Son günlerde siyaset sahnesinde sıkça duyulan 'danışıklı dövüş' tabiri, tiyatro camiasının tepkisini çekti. Tiyatrocular, mesleklerinin siyasi bir benzetme aracı olarak kullanılmasından rahatsız. Ancak mahkeme tutanağına geçen bu ifade, siyasetçilerin dilinden düşmüyor. Peki, tiyatro neden siyasette bu kadar sık başvurulan bir metafor haline geldi?
Tiyatronun Siyasi Metaforlardaki Yeri
Tiyatro, antik Yunan'dan bu yana siyasetin ayrılmaz bir parçası olagelmiştir. Aristophanes'in oyunları dönemin politikacılarını hicvederken, Shakespeare'in eserleri iktidar mücadelelerini sahneye taşıdı. Günümüzde ise siyasetçiler, rakiplerini 'rol yapmakla' veya 'senaryo yazmakla' suçlarken, tiyatro terimlerine sıklıkla başvuruyor. 'Danışıklı dövüş' deyimi de bunlardan biri: İki tarafın önceden anlaşarak halkı kandırması anlamında kullanılıyor.
Tiyatrocular ise bu benzetmeden hoşnut değil. Onlara göre, tiyatro gerçekliği yansıtan bir sanat dalı; siyasetin kirli oyunlarıyla aynı kefeye konulması haksızlık. Ancak mahkeme tutanağına geçen bir ifade olduğu için, bu makalede tiyatroyu siyasi bir benzetme olarak kullanmak durumundayız.
Mahkeme Tutanağındaki İfade
İstanbul'da görülen bir davada, sanıkların savunmasında 'danışıklı dövüş' ifadesi geçti. Mahkeme heyeti, bu deyimi tutanağa aynen yazdı. Karar metninde ise 'sanıklar arasında danışıklı dövüş olduğu kanaatine varılmıştır' denildi. Bu ifade, siyasi çevrelerde hemen yankı buldu. Muhalefet, iktidarı 'danışıklı dövüş yapmakla' suçlarken, iktidar da muhalefete aynı suçlamayı yöneltti.
Siyaset bilimci Prof. Dr. Ahmet Yılmaz, konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yapıyor: 'Tiyatro terimlerinin siyasette kullanılması yeni değil. Ancak son yıllarda bu tür benzetmeler arttı. Bunun nedeni, siyasetin giderek tiyatrolaşması. Yani siyasetçiler, sanki bir oyun sahneliyormuş gibi davranıyor. Halk da bu oyunun farkında.'
Siyasette Tiyatro Benzetmesinin Tarihi
Türkiye'de siyaset ve tiyatro ilişkisi Osmanlı'dan beri tartışılagelmiştir. II. Meşrutiyet döneminde siyasi partiler, mitinglerde tiyatro oyunları sergilerdi. Cumhuriyet döneminde ise Halkevleri aracılığıyla tiyatro, propaganda aracı olarak kullanıldı. 1980 sonrası ise siyasetçiler, rakiplerini 'piyes yazmakla' suçladı.
2000'li yıllarda 'danışıklı dövüş' deyimi, özellikle seçim dönemlerinde sıkça telaffuz edildi. 2010 anayasa değişikliği referandumunda 'yetmez ama evet' tartışmaları sırasında bu ifade sık kullanıldı. 2017 referandumunda ise 'hayır' ve 'evet' cepheleri birbirini danışıklı dövüş yapmakla suçladı.
Tiyatrocuların Tepkisi
Tiyatro sanatçıları, mesleklerinin siyasi bir benzetme olarak kullanılmasından rahatsız. Ünlü tiyatrocu Mehmet Ali Alabora, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada 'Tiyatro, halkı kandırmak için değil, gerçeği göstermek için vardır. Siyasetçilerin kirli oyunlarına alet edilmesini reddediyoruz' dedi. Ancak Alabora'nın bu sözleri, siyasi çevrelerde yeni tartışmalara yol açtı.
Devlet Tiyatroları Genel Müdürü, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada 'Tiyatro, toplumun aynasıdır. Siyasetçilerin tiyatro terimlerini kullanması, sanatımıza duyulan saygının bir göstergesidir' ifadelerini kullandı. Ancak bu açıklama, tiyatro camiasında tepkiyle karşılandı.
Sonuç ve Değerlendirme
Tiyatro ve siyaset ilişkisi, karmaşık ve çok katmanlı bir konu. Bir yandan tiyatro, siyasetin eleştiri aracı olarak kullanılagelmiş; diğer yandan siyasetçiler, tiyatro terimlerini kendi söylemlerine malzeme yapmıştır. 'Danışıklı dövüş' benzetmesi, bu ilişkinin en güncel örneği. Tiyatrocular haklı olarak kızıyor; ancak mahkeme tutanağına geçen bir ifadeyi yok saymak da mümkün değil. Önemli olan, tiyatronun bir sanat dalı olarak değerini korumak ve siyasi tartışmalarda sanatı yıpratmamak. Aksi halde, hep birlikte kötü bir oyunun parçası oluruz.