Türkiye, terör belasını kökten sona erdirme yolunda tarihi bir dönemeçten geçiyor. TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun ilk toplantısının yıl dönümünde, 50 yılı aşkın süredir ülkenin gündemini meşgul eden terör sorununun ekonomik, sosyal ve siyasi faturası ile yeni dönemin kazanımları A Haber ekranlarında kapsamlı bir şekilde ele alındı. Konuşmacılar, terörle mücadelede gelinen noktayı ve bundan sonraki yol haritasını değerlendirdi.
50 Yılın Bedeli
Uzmanlar, terörün Türkiye'ye maliyetinin yalnızca şehitlerimizin ve gazilerimizin verdiği canla ölçülemeyeceğini, aynı zamanda ekonomiden turizme, yatırımlardan eğitime kadar geniş bir yelpazede ağır bir yük oluşturduğunu vurguluyor. 1980'lerden bu yana bölücü terör örgütüyle mücadelede harcanan kaynaklar, kaybedilen canlar, göç eden vatandaşlar ve sekteye uğrayan kalkınma projeleri, bu sürecin toplumsal maliyetini gözler önüne seriyor. A Haber'deki programda konuşan analistler, terörle mücadelenin yalnızca güvenlik tedbirleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini, kalkınma ve toplumsal uzlaşının da sürecin ayrılmaz parçaları olduğunu belirtti.
Yeni Dönemin Kazanımları
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun kuruluşu, terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda atılmış somut bir adım olarak değerlendiriliyor. Komisyon, farklı siyasi görüşlerden temsilcileri bir araya getirerek, terörün sona erdirilmesine yönelik siyasi, hukuki ve toplumsal zemini genişletmeyi amaçlıyor. Programda, komisyonun ilk toplantısında yapılan konuşmalara ve alınan kararlara dikkat çekilirken, bu girişimin Türkiye'nin terör sorununu çözme konusundaki kararlılığını ortaya koyduğu ifade edildi. Ekonomik ve sosyal kazanımların yanı sıra, bölgesel istikrar ve uluslararası iş birlikleri açısından da yeni dönemin fırsatlar sunduğu dile getirildi.
Terörün sona ermesiyle birlikte, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yatırım ortamının iyileşmesi, turizm potansiyelinin artması ve sosyal dokunun güçlenmesi bekleniyor. Bölge halkının yıllardır hasret kaldığı huzurun sağlanmasının, eğitimden sağlığa, altyapıdan istihdama birçok alanda pozitif etki yaratacağı öngörülüyor. Ayrıca, asker ve polis başta olmak üzere güvenlik güçlerimizin fedakârlıkları sayesinde elde edilen bu kazanımların, devletin ve milletin ortak geleceğine yapılan en büyük yatırım olduğu kaydedildi.
Geleceğe Bakış
Terörsüz bir Türkiye'nin sadece ülke içinde değil, bölgesel ve küresel ölçekte de olumlu yansımaları olacağı aşikâr. Bu sürecin başarıya ulaşması için toplumun tüm kesimlerinin ortak iradesini ortaya koyması gerekiyor. Sivil toplum kuruluşlarının, siyasi partilerin, medyanın ve vatandaşların destekleyici tavırları, sürecin kalıcılığını güçlendirecektir. Demokratik katılım ekseninde yürütülen bu çabalar, Türkiye'nin terör belasından tamamen arınmasını ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşma hedefini daha da hızlandıracaktır. Yaklaşık yarım asırdır süregelen bu bedelin ödenmesinin ardından, önümüzdeki dönemin daha müreffeh ve huzurlu bir Türkiye'yi müjdelediği açıktır.