ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ile görüşmeye açık olduğunu ifade etti. Trump, nükleer anlaşmazlık ve bölgesel gerilimlerin ortasında, Washington ile Tahran arasında doğrudan diyaloğun başlatılabileceğini ima etti. Bu çıkış, ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı politikasının devam ettiği bir dönemde geldi.
Trump'ın Hamaney'e yönelik yeni söylemi
Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısında konuşan Trump, "Hamaney ile konuşmaya hazırım. Eğer İran barış istiyorsa, biz de barış isteriz. Ancak İran asla nükleer silah sahibi olmamalıdır" dedi. Trump'ın bu sözleri, birkaç hafta önce İran'ı "yok etmekle" tehdit eden tweetlerinin ardından gelen önemli bir ton değişikliği olarak yorumlandı. Trump, İran'ın nükleer programı karşılığında yaptırımların kaldırılabileceğine dair sinyaller verdi ancak somut bir anlaşma teklifinde bulunmadı.
İran'dan şimdilik sessizlik
Tahran yönetiminden Trump'ın teklifine henüz resmi bir yanıt gelmedi. Ancak İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif daha önce yaptığı açıklamada, ABD'nin önce yaptırımları kaldırması gerektiğini söylemişti. Hamaney'in müzakereye açık olmadığı biliniyor; 2019'da "ABD ile asla müzakere etmeyeceğiz" demişti. İran'ın dini lideri genellikle ABD'yi "büyük şeytan" olarak tanımlar ve doğrudan görüşmeleri reddeder.
Nükleer anlaşma ve gerilimin seyri
Trump, 2018'de ABD'yi İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekmiş ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya başlamıştı. İran da buna karşılık uranyum zenginleştirme seviyesini yükselterek anlaşmanın bazı taahhütlerini askıya aldı. 2020 başında ABD'nin İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürmesiyle iki ülke arasındaki gerilim zirveye ulaştı. Bu dönemde İran, ABD üslerine füze saldırısı düzenledi ancak taraflar savaşın eşiğinden döndü.
Trump'ın son çıkışı, İran'ın nükleer faaliyetlerini hızlandırdığı ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) İran'ın stokladığı zenginleştirilmiş uranyum miktarının arttığını bildirdiği bir döneme denk geldi. UAEA, İran'ın yüzde 60 saflıkta uranyum zenginleştirdiğini ve bu oranın silah yapımına oldukça yakın olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Trump'ın Hamaney'e yönelik müzakere sinyali, Suudi Arabistan ve İsrail başta olmak üzere ABD'nin bölgesel müttefikleri tarafından endişeyle karşılandı. İsrail Başbakanı Netanyahu, İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek için her türlü önlemin alınması gerektiğini vurgularken, Suudi Arabistan da İran'ın bölgesel faaliyetlerine karşı daha sert bir tutum izlenmesini istiyor. Avrupa Birliği ise ABD ile İran arasında diyaloğu desteklediğini ancak JCPOA'nın yeniden canlandırılması gerektiğini savunuyor.
Uzman görüşü: Trump'ın bu jestinin bir pazarlık taktiği mi yoksa gerçek bir diplomatik girişim mi olduğu henüz net değil. Trump yönetiminin İran'a uyguladığı maksimum baskı politikası şimdiye kadar Tahran'ı geri adım atmaya zorlamadı. Ancak seçim yılında olan Trump, barışçıl bir çözüm ile seçmen nezdinde puan toplamaya çalışıyor olabilir. İran ise ekonomik baskı altında direnmeye devam ederken, nükleer programını daha da ilerletme potansiyeline sahip. Önümüzdeki haftalarda her iki tarafın da somut adımlar atıp atmayacağı merak konusu.