ABD Başkanı Donald Trump, Küba'da sosyalist yönetimin çöktüğünü öne sürerek, "İran İslam Cumhuriyeti ile işimizi bitirir bitirmez burayla ilgileneceğiz" ifadelerini kullandı. Trump'ın bu açıklaması, uluslararası gündemde yeni bir tartışma başlattı. Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısında konuşan Trump, Küba'daki ekonomik kriz ve halk ayaklanmalarına dikkat çekerek ABD'nin müdahale sinyali verdi.
Trump'ın Küba açıklaması
Trump, konuşmasında Küba'da rejimin artık ayakta kalamayacağını belirterek, "Küba'da büyük bir çöküş yaşanıyor. Halk artık dayanamıyor. Önceliğimiz İran, ardından Küba'ya odaklanacağız" dedi. Başkan, bölgedeki ABD müttefiklerinin de bu süreçte destek vereceğini söyledi.
Uzmanlar, Trump'ın bu söyleminin seçim döneminde Küba kökenli Amerikalı seçmenlere yönelik bir hamle olabileceğini yorumluyor. Florida'da yaşayan Küba kökenlilerin Cumhuriyetçi oylarını etkilemek isteyen Trump, geçmişte de benzer sert söylemler kullanmıştı.
Küba'da son durum
Küba'da artan enflasyon, temel gıda ve ilaç kıtlığı nedeniyle son haftalarda birçok kentte protestolar düzenleniyor. Hükümetin sert müdahalesine rağmen halkın talepleri dinmiyor. Adadaki krizin derinleşmesi, ABD'li yetkilileri harekete geçmeye itiyor.
Trump'ın bu açıklamaları, uluslararası toplumda da yankı buldu. Küba Dışişleri Bakanı, "ABD'nin müdahale tehditleri kabul edilemez. Egemenliğimizi koruyacağız" yanıtını verdi. Rusya ve Çin ise ABD'ye Küba'ya yönelik tek taraflı yaptırımları artırmaması çağrısında bulundu.
Beyaz Saray sözcüsü, konuyla ilgili yazılı açıklamasında "Başkan, bölgedeki istikrarsızlığı yakından takip ediyor. İran konusunda atılacak adımların ardından Küba stratejisi netleşecek" ifadelerine yer verdi. Bu açıklama, ABD'nin iki ülkeye yönelik askeri ve diplomatik hamlelerinin eş zamanlı planlandığını düşündürüyor.
Trump'ın bu söyleminin Küba ile ilişkileri daha da gerdiğini belirten uzmanlar, ada ülkesinde daha büyük bir kaos yaşanabileceğini öngörüyor. ABD'nin Havana'ya uyguladığı ekonomik ambargonun da etkisiyle derinleşen kriz, Trump yönetiminin son döneminde bir kez daha gündeme taşınmış oldu.
Geçmişte Obama döneminde başlatılan normalleşme süreci, Trump'ın başkanlık koltuğuna oturmasıyla askıya alınmıştı. Trump, göreve gelir gelmez Küba'ya yönelik yaptırımları artırmış ve seyahat kısıtlamalarını sıkılaştırmıştı. Şimdi ise İran'a yönelik askeri yığınağın ardından gözünü yeniden Havana'ya çevirmiş durumda.
Küba, Trump'ın bu son çıkışıyla birlikte yeniden ABD'nin hedef tahtasına otururken, bölgedeki diğer sol eğilimli hükümetler de bu gelişmeyi endişeyle izliyor. Venezuela ve Nikaragua yönetimleri, Küba'ya destek mesajı yayımladı. Ancak Trump'ın 'önce İran, sonra Küba' stratejisinin, Washington'un Latin Amerika politikasında yeni bir sayfa açacağı yorumları yapılıyor.