ABD Başkanı Donald Trump, İran ile İsviçre'de başlayan mutabakat görüşmeleri sırasında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve İran müzakere heyetine yönelik tehditler savurdu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Heyetiniz evinize dönemeyebilir. Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü ele geçirebiliriz" ifadelerini kullandı. Bu sözler, ateşkes müzakerelerinin başladığı günde tansiyonu zirveye taşıdı.
Trump'ın tehditleri ve müzakerelerin seyri
Trump'ın açıklamaları, İran'ın nükleer programı ve bölgesel etkisiyle ilgili yürütülen diplomasi sürecine gölge düşürdü. İsviçre'nin Zürih kentinde başlayan görüşmelere İran Dışişleri Bakan Yardımcısı başkanlığındaki heyet katılırken, ABD tarafını ise Özel Temsilci ve ekibi temsil ediyor. Trump'ın tehditleri, İran'ın masadan kalkmasına neden olabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor. İranlı diplomatlar, Trump'ın sözlerine henüz resmi bir yanıt vermedi ancak Tahran yönetiminin bu tür açıklamaları kabul edilemez bulduğu biliniyor.
Hürmüz Boğazı ve küresel enerji güvenliği
Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın kontrolüne yönelik iması, bölgede askeri gerilimi tırmandırabilir. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçerken, herhangi bir kontrol değişikliği küresel enerji piyasalarını sarsabilir. ABD Donanması'nın bölgedeki varlığı bilinirken, Trump'ın bu çıkışı, İran'ı kırmızı çizgilerini test etmeye yönelik bir strateji olarak okunuyor. Uzmanlar, Trump'ın müzakerelerde pazarlık gücünü artırmak için böyle bir üslup kullandığını ancak bunun ters tepebileceğini belirtiyor.
Uluslararası tepkiler
Trump'ın tehditleri, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler'den temkinli tepkiler aldı. AB Dış İlişkiler Sözcüsü, "Ateşkes müzakereleri için yapıcı bir ortam şart. Tehdit dili çözümü zorlaştırır" dedi. Rusya ise ABD'yi orantısız güç kullanmakla suçlayarak İran'a destek sinyali verdi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise bölgesel istikrarın korunması çağrısı yaptı. İran ise BM Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırmayı değerlendiriyor.
Bağımsız değerlendirme
Trump'ın bu hamlesi, diplomatik müzakerelerin başında tansiyonu yükselterek İran'ı köşeye sıkıştırma amacı taşısa da, iki ülke arasındaki güvensizliği derinleştirme riski taşıyor. Nükleer anlaşmanın geleceği ve Hürmüz Boğazı'nın statüsü gibi kritik konularda atılacak adımlar, sadece bölgeyi değil, küresel dengeleri de etkileyecek. Şu an için diplomatik kanalların açık tutulması, en rasyonel yol olarak görünüyor.