ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan ile yapılması planlanan sivil nükleer anlaşmanın, Riyad yönetiminin İsrail ile normalleşme sürecini kabul etmesine bağlı olduğunu açıkladı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Trump'ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yaptığı telefon görüşmesinde bu şartı ilettiği belirtildi. Trump, "Suudi Arabistan'ın nükleer enerji alanında iş birliği yapabilmesi için öncelikle İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi gerekiyor. Bu, bölgede barışın tesisi için kritik bir adım" ifadelerini kullandı. Ancak analistler, mevcut jeopolitik denklemde bu şartın Suudi Arabistan tarafından kabul edilmesinin zor olduğunu vurguluyor.
Suudi Arabistan'ın nükleer hedefleri ve İsrail faktörü
Suudi Arabistan, 2030 Vizyonu kapsamında nükleer enerjiye büyük yatırım yapmayı planlıyor. Ülke, enerji ihtiyacını karşılamak ve petrol bağımlılığını azaltmak için sivil nükleer programını hızlandırmak istiyor. Ancak Washington yönetimi, bu programın barışçıl amaçlarla sınırlı kalmasını ve bölgedeki nükleer silahlanma yarışını tetiklememesini talep ediyor. İsrail ile normalleşme şartı, Trump yönetiminin bölge politikasında öncelikli hedeflerinden biri haline geldi. 2020'de imzalanan İbrahim Anlaşmaları ile Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Fas gibi ülkeler İsrail ile ilişkilerini normalleştirmişti. Suudi Arabistan'ın da bu sürece dahil olması, ABD için büyük bir diplomatik başarı olarak görülüyor. Ancak Gazze'deki savaş ve Filistin sorununun çözümsüzlüğü, Riyad yönetimini normalleşme konusunda temkinli davranmaya itiyor.
Gazze savaşı diplomatik süreci durdurdu
7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşı, Suudi Arabistan-İsrail normalleşme sürecini kesintiye uğratmıştı. Savaş öncesinde Riyad ve Tel Aviv arasında ABD arabuluculuğunda ilerleyen görüşmeler, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları nedeniyle askıya alınmıştı. Suudi Arabistan, Filistin devletinin kurulması ve Kudüs'ün statüsü gibi konularda somut adımlar atılmadan normalleşmenin mümkün olmayacağını defalarca dile getirdi. Trump yönetiminin bu şartı, mevcut koşullarda Riyad için kabul edilebilir görünmüyor. Orta Doğu uzmanı Dr. Ali El-Hazim, "Suudi Arabistan, kamuoyu önünde Filistin davasına bağlılığını korumak zorunda. Gazze'de insani kriz devam ederken normalleşme adımı atmak, Veliaht Prens için iç politikada büyük bir risk olur" değerlendirmesinde bulundu.
Bölgesel dengeler ve gelecek senaryoları
Trump'ın bu çıkışı, Suudi Arabistan'ın nükleer programına yönelik uluslararası baskıları da yeniden gündeme taşıdı. ABD, Suudi Arabistan'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine izin vermeyen bir anlaşma imzalamasını istiyor. Ancak Riyad, zenginleştirme hakkının kendisine tanınmaması halinde anlaşmayı kabul etmeyeceğini sinyalini verdi. Bu durum, ABD ile Suudi Arabistan arasında yeni bir kriz yaratabilir. Öte yandan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suudi Arabistan ile normalleşmenin bölgesel barış için tarihi bir fırsat olduğunu savunuyor. Netanyahu, "İbrahim Anlaşmaları'nı genişletmek istiyoruz. Suudi Arabistan'ın da bu ailenin bir parçası olması, tüm Orta Doğu için istikrar getirecek" dedi. Ancak Suudi Arabistan'ın şartları ve Gazze'deki durum, bu hedefin kısa vadede gerçekleşmesini engelliyor.
Trump'ın bu hamlesi, hem nükleer enerji anlaşmasını hem de bölgesel normalleşmeyi birbirine bağlayarak Suudi Arabistan üzerinde maksimum baskı kurmayı amaçlıyor. Ancak Riyad yönetiminin, İsrail ile normalleşme karşılığında nükleer programından vazgeçmesi beklenmiyor. Uzmanlar, önümüzdeki dönemde ABD ile Suudi Arabistan arasında yoğun diplomatik trafik yaşanacağını, ancak Trump'ın şartının mevcut koşullarda gerçekçi olmadığını belirtiyor. Bölgede kalıcı bir barış için Filistin sorununun çözümü ve Gazze'de ateşkesin sağlanması gerektiği vurgulanıyor.