TRT Genel Sekreteri Mesut Eker'in makam aracında uyuşturucu ele geçirildiği iddiası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. İddiaya göre, Eker'e tahsisli araçta yapılan aramada narkotik maddeler bulundu. Bunun üzerine TRT yönetimi, konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaparak iddiaları yalanladı ve aracın usulsüz şekilde taşeron firma bünyesinde görev yapan şoförler tarafından kullanıldığını duyurdu.
TRT'den resmi açıklama
TRT Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, "Genel Sekreterimiz Sayın Mesut Eker'in makam aracında uyuşturucu bulunduğu yönündeki haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Söz konusu araç, usulsüz bir şekilde taşeron firma şoförleri tarafından özel amaçlarla kullanılmıştır. Konuyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatılmış, ilgili şoförler görevden uzaklaştırılmıştır. TRT olarak yasadışı hiçbir oluşuma tolerans göstermeyiz" ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca, kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu tür haberlerin hukuki sürecin takipçisi olunacağı vurgulandı.
İddiaların perde arkası
Olay, Ankara'da bir polis operasyonu sırasında ortaya çıktı. Emniyet güçlerinin rutin bir uygulaması sırasında, plakası TRT'ye ait olan aracın içinde az miktarda uyuşturucu madde ele geçirildiği öne sürüldü. Araçta bulunan iki kişi gözaltına alınırken, şahısların taşeron bir firmada çalıştığı belirlendi. TRT yetkilileri, aracın resmi olarak Genel Sekreter Eker'e tahsisli olduğunu ancak usulsüz kullanım nedeniyle olayın yaşandığını ifade etti.
Mesut Eker ise konuyla ilgili kısa bir açıklama yaparak, "Makam aracımın böyle bir olaya karışması beni derinden üzdü. Hiçbir şekilde bu durumla ilgim yok. TRT olarak gerekli hukuki süreci başlattık" dedi. Eker'in açıklaması, sosyal medyada tartışmaları beraberinde getirdi. Muhalif kesimler, olayın üstünün kapatılmaya çalışıldığını iddia ederken, iktidara yakın çevreler ise kurumun hızlı hareket ederek şeffaflık gösterdiğini savundu.
Kamuoyunda yankılar
Olay, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde de gündeme geldi. CHP'li bir milletvekili, konuyu Meclis gündemine taşıyarak TRT yönetiminin istifa etmesi gerektiğini söyledi. İYİ Parti sözcüsü ise "Bir kamu kurumunun makam aracı uyuşturucu taşımacılığında kullanılıyorsa, orada ciddi bir denetim zafiyeti var" ifadelerini kullandı. Hükümet kanadından ise olayın abartıldığı, taşeron çalışanların bireysel hatası olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldı.
Uyuşturucu ile mücadele konusunda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları da olaya tepki gösterdi. Dernek başkanları, kamu kurumlarının özellikle makam araçlarının denetiminin artırılması gerektiğini belirtti. Ayrıca, olayın TRT gibi bir kamu yayıncısının itibarını zedelediği, bu nedenle sorumluların en ağır şekilde cezalandırılması gerektiği vurgulandı.
Daha önce benzer olaylar
Türkiye'de kamu kurumlarına ait araçların usulsüz kullanımı daha önce de gündeme gelmişti. Özellikle bakanlıklara ait makam araçlarının özel işlerde kullanıldığı yönünde çeşitli haberler yapılmış, ancak bu boyutta bir uyuşturucu iddiası ilk kez ortaya atılıyor. TRT'nin konuya ilişkin hızlı adım atması, kurumun kriz yönetimi açısından olumlu karşılanırken, olayın tam olarak aydınlatılması bekleniyor.
Adli süreç devam ederken, gözaltındaki iki şoförün ifadeleri henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. TRT yönetimi, soruşturma sonuçlanana kadar konuyla ilgili ek açıklama yapmayacağını duyurdu. Kamuoyu, olayın bir güvenlik zafiyeti mi yoksa kurumsal bir ihmalsizlik mi olduğunu merakla bekliyor.