Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) brüt döviz rezervleri, 2025 Haziran ayından bu yana en düşük seviyesine geriledi. Yılbaşından itibaren yaklaşık 12 milyar dolar azalan rezervler, 13 Aralık haftasında 48,5 milyar dolara kadar düştü. Piyasada enflasyonla mücadele ve döviz talebi rezervlerdeki bu düşüşün ana nedenleri arasında sayılıyor.
Rezervlerdeki düşüşün nedenleri
TCMB verilerine göre, brüt rezervler Ekim ayındaki 60 milyar dolar seviyesinden hızlı bir şekilde azaldı. Uzmanlar, bu düşüşte kur korumalı mevduattan çıkışlar ve enerji ithalatı kaynaklı döviz talebinin etkili olduğunu belirtiyor. Ayrıca, yıl sonu bilanço düzenlemeleri ve şirketlerin döviz pozisyonlarını kapatma ihtiyacı da rezervleri aşağı çeken faktörler arasında. Merkez Bankası'nın swap anlaşmaları dışındaki net rezervleri ise eksi 15 milyar dolara yaklaşmış durumda.
Piyasalar ne bekliyor?
Piyasa katılımcıları, rezervlerdeki bu gerilemenin kısa vadede TL üzerinde baskı yaratabileceğini düşünüyor. Ancak TCMB'nin faiz politikası ve makro ihtiyati tedbirlerle döviz talebini kontrol altına almaya çalıştığı biliniyor. Ekonomistler, rezervlerin toparlanması için sermaye girişi ve ihracat gelirlerindeki artışın önemine vurgu yapıyor. Önümüzdeki haftalarda açıklanacak ödemeler dengesi verileri ve Merkez Bankası'nın para politikası adımları rezervlerin seyri açısından belirleyici olacak.
Geçmiş dönemlerle karşılaştırma
Bugünkü 48,5 milyar dolar seviyesi, 2023 yılı sonundaki 55 milyar dolar seviyesinin de altında. TCMB'nin rezervleri, 2021 yılında 110 milyar doların üzerinde seyrederken, kur krizi ve yüksek enflasyon döneminde hızla erimişti. 2024 yılında uygulanan sıkı para politikası ile kısmi toparlanma yaşansa da, son dönemdeki düşüş endişe yaratıyor. Brüt rezervler, döviz krizine karşı tampon görevi gördüğü için bu seviyelerin korunması ekonomik istikrar açısından kritik.
Bağımsız bir değerlendirme yapmak gerekirse, TCMB rezervlerindeki bu düşüş, yurt içi talep kaynaklı döviz ihtiyacı ve küresel belirsizliklerin bir yansıması. Enflasyonla mücadelede faiz artırımından çok yapısal reformlar ve yabancı yatırımının çekilmesi daha kalıcı çözüm sunabilir. Ancak kısa vadede piyasa volatilitesinin devam etmesi bekleniyor.