Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Para Politikası Kurulu'nun (PPK) 26 Şubat 2025 tarihli toplantısına ilişkin özeti yayımladı. Banka, politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bırakırken, iç talepteki zayıf seyrin devam ettiğini ve enflasyon beklentilerinin dezenflasyon süreci açısından risk oluşturmaya devam ettiğini vurguladı. TCMB, enflasyonda belirgin bir bozulma görülmesi halinde para politikasında ek sıkılaşma yapılabileceğini sinyalletti.
Sıkı para politikası duruşu sürecek
Özette, kurulun mevcut sıkı para politikası duruşunu koruduğu ve dezenflasyon sürecinin gerektirdiği ölçüde sıkılığın devam edeceği belirtildi. Kurul, enflasyonun ana eğiliminde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar mevcut duruşun sürdürüleceğini ifade etti. Ayrıca, kredi büyümesi ve iç talep dengelenmesine ilişkin verilerin yakından takip edildiği aktarıldı.
Enflasyon beklentileri risk oluşturuyor
TCMB, enflasyon beklentilerinin ve fiyatlama davranışlarının dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ettiğini yineledi. Banka, para politikasındaki sıkı duruşun yanında maliye politikası ve gelirler politikasının da dezenflasyona katkı sağlayacağını öngörüyor. Özette, jeopolitik risklerin ve küresel belirsizliklerin de enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğu kaydedildi.
İç talep zayıf seyrediyor
Banka, iç talebin zayıf seyretmeye devam ettiğini ve bunun dezenflasyon sürecine olumlu katkı sağladığını dile getirdi. Ancak, hizmet enflasyonu ve çekirdek enflasyon göstergelerindeki katılığa dikkat çekildi. Ayrıca, vergi ayarlamaları ve ücret artışlarının enflasyon üzerindeki etkilerinin geçici olduğu vurgulandı.
Kararlar oy birliğiyle alındı
PPK toplantısında tüm üyelerin oy birliğiyle faizin sabit tutulmasına karar verdiği belirtildi. Bu durum, kurul içinde politika yönüne dair fikir birliğini yansıtıyor. TCMB, bir sonraki PPK toplantısının 17 Nisan 2025'te gerçekleştirileceğini duyurdu.
Merkez Bankası'nın bu adımı, piyasalarda faiz indirimi beklentilerini ötelemeye neden olurken, enflasyonla mücadelede kararlılık mesajı olarak değerlendirildi. Analistler, özellikle enflasyon beklentilerindeki bozulmanın devam etmesi halinde faiz artırımı ihtimalinin masada kaldığını belirtiyor.