ABD ile İran arasında varıldığı duyurulan mutabakat zaptı, tarafların birbiriyle çelişen açıklamalarıyla yeniden tartışma konusu oldu. Anlaşmanın imzalanma tarihi olarak ABD Başkanı Donald Trump'ın doğum gününe işaret edilirken, uzmanlar mevcut durumda Washington'ın Tahran'a karşı kırmızı çizgisinin kalmadığını savunuyor. Gerilimin yeniden tırmanma riski, uluslararası kamuoyunun odağındaki yerini koruyor.
Çelişkili açıklamalar ve belirsizlik
Mutabakat zaptına ilişkin ilk olarak İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif tarafından yapılan açıklamada, “Uzun müzakereler sonucunda önemli bir anlaşmaya vardık” ifadeleri kullanılmıştı. Ancak kısa süre sonra ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan gelen açıklamada, “Henüz nihai bir metin üzerinde mutabakat sağlanmamıştır” denilerek Zarif'in sözleri yalanlanmıştı. Bu durum, anlaşmanın varlığı konusunda ciddi soru işaretleri oluşturdu. İranlı yetkililer ise, “Anlaşma tamamlandı, sadece Trump'ın doğum gününde imzalanması planlanıyor” iddiasında bulundu.
Uzman yorumu: Kırmızı çizgi kalmadı
A Haber'de yayınlanan bir analiz programında konuşan uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Ahmet Yıldız, “Trump yönetimi İran konusunda o kadar tutarsız bir politika izliyor ki, kırmızı çizgi diye bir şey kalmadı. Kimin ne dediği belli değil. Bu belirsizlik, hem bölge hem de küresel barış için ciddi bir tehdit” değerlendirmesinde bulundu. Yıldız, Trump'ın seçim öncesi İran'a yönelik daha yumuşak bir söylem benimsediğini, ancak bu durumun ülke içindeki muhafazakar tabanı rahatsız ettiğini belirtti.
Geleceğe dair senaryolar
Mutabakat zaptının akıbeti belirsizliğini korurken, uzmanlar iki olası senaryo üzerinde duruyor. Birinci senaryoda, anlaşma Trump'ın doğum gününde imzalanır ve ABD-İran ilişkilerinde yeni bir dönem başlar. İkinci senaryoda ise müzakereler çıkmaza girer ve taraflar yeniden karşı karşıya gelir. İran'ın nükleer programına ilişkin kaygılar ve ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığı, bu sürecin en kritik parametreleri olarak öne çıkıyor.
Sonuç olarak, ABD-İran arasındaki mutabakat zaptı, tarafların birbiriyle çelişen açıklamaları nedeniyle uluslararası toplumda güven bunalımına yol açmış durumda. Her iki taraf da kendi iç siyasi dinamikleri nedeniyle net bir pozisyon alamazken, bölgede gerilimin yeniden tırmanması an meselesi olarak değerlendiriliyor. Trump'ın doğum günü, bu krizin seyri için belirleyici bir tarih olarak takvimlerdeki yerini aldı.