The Economist dergisinin Eylül ayının ilk haftasında yayımlanan sayısında, bir kitapçıyı ya da sahafı iyi yapan özellikleri irdeleyen bir yazı yer aldı. Yazı, kitap satın alma ile okuma arasındaki ilişkiyi sorgularken, Japonya’da ortaya çıkan “tsundoku” kavramını merkeze alıyor. Tsundoku, kitap satın alıp onları okumadan biriktirme alışkanlığını ifade ediyor. Bu kavram, özellikle dijital çağda fiziksel kitabın anlamını ve kitapçıların işlevini yeniden düşünmeye davet ediyor.
Tsundoku Nedir?
Japonca “tsunde-oku” (üst üste yığmak) ve “doku” (okumak) kelimelerinin birleşiminden oluşan tsundoku, satın alınan ancak okunmayan kitapların oluşturduğu yığınları tanımlıyor. Bu kavram, yalnızca bir alışkanlık bozukluğu değil, aynı zamanda kitaba duyulan arzunun ve bilgiye erişme isteğinin bir yansıması olarak görülüyor. The Economist yazısı, tsundoku’nun modern insanın kitapla kurduğu karmaşık ilişkiyi anlamada anahtar bir kavram olduğunu vurguluyor.
Yazıya göre, kitap satın almak, okumaktan bağımsız bir haz kaynağı olabilir. Kitapçı raflarında dolaşmak, potansiyel okuma deneyimlerini hayal etmek, bireyin entelektüel kimliğini inşa etmesine katkı sağlar. Tsundoku, bu yönüyle bir tür “potansiyel okuma” arşivi işlevi görür.
İyi Bir Kitapçı ya da Sahafı Ayırt Etmek
The Economist’in incelediği makale, iyi bir kitapçının yalnızca kitap satan bir dükkân olmadığını, aynı zamanda bir küratörlük ve keşif alanı olduğunu belirtiyor. Sahaf ise, nadir ve ikinci el kitapların izini süren, koleksiyonerlere hitap eden bir uzman olarak tanımlanıyor. İyi bir sahaf, kitapların yalnızca fiziksel durumunu değil, aynı zamanda onların hikâyesini ve bağlamını da bilir.
Yazıda, kitapçıların karşılaştığı ekonomik zorluklara da değiniliyor. Artan kiralar, dijital platformların rekabeti ve pandemi sonrası değişen alışveriş alışkanlıkları, bağımsız kitapçıları zorluyor. Buna rağmen, tsundoku kültürünün yaygınlaşması, fiziksel kitap satışlarını ayakta tutan bir etken olarak öne çıkıyor. İnsanlar okumayacaklarını bilseler bile kitap alıyor; bu da kitapçılara hayatta kalma imkânı tanıyor.
Dijital Çağda Fiziksel Kitabın Anlamı
E-kitaplar ve sesli kitaplar hızla yaygınlaşırken, basılı kitap nostaljik bir nesne olmanın ötesine geçiyor. Araştırmalar, fiziksel kitap okumanın hafızada daha kalıcı izler bıraktığını gösteriyor. Ayrıca, kitap sahibi olmak, bireyin kimliğini ve statüsünü yansıtan bir gösterge haline geliyor. Tsundoku, bu bağlamda, tüketim toplumunun bir yansıması olarak da okunabilir.
The Economist yazısı, kitap biriktirmenin yalnızca bireysel bir zayıflık değil, aynı zamanda kültürel bir sermaye birikimi olduğunu savunuyor. Kitaplarla dolu evler, entelektüel bir atmosfer yaratır ve çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmada rol oynar. Ancak aşırı birikim, beraberinde depolama ve düzen sorunlarını da getirir.
Türkiye’de Durum
Türkiye’de de tsundoku yaygın bir alışkanlık. Özellikle büyük şehirlerdeki sahaf ve kitapçılar, okurların ilgisini çekmeye devam ediyor. İstanbul’daki Beyazıt ve Kadıköy’deki sahaf çarşıları, Ankara’daki Kızılay ve İzmir’deki Kemeraltı gibi bölgeler, kitap avcılarının uğrak noktaları. Pandemi döneminde online kitap satışları artsa da, fiziksel kitapçılar sadık müşterilerini koruyor. Son yıllarda ikinci el kitap platformlarının yükselişi, sahaf kültürünü dijitalleştirse de, tsundoku alışkanlığı bu platformlarda da sürüyor.
Tsundoku’nun Geleceği
Yapay zekâ destekli öneri sistemleri, kişiselleştirilmiş okuma listeleri sunsa da, tsundoku’nun temel dinamiği değişmiyor: satın alma anındaki haz. The Economist yazısı, bu hazzın kitap endüstrisi için bir can simidi olduğunu, ancak okuma oranlarının düşmesinin uzun vadede kültürel bir sorun oluşturduğunu belirtiyor. Tsundoku, bir yandan kitap satışlarını beslerken, diğer yandan okuma eylemini erteler. Bu ikilem, modern okurun en temel çelişkilerinden biri olarak öne çıkıyor.
Sonuç olarak, tsundoku yalnızca bir kitap biriktirme alışkanlığı değil; aynı zamanda bireyin bilgiyle, zamanla ve tüketimle kurduğu ilişkinin bir aynası. İyi bir kitapçı ya da sahaf, bu ilişkiyi anlayan ve yönlendiren bir rehberdir. Kitaplara yenilme sanatı, belki de okumaktan çok, onlara sahip olma arzusunda yatıyor.