Dar gelirli vatandaşların barınma sorununa köklü bir çözüm beklediği bir dönemde hükümet, 15 bin konutluk yeni bir Toplu Konut İdaresi (TOKİ) projesini duyurdu. Ancak uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları, bu adımın mevcut konut krizini çözmekten uzak olduğunu, hatta kısa vadede bile önemli bir rahatlama sağlamayacağını ifade ediyor. Projenin detayları basınla paylaşılırken, konutların büyüklüğü, fiyatlandırması ve başvuru koşulları henüz netlik kazanmadı. Muhalefet partileri ise projeyi seçim vaadi olarak nitelendirerek, somut adımlar beklediklerini vurguladı.
Barınma krizi derinleşiyor
Türkiye'de artan kiralar ve konut fiyatları karşısında dar gelirli aileler, özellikle büyük şehirlerde barınma sorunuyla karşı karşıya. İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi metropollerde kiralar son bir yılda yüzde 100'ün üzerinde artarken, konut alım gücü hızla düştü. Merkez Bankası verilerine göre, konut fiyat endeksi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 80'in üzerinde yükseldi. Bu durum, özellikle asgari ücret ve altı gelir grubundaki vatandaşların yaşam alanlarını daraltıyor. Emlak uzmanları, 15 bin konutun talebin ancak yüzde 1'ini karşılayacağını, bu nedenle piyasada hissedilir bir düşüş beklenmediğini belirtiyor.
TOKİ projeleri yeterli mi?
TOKİ, kuruluşundan bu yana dar gelirliye yönelik on binlerce konut üretti. Ancak eleştirmenler, projelerin genellikle şehir merkezlerine uzak bölgelerde inşa edildiğini, ulaşım ve altyapı sorunları yaşandığını ifade ediyor. Yeni projede konutların nerede inşa edileceği henüz açıklanmazken, Başbakanlık kaynakları deprem bölgesi iller ile metropollere öncelik verileceğini duyurdu. Sosyal konut dernekleri ise, TOKİ projelerinin taksitlerinin dahi dar gelirli için ağır olduğunu, kira öder gibi ev sahibi olma vaadinin gerçeği yansıtmadığını savunuyor.
Uzmanlardan kalıcı çözüm çağrısı
Ekonomistler ve şehir planlamacıları, barınma krizinin çözümü için kira yardımı, konut kredisi faiz indirimi ve arsa üretimi gibi çok boyutlu politikaların gerektiğini vurguluyor. TOKİ projesini 'pansuman tedbir' olarak niteleyen uzmanlar, mevcut piyasa koşullarında 15 bin konutun fiyatları etkilemeyeceğini, asıl sorunun gelir dağılımındaki adaletsizlik olduğuna dikkat çekiyor. Hükümetin ise enflasyonla mücadele programı kapsamında konut arzını artırmayı hedeflediği, ancak bu sayının yetersiz kaldığı ifade ediliyor.
Türkiye'nin barınma sorunu, ekonomik istikrar ve sosyal adaletle yakından ilişkili. Hükümetin atacağı adımlar sadece dar gelirliyi değil, orta gelir gruplarını da etkileyecek. 15 bin konut, krizin büyüklüğü karşısında sembolik bir girişim olarak değerlendirilirken, kalıcı çözüm için yapısal reformların kaçınılmaz olduğu görülüyor.