Türkiye İnsan Hakları Kurumu Vakfı (TİHAK), son dönemde 'Ailem Güvende' adı altında gerçekleştirilen operasyonlarda kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması gerektiğine dikkat çekti. Vakıf, yaptığı yazılı açıklamada, cinsiyet kimlikleri veya yaşam biçimleri üzerinden genelleştirici ve ayrımcı uygulamalara başvurulmaması çağrısında bulundu. Açıklama, operasyonların hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Operasyonların Hukuki Çerçevesi ve Hak İhlalleri
TİHAK, 'Ailem Güvende' operasyonlarının, toplumun belirli kesimlerini hedef alarak ayrımcılık yarattığı endişesini taşıyor. Vakıf, bu tür uygulamaların Anayasa'nın eşitlik ilkesine ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine aykırı olabileceğini belirtti. Özellikle, bireylerin sadece cinsiyet kimliği veya yaşam tarzı nedeniyle hedef alınmasının, temel hak ve özgürlüklerin ihlali anlamına geldiği ifade edildi. TİHAK, operasyonların keyfi uygulamalara dönüşmemesi için bağımsız denetim mekanizmalarının devreye sokulması gerektiğini savundu.
Açıklamada, güvenlik güçlerinin operasyonlarda orantılı güç kullanması ve masumiyet karinesine saygı göstermesi gerektiği hatırlatıldı. Vakıf, toplumsal cinsiyet eşitliği ve ayrımcılık yasağı konusunda kamu görevlilerinin eğitilmesinin önemine değindi. TİHAK, ayrıca, operasyonlar sırasında gözaltına alınan kişilerin avukat erişimi ve sağlık hizmetlerinden yararlanma haklarının kısıtlanmaması gerektiğini vurguladı. Bu tür ihlallerin, Türkiye'nin insan hakları karnesine gölge düşüreceği uyarısında bulunuldu.
Toplumsal Algı ve Ayrımcılık Riski
'Ailem Güvende' adı altında yürütülen operasyonların, toplumda belirli gruplara yönelik önyargıları derinleştirebileceği belirtiliyor. TİHAK, bu tür uygulamaların, LGBTQ+ bireyler, seks işçileri veya farklı yaşam tarzlarına sahip kişiler gibi kırılgan grupları daha da marjinalize edebileceğini ifade etti. Vakıf, operasyonların gerekçesi ne olursa olsun, ayrımcı dil ve uygulamalardan kaçınılması gerektiğini, aksi halde toplumsal barışın zarar göreceğini dile getirdi.
Uzmanlar, bu tür operasyonların, kamu düzenini sağlama amacı taşısa da, temel hak ve özgürlükleri askıya alamayacağını vurguluyor. TİHAK, operasyonların hedef kitlesinin net bir şekilde tanımlanması ve suç unsuru olmayan davranışların cezalandırılmaması gerektiğini belirtti. Ayrıca, operasyonlar sonrasında mağduriyet yaşayan bireyler için etkili başvuru yollarının açık tutulması istendi.
İnsan Hakları Savunucularının Tepkileri
TİHAK'ın açıklaması, insan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları tarafından desteklendi. Birçok örgüt, benzer operasyonların daha önce de hak ihlallerine yol açtığını ve yargı denetiminden yoksun olduğunu belirterek, hükümeti şeffaflığa davet etti. Sivil toplum temsilcileri, operasyonların amacının 'aile değerlerini korumak' olduğu iddiasının, ayrımcılığı meşrulaştırmak için kullanılamayacağını ifade etti.
Öte yandan, bazı kesimler operasyonları destekleyerek, toplumsal düzenin korunması adına bu tür müdahalelerin gerekli olduğunu savunuyor. Ancak TİHAK, güvenlik ile özgürlük arasındaki dengenin, evrensel hukuk normlarına uygun şekilde kurulması gerektiğini hatırlatıyor. Vakıf, Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve diğer uluslararası belgelerin, ayrımcılık yasağını açıkça düzenlediğini vurguladı.
Sonuç ve Çağrı
TİHAK, yetkililere seslenerek, 'Ailem Güvende' operasyonlarının hukuk çerçevesinde yürütülmesi, hiçbir grubun hedef gösterilmemesi ve temel hak ve özgürlüklerin azami ölçüde gözetilmesi çağrısında bulundu. Vakıf, ayrıca, operasyonlara ilişkin bağımsız izleme ve raporlama mekanizmalarının kurulmasını önerdi. TİHAK, insan hakları ihlallerinin önlenmesi için sivil toplumla iş birliği yapılması gerektiğini belirtti.
Bu açıklama, Türkiye'de insan hakları alanında artan endişelerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, benzer operasyonların toplumsal kutuplaşmayı artırabileceği ve Türkiye'nin uluslararası itibarını zedeleyebileceği uyarısında bulunuyor. TİHAK'ın çağrısı, hükümetin atacağı adımlar açısından bir test niteliği taşıyor; zira temel hak ve özgürlüklerin korunması, demokratik bir hukuk devletinin olmazsa olmazıdır.