Anayasa Mahkemesi (AYM), spor müsabakalarında taraftarlara getirilen seyirden yasaklama ve karakola imza verme zorunluluğu gibi tedbirlerin iptali istemiyle yapılan başvuruyu yarınki Genel Kurul toplantısında ele alacak. Alanya 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin başvurusu üzerine Yüksek Mahkeme, 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un ilgili maddelerinin Anayasa'ya aykırı olup olmadığını değerlendirecek. Kararın, spor hukuku ve taraftar hakları açısından emsal niteliği taşıması bekleniyor.
Başvurunun gerekçesi ve Anayasa'ya aykırılık iddiaları
Alanya 3. Asliye Ceza Mahkemesi, başvuru dilekçesinde, 6222 sayılı Kanun'un 18. maddesinde düzenlenen seyirden yasaklama tedbirinin, kişinin spor etkinliklerine katılma özgürlüğünü ölçüsüz biçimde sınırladığını ileri sürdü. Aynı kanunun 19. maddesinde yer alan, yasak getirilen kişilerin belirli aralıklarla kolluk birimine imza verme zorunluluğunun da kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile özel hayatın gizliliği gibi temel hakları ihlal ettiği belirtildi. Mahkeme, bu hükümlerin Anayasa'nın 13. maddesindeki temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla ve ölçülülük ilkesine uygun olarak sınırlandırılabileceği kuralına aykırı olduğunu savundu.
6222 sayılı Kanun'un spor hukukundaki yeri
6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun, 2011 yılında kabul edilerek yürürlüğe girdi. Kanun, spor müsabakalarında yaşanan şiddet olaylarının önlenmesi amacıyla çeşitli tedbirler öngörüyor. Bunlar arasında, müsabaka öncesi ve sonrasında güvenlik önlemleri, yasaklı madde ve eşyaların müsabaka alanına sokulmasının engellenmesi, seyirden yasaklama, stadyumlara girişte elektronik bilet uygulaması gibi düzenlemeler bulunuyor. Ancak özellikle seyirden yasaklama ve karakola imza verme zorunluluğu, taraftarlar tarafından sıkça eleştirilen uygulamalar oldu. Uygulamaların, suç işleyen taraftarların yanı sıra masum kişileri de kapsayacak biçimde geniş yorumlanması, tartışmaları beraberinde getirdi.
AYM'nin önceki içtihadı ve emsal kararlar
Anayasa Mahkemesi, daha önce bireysel başvuru yoluyla önüne gelen bazı dosyalarda, seyirden yasaklama tedbirinin hukuki dayanağını ve ölçülülüğünü değerlendirmişti. 2018 yılında verdiği bir kararda, AYM, seyirden yasaklama tedbirinin kanuni dayanağının bulunduğunu ancak somut olayda ölçülü olup olmadığının denetlenmesi gerektiğini vurgulamıştı. Yine 2021'de, imza yükümlülüğünün belirli süre ve sıklıkta olması halinde ölçülü kabul edilebileceği ancak aşırı sürelerde verilen kararların hak ihlali oluşturabileceği belirtilmişti. Yarınki Genel Kurul'da, bu kez bir mahkeme tarafından yapılan norm denetimi başvurusu ele alınacak. Kararın, AYM'nin konuya ilişkin genel yaklaşımını netleştirmesi ve yasa koyucuya yol göstermesi bekleniyor.
Taraftar grupları ve hukukçuların beklentileri
Taraftar dernekleri ve spor hukuku uzmanları, AYM'nin iptal başvurusunu olumlu karşılamasını bekliyor. Taraftar grupları, özellikle karakola imza zorunluluğunun onur kırıcı olduğunu ve suçluluğu kesinleşmemiş kişilere ceza uygulaması niteliği taşıdığını ifade ediyor. Hukukçular ise tedbirlerin caydırıcılık amacını kabul etmekle birlikte, uygulamada yaşanan keyfiliklerin Anayasa'ya aykırı olduğunu dile getiriyor. AYM'nin iptal kararı vermesi halinde, yasa koyucunun altı ay içinde yeni bir düzenleme yapması gerekecek. Bu süreçte mevcut tedbirlerin uygulanmasına devam edilip edilmeyeceği ise kararın içeriğine bağlı olacak.
Sonuç: Spor hukukunda yeni bir dönem?
Anayasa Mahkemesi'nin yarın vereceği karar, Türkiye'de spor hukuku ve taraftar hakları açısından önemli bir dönüm noktası olabilir. Seyirden yasaklama ve imza zorunluluğu gibi tedbirlerin iptali durumunda, bu alandaki uygulamaların yeniden şekillenmesi ve daha ölçülü, insan haklarına saygılı bir sistemin oluşturulması gündeme gelecek. Aksi takdirde, mevcut düzenlemelerin Anayasa'ya uygun bulunması halinde ise uygulamadaki eksikliklerin giderilmesine yönelik çalışmalar hız kazanabilir. Her koşulda, AYM'nin kararı spor kamuoyu tarafından merakla bekleniyor.