ABD Başkanı Donald Trump, İran ile olası bir nükleer anlaşmanın ancak Kasım 2020 seçimlerinden sonra mümkün olacağını açıkladı. Trump, Tahran yönetimine yönelik sert ifadeler kullanarak ekonomik baskı politikasının devam edeceğini vurguladı. Açıklama, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması ve bölgedeki gerilimin yükseldiği bir dönemde geldi. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, İran'ın davranışlarını değiştirmedikçe yaptırımların süreceği belirtildi.
Trump: "İran anlaşmayı seçimden sonra isteyecek"
Trump, gazetecilere yaptığı açıklamada, İran'ın mevcut şartlar altında masaya oturmayacağını, ancak seçimden sonra bir anlaşmaya varılacağına inandığını söyledi. "İran şu anda anlaşma yapmak istemiyor. Ama seçimden sonra yapacaklar. Çünkü ekonominin çöktüğünü görecekler" dedi. Trump, ABD'nin askeri ve ekonomik olarak yeniden güçlendiğini savunarak, "Ülkemiz tarihte olmadığı kadar güçlü. İran bunu biliyor" ifadelerini kullandı. Bu sözler, ABD'nin İran'a yönelik "maksimum baskı" stratejisinin bir parçası olarak yorumlandı.
İran cephesinden yanıt gecikmedi
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musevi, Trump'ın açıklamalarına sert tepki gösterdi. Musevi, "ABD seçimlerini bahane ederek İran halkına yönelik baskıyı meşrulaştıramaz. Tahran, nükleer haklarından vazgeçmeyecek" dedi. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de daha önce yaptığı konuşmada, ABD yaptırımlarının İran ekonomisini zayıflatmayı amaçladığını ancak bunun başarısız olduğunu belirtmişti. İran, 2015 nükleer anlaşmasından ABD'nin çekilmesinin ardından uranyum zenginleştirme oranını %4.5'ten %20'ye çıkarmıştı. Bu hamle, Batılı ülkelerde endişe yaratmıştı.
Yaptırımlar ve bölgesel gerilim
ABD, 2018'de tek taraflı olarak İran nükleer anlaşmasından çekildikten sonra Tahran'a yönelik ekonomik yaptırımları yeniden uygulamaya başladı. Özellikle petrol ihracatını hedef alan yaptırımlar, İran ekonomisinde ciddi daralmaya yol açtı. İran riyali tarihi düşük seviyelere geriledi, enflasyon %40'ı aştı. Buna karşın İran, bölgedeki vekil güçler üzerinden etkisini sürdürmeye çalışıyor. Son aylarda Basra Körfezi'nde tankerlere yönelik saldırılar ve Suudi Arabistan petrol tesislerine düzenlenen insansız hava aracı saldırıları gerilimi artırdı. ABD, bu saldırılardan İran'ı sorumlu tutuyor; Tahran ise suçlamaları reddediyor.
Seçim stratejisi mi?
Trump'ın açıklamaları, 2020 başkanlık seçimleri öncesinde İran kartını nasıl kullanacağına dair ipuçları veriyor. Uzmanlar, Trump'ın seçim kampanyasında "güçlü lider" imajını pekiştirmek için İran'a yönelik sert söylemini sürdüreceğini belirtiyor. Ancak aynı zamanda, seçim öncesi bir askeri çatışmadan kaçınmak isteyebileceği de değerlendiriliyor. Washington'daki düşünce kuruluşları, Beyaz Saray'ın İran ile gizli kanallardan iletişim kurduğunu ancak somut bir adımın seçim sonrasına bırakıldığını öne sürüyor. İran ise ABD'nin iç siyasetini bahane ederek yaptırımları sürdürmesini "ikiyüzlülük" olarak nitelendiriyor.
Uluslararası toplumun tutumu
Avrupa Birliği ve diğer aktörler, İran nükleer anlaşmasının korunması için çaba harcıyor. Almanya, Fransa ve İngiltere, ABD'nin çekilmesine rağmen anlaşmayı ayakta tutmaya çalışıyor. Ancak İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması, bu çabaları zorlaştırıyor. Rusya ve Çin ise ABD yaptırımlarına karşı çıkarak İran ile ticari ilişkilerini sürdürüyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde İran konusunda yeni bir yaptırım kararı alınması şu an için olası görünmüyor.
Değerlendirme: Seçim sonrası belirsizlik
Trump'ın "seçimden sonra anlaşma" mesajı, aslında İran dosyasında kısa vadede bir çözüm beklenmediğini gösteriyor. ABD iç siyasetinde İran, Cumhuriyetçi seçmen tabanı için önemli bir mobilizasyon aracı. Trump, yaptırımların işe yaradığını ve İran'ın er ya da geç masaya oturacağını savunuyor. Ancak İran'ın nükleer programını ilerletmesi, bölgesel gerilimi tırmandırıyor. Seçim sonrası dönemde ya yeni bir müzakere süreci başlayacak ya da çatışma riski daha da artacak. Şimdilik her iki taraf da geri adım atmıyor; diplomasi kanalları kapalı, ekonomik baskı ise tüm hızıyla sürüyor.