Türk Tabipleri Birliği (TTB), Muhsin Yazıcıoğlu'nun 2009'da hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan adli tıp uzmanları için tutuksuz yargılama çağrısı yaptı. TTB, yaptığı yazılı açıklamada, tutuklamaların bilimsel faaliyetleri ve adli tıp pratiğini olumsuz etkilediğini belirterek, yargı sürecinin tutuksuz devam etmesini istedi. Açıklama, adli tıp camiasında ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
TTB'nin açıklaması ve gerekçeleri
TTB, adli tıp uzmanlarının tutuklanmasının 'bilimsel özgürlüğü ve bağımsız bilirkişilik müessesesini zedelediğini' vurguladı. Açıklamada, 'Adli tıp uzmanları, yalnızca görevlerini yerine getirirken edindikleri bilimsel kanaatleri nedeniyle tutuklanmamalıdır. Tutuklama, yargılamanın selameti için değil, baskı aracı olarak kullanılmamalıdır' denildi. TTB ayrıca, tutuklamaların diğer adli tıp uzmanları üzerinde caydırıcı etki yaratacağını, bunun da gerçeğin ortaya çıkarılmasını engelleyeceğini savundu.
Muhsin Yazıcıoğlu, 25 Mart 2009'da Kahramanmaraş'ta helikopter kazası sonucu hayatını kaybetmişti. Kaza sonrası yürütülen soruşturmada, adli tıp raporlarındaki bazı bulgular tartışma konusu olmuş, olayın 'suikast' iddiaları gündeme gelmişti. Soruşturma kapsamında, kaza yerinde inceleme yapan ve otopsi sürecinde görev alan bazı adli tıp uzmanları 'delilleri karartmak' ve 'gerçeğe aykırı rapor düzenlemek' suçlamalarıyla tutuklanmıştı. TTB, bu tutuklamaların bilimsel bir tartışmayı cezai boyuta taşıdığını belirtiyor.
Adli tıp camiasından destek
TTB'nin çağrısına, çeşitli üniversitelerden adli tıp ana bilim dalı başkanları ve uzmanlar destek verdi. Bazı akademisyenler, tutuklamaların 'bilirkişilik kurumuna güveni sarstığını' ifade etti. Adli Tıp Uzmanları Derneği de benzer bir açıklama yaparak, tutuklu yargılamanın 'adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini' öne sürdü. Dernek, adli tıp raporlarının bilimsel yöntemlerle hazırlandığını, raporlar arasındaki farklılıkların 'kasıt' değil 'bilimsel yorum farkı' olabileceğini vurguladı.
Hukukçular ise konuyu iki yönlü değerlendiriyor. Bir grup hukukçu, tutuklamanın 'delilleri karartma şüphesi' varsa gerekli olabileceğini savunurken, diğerleri tutuksuz yargılamanın yeterli olacağını, tutuklamanın 'cezalandırma' amacı taşıyamayacağını belirtiyor. Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre tutuklama için 'kuvvetli suç şüphesi' ve 'kaçma veya delil karartma şüphesi' gibi koşullar aranıyor. TTB, somut delil olmadan tutuklama yapıldığını iddia ediyor.
Soruşturmanın geldiği aşama
Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması, 2009'dan bu yana zaman zaman gündeme geliyor. Kaza sonrası hazırlanan ilk adli tıp raporunda 'kaza' denilmiş, ancak daha sonra yapılan incelemelerde helikopterin düşme nedenine ilişkin farklı görüşler ortaya atılmıştı. Soruşturma kapsamında, aralarında askeri personel ve sivil uzmanların da bulunduğu çok sayıda kişi ifade vermiş, bazıları tutuklanmıştı. Son olarak, adli tıp uzmanlarının tutuklanması, soruşturmanın 'bilirkişi boyutunu' da tartışmaya açtı.
TTB, tutuklu adli tıp uzmanlarının bir an önce serbest bırakılması ve yargılamanın tutuksuz sürdürülmesi için Adalet Bakanlığı'na ve ilgili mahkemelere başvuruda bulunacağını açıkladı. TTB Başkanı, 'Adli tıp, adaletin gözü kulağıdır. Bu gözü kapatmak, adalete darbe vurur' ifadelerini kullandı. TTB, ayrıca konuyu TBMM İnsan Hakları Komisyonu'na taşıyacaklarını duyurdu.
Değerlendirme
Adli tıp uzmanlarının tutuklanması, Türkiye'de bilirkişilik müessesesinin bağımsızlığı ve bilimsel özgürlük açısından kritik bir eşik olarak görülüyor. TTB'nin çağrısı, yalnızca bu dava özelinde değil, tüm adli tıp pratiği için bir uyarı niteliğinde. Bilimsel raporların içeriği nedeniyle tutuklama, uzmanların bundan sonra 'risk almadan rapor yazma' eğilimine girmesine yol açabilir. Bu durum, gerçeğin ortaya çıkarılmasını zorlaştırırken, adalete olan güveni de sarsar. Tutuklama, yalnızca somut delil ve kaçma şüphesi varsa başvurulması gereken bir tedbir; bilimsel tartışmanın tarafı olan uzmanlar için değil.