ABD/İsrail-İran savaşında üçüncü ay geride kalırken, ateşkes çabaları hız kazandı. Trump yönetiminin Tahran'a sunduğu yeni barış taslağı, önceki müzakerelere göre çok daha sert şartlar içeriyor. Kaynaklar, anlaşma sağlanamaması halinde askeri operasyonların genişleyebileceğini belirtiyor.
Hürmüz Boğazı krizi küresel dengeleri altüst etti
Hürmüz Boğazı'nın İran tarafından kapatılması, dünya enerji ve tedarik zincirlerinde büyük bir şoka yol açtı. Petrol fiyatları rekor seviyelere yükselirken, birçok ülke acil durum planlarını devreye soktu. ABD ve İsrail'in askeri müdahalesi sonrası çatışmalar yoğunlaştı ve bölge genelinde insani kriz derinleşti.
Yeni barış taslağının detayları
Trump yönetiminin hazırladığı taslak, İran'ın nükleer programının tamamen durdurulması, balistik füze envanterinin uluslararası denetim altında azaltılması ve Hürmüz Boğazı'nda serbest geçişin garanti altına alınması gibi maddeler içeriyor. Ayrıca, İran'ın bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin sonlandırılması da şartlar arasında. Tahran yönetimi, bu şartların egemenliklerine aykırı olduğunu savunarak müzakere masasına oturmayı reddetti.
Uluslararası toplumun tepkileri
Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, tarafları ılımlı olmaya çağırırken, Rusya ve Çin daha kapsayıcı bir müzakere süreci talep ediyor. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri ise çatışmanın bir an önce sona ermesini ve bölgesel istikrarın yeniden tesis edilmesini istiyor.
Anlaşma olmazsa ne olacak?
Uzmanlar, anlaşma sağlanamaması halinde ABD ve İsrail'in İran'ın askeri altyapısına yönelik kapsamlı bir hava operasyonu başlatabileceğini öngörüyor. Bu durumda çatışmaların tüm Orta Doğu'ya yayılması ve küresel enerji krizinin daha da derinleşmesi bekleniyor. İran ise misilleme olarak İsrail ve ABD hedeflerine saldırabileceği sinyalini veriyor.
Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıyla başlayan bu savaş, sadece bölgesel değil, küresel güç dengelerini de yeniden şekillendiriyor. Trump'ın son barış taslağı, taraflar arasındaki uçurumun ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki günlerde atılacak adımlar, hem savaşın seyrini hem de dünya siyasetinin geleceğini belirleyecek.