez
TTB Halk Sağlığı Kolu, 'aileyi koruma' gerekçesiyle bilimsel bilgiye erişimin sınırlandırılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Açıklamada, cinsel sağlık ve üreme sağlığı bilgilerine erişimin, bireylerin korunması için hayati önem taşıdığı ifade edildi. Bilimsel verilere göre, kapsamlı cinsel eğitim ve bilgiye erişim, istenmeyen gebelikleri, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonları ve HIV yayılımını azaltıyor. Bu nedenle, bilgiyi kısıtlamak 'aileyi korumak' değil, aksine aileleri risk altına sokmak anlamına geliyor.
TTB, sağlık hakkının uluslararası sözleşmelerle ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 56. maddesiyle güvence altına alındığını hatırlattı. Sağlık hizmetlerine erişimin herkes için eşit ve ayrımcılıktan uzak olması gerektiği vurgulandı. Operasyonların, sağlık çalışanlarını ve savunucuları hedef almasının, hastaların sağlık kuruluşlarına güvenini sarsacağı belirtildi.
Toplum Sağlığı Üzerindeki Olası Etkiler
TTB Halk Sağlığı Kolu'nun uyarıları, halk sağlığı uzmanları tarafından da destekleniyor. Uzmanlara göre, HIV ile yaşayan bireylerin ve risk gruplarının damgalanması, test ve tedavi hizmetlerine erişimi zorlaştırıyor. Türkiye'de HIV vakalarının son yıllarda artış gösterdiği düşünülürse, bu tür operasyonların salgınla mücadeleyi sekteye uğratması muhtemel. Ayrıca, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan aksamalar, sadece HIV değil, diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve ruh sağlığı sorunları için de risk oluşturuyor.
Sivil toplum kuruluşları, yıllardır HIV ile yaşayan bireylere psikososyal destek, test ve tedaviye yönlendirme, damgalama ile mücadele gibi konularda hizmet veriyor. Bu kuruluşların kapatılması veya çalışanlarının gözaltına alınması, savunmasız grupların yalnız kalmasına neden oluyor. TTB, bu kuruluşların çalışmalarının bilimsel ve insan hakları temelli olduğunu, suç unsuru taşımadığını belirterek, operasyonların derhal durdurulmasını talep etti.
Siyasi ve Hukuki Boyut
'Ailem Güvende' adı altındaki operasyonlar, hükümetin son dönemde LGBTİ+ ve sivil toplum karşıtı söylemlerinin bir parçası olarak görülüyor. Muhalefet partileri ve insan hakları örgütleri, operasyonların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve Anayasa'ya aykırı olduğunu savunuyor. TTB Halk Sağlığı Kolu, sağlık hakkının siyasi tartışmalara malzeme edilmemesi gerektiğini vurguladı.
TBMM'de konuyla ilgili soru önergeleri verildiği ve bazı milletvekillerinin operasyonları kınadığı biliniyor. Ancak hükümet kanadından henüz resmi bir açıklama gelmedi. TTB, konuyu yargıya taşıyacaklarını ve uluslararası sağlık kuruluşlarına da bildireceklerini duyurdu.
Bağımsız Değerlendirme
Sağlık hakkı, uluslararası hukukta ve Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmelerde temel bir insan hakkı olarak tanımlanıyor. Bilimsel bilgiye erişim ise, sağlığın korunması ve geliştirilmesi için vazgeçilmez. 'Ailem Güvende' gibi söylemlerle yürütülen operasyonlar, kısa vadede belirli grupları hedef alsa da, uzun vadede toplum sağlığını tehdit ediyor. HIV gibi bulaşıcı hastalıklarla mücadelede, damgalama ve kriminalizasyon değil, bilimsel temelli, hak temelli yaklaşımlar başarı getiriyor. Bu nedenle, sağlık savunucularının ve sağlık hizmeti sunan sivil toplum kuruluşlarının desteklenmesi, hedef alınmaması gerekiyor. TTB'nin çağrısı, sadece bir meslek örgütünün değil, tüm toplumun sağlığını korumaya yönelik bir uyarı niteliğinde.