ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Ukrayna savaşına yönelik politikasında keskin bir dönüş yaparak Kiev'e olan desteğini azalttı ve Moskova'nın toprak taleplerini içeren bir barış planına yaklaştı. Trump'ın Özel Temsilcisi Jared Kushner, barış taslağının büyük ölçüde hazır olduğunu ancak Ukrayna'nın süreci tıkadığını açıkladı. Kremlin ise üçlü müzakere için kasım ayını işaret etti. Bu gelişme, savaşın seyrini ve uluslararası dengeleri derinden etkileyecek nitelikte.
Trump'ın Stratejik Dönüşü ve Moskova'ya Yakınlaşma
ABD Başkanı Donald Trump, göreve geldiğinden bu yana Ukrayna savaşında dengeli bir politika izlemeye çalışsa da son haftalarda Moskova'ya yönelik açıklamaları dikkat çekiyor. Trump yönetimi, Kiev'e askeri ve mali yardımı askıya alma sinyalleri verirken, Rusya'nın ilhak ettiği toprakları tanıma konusunda esneklik gösterebileceğini ima etti. Özel Temsilci Jared Kushner, yaptığı açıklamada barış taslağının büyük ölçüde hazır olduğunu, ancak Ukrayna'nın bu süreci tıkadığını belirtti. Kushner, "Ukrayna tarafı, toprak tavizleri konusunda isteksiz davranarak müzakereleri zorlaştırıyor" dedi. Bu sözler, Washington'un Kiev'e yönelik baskısını artıracağı yorumlarına yol açtı.
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov ise üçlü bir müzakere formatı için kasım ayını işaret etti. Peskov, "ABD, Ukrayna ve Rusya arasında üst düzey bir görüşme için kasım ayı uygun olabilir. Ancak öncelikle Ukrayna'nın gerçekçi bir tutum sergilemesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de bu sürece sıcak baktığı ve Trump ile yüz yüze görüşmeye hazır olduğu belirtiliyor.
Ukrayna'nın Tepkisi ve Avrupa'nın Endişeleri
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Trump yönetiminin bu tutum değişikliğinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Zelenski, "Toprak bütünlüğümüzden asla taviz vermeyeceğiz. Barış, ancak Rusya'nın işgal ettiği tüm topraklardan çekilmesiyle mümkündür" dedi. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha ise ABD'nin arabuluculuğunun taraflı hale geldiğini savundu. Kiev yönetimi, Batı'dan daha fazla askeri destek beklerken, Washington'un Moskova'ya yakınlaşmasını endişeyle izliyor.
Avrupa Birliği ve NATO müttefikleri de gelişmeleri kaygıyla takip ediyor. Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, "Ukrayna'nın toprak bütünlüğü pazarlık konusu olamaz. Avrupa olarak Kiev'in yanındayız" açıklamasını yaptı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Trump'ın planının Avrupa güvenliğini tehdit ettiğini belirtti. ABD'nin bu dönüşü, transatlantik ilişkilerde yeni bir çatlak yaratabilir.
Barış Taslağının Detayları ve Olası Senaryolar
Kushner'ın açıklamalarına göre barış taslağı, Rusya'nın ilhak ettiği Kırım ve Donbas bölgelerinin fiili durumunun tanınmasını, Ukrayna'nın NATO üyeliğinden vazgeçmesini ve ağır silahlardan arındırılmış bir tampon bölge oluşturulmasını içeriyor. Ayrıca, uluslararası gözlemciler eşliğinde seçimlerin yapılması ve savaş suçluları için sınırlı bir af öngörülüyor. Ukrayna tarafı, bu maddeleri "teslimiyet belgesi" olarak nitelendiriyor.
Uzmanlar, Trump'ın bu hamlesinin iç politik motivasyonlardan kaynaklandığını belirtiyor. 2024 seçimlerine hazırlanan Trump, savaşı sona erdirerek ekonomik kaynakları içeriye aktarmayı ve seçmen tabanına "savaşları bitiren lider" imajı vermeyi hedefliyor. Ancak bu strateji, ABD'nin küresel liderlik imajını zedeleyebilir ve Rusya'nın Avrupa'daki etkisini artırabilir.
Sonuç: Belirsizlik ve Riskler
Trump yönetiminin Ukrayna savaşındaki rotayı Moskova lehine değiştirmesi, savaşın gidişatını ve uluslararası düzeni kökten etkileyecek. Ukrayna'nın direnci, Avrupa'nın tutumu ve Rusya'nın esnekliği belirleyici olacak. Eğer taraflar anlaşırsa, savaş 2025'te sona erebilir; ancak bu, Ukrayna'nın toprak kaybını ve Batı ittifakının zayıflamasını beraberinde getirebilir. Barış görüşmeleri başlarsa, Türkiye gibi arabulucu ülkelerin rolü artabilir. Şimdilik, tüm gözler kasım ayındaki olası üçlü zirvede.