Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan hakkında yürütülen "irtikap ve rüşvet" soruşturmasında savcılık mütalaasını tamamladı. Görevden uzaklaştırılan Özcan için farklı suçlamalardan toplam 69,5 yıldan 217 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamede, marketlere yönelik baskılardan sahte kurban bağışlarına kadar bir dizi ağır suçlama yer alıyor.
Soruşturmanın Detayları ve Suçlamalar
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan mütalaada, Tanju Özcan'ın belediye başkanlığı görevini kötüye kullandığı iddia ediliyor. Savcılık, Özcan'ın market zincirlerine yönelik baskı uygulayarak haksız kazanç sağladığını, ayrıca sahte kurban bağışları düzenleyerek kamu kaynaklarını zimmetine geçirdiğini öne sürüyor. Mütalaada, bu eylemlerin "irtikap" ve "rüşvet" suçlarını oluşturduğu belirtiliyor.
Özcan'ın görevden uzaklaştırılması kararı, soruşturmanın başlamasından kısa süre sonra alınmıştı. İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen idari soruşturma sonucunda Özcan, 2023 yılında görevinden uzaklaştırılmıştı. Savcılık, dosya kapsamında çok sayıda tanık ve belge incelemesi yaptı. Mütalaada, Özcan'ın savunması da dikkate alındı ancak suçlamaların ciddiyeti nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine süreli hapis cezası talep edildi.
Marketlere Yönelik Baskı İddiaları
Mütalaanın en dikkat çekici bölümlerinden biri, marketlere yönelik baskı iddiaları. Savcılık, Özcan'ın belediye başkanlığı döneminde bazı market zincirlerine "haksız rekabet" yaratacak şekilde müdahale ettiğini, bu marketlerden belediye bütçesine aktarılması gereken gelirleri kendi kontrolündeki vakıf ve derneklere yönlendirdiğini iddia ediyor. Bu kapsamda, market sahiplerinin ifadelerine başvuruldu ve çok sayıda belge incelendi.
İddialara göre, Özcan bu baskılar sonucu elde ettiği gelirleri, belediye hizmetlerinde kullanmak yerine kişisel çıkar sağlamak amacıyla kullandı. Savcılık, bu eylemlerin "irtikap" suçunu oluşturduğunu ve her bir eylem için ayrı ayrı ceza talep edildiğini belirtti.
Sahte Kurban Bağışları İddiası
Soruşturmanın bir diğer önemli ayağı ise sahte kurban bağışları. Savcılık, Özcan'ın kurban bayramlarında düzenlediği bağış kampanyalarında toplanan paraların bir kısmını kayıt dışı olarak kullandığını, sahte makbuzlar düzenleyerek bağışçıları yanılttığını öne sürüyor. Mütalaada, bu eylemlerin "nitelikli dolandırıcılık" ve "zimmet" suçlarını oluşturduğu ifade ediliyor.
Savcılık, söz konusu bağışların miktarının milyonlarca lirayı bulduğunu ve bu paraların bir kısmının Özcan'ın yakın çevresine aktarıldığını iddia ediyor. Bu iddialar, soruşturmanın seyrini değiştirecek nitelikte. Özcan'ın avukatları ise suçlamaları reddederek, tüm işlemlerin yasal olduğunu savunuyor.
Özcan'ın Savunması ve Dosyanın Seyri
Tanju Özcan, soruşturma sürecinde suçlamaları kabul etmedi. Görevden uzaklaştırılmasının ardından yaptığı açıklamalarda, kendisine yönelik iddiaların siyasi olduğunu ve belediye başkanlığı döneminde yaptığı hizmetlerin engellenmeye çalışıldığını öne sürdü. Özcan, "Bolu halkı beni iyi tanır. Bu iddiaların hepsi asılsızdır" demişti.
Savcılık mütalaasında, Özcan'ın savunmasına yer verilmiş ancak suçlamaların somut delillerle desteklendiği vurgulanmış. Dosya, önümüzdeki günlerde Bolu Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilecek. Mahkeme, mütalaayı değerlendirdikten sonra duruşma tarihini belirleyecek. Özcan'ın tutuksuz yargılanmasına devam edilmesi bekleniyor.
Kamuoyu ve Siyasi Yansımalar
Bu soruşturma, yerel yönetimlerdeki yolsuzluk iddialarına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bolu halkı, uzun süredir Özcan'ın icraatlarını tartışıyordu. Özellikle marketlere yönelik baskı iddiaları, esnaf arasında huzursuzluğa neden olmuştu. Özcan'ın görevden uzaklaştırılmasının ardından Bolu Belediyesi'ne kayyum atanmıştı.
Siyasi partiler, soruşturma hakkında farklı açıklamalar yaptı. Muhalefet partileri, sürecin takipçisi olacaklarını belirtirken, iktidar partisi yetkilileri yargının bağımsız olduğunu ve kararı yargının vereceğini söyledi. Kamuoyunda ise soruşturmanın derinleşerek devam etmesi bekleniyor. Özellikle sahte kurban bağışları iddiası, toplumun geniş kesimlerinde tepkiyle karşılandı.
Tanju Özcan hakkındaki soruşturma, yerel yönetimlerde şeffaflık ve hesap verebilirlik konularını bir kez daha gündeme getirdi. Savcılığın talep ettiği 217 yıla varan hapis cezası, dosyanın ciddiyetini gösteriyor. Ancak sürecin sonunda mahkemenin vereceği karar belirleyici olacak. Bu dava, Türkiye'de yerel yönetimlerdeki yolsuzluk iddialarına ilişkin emsal teşkil edebilecek nitelikte. Kamuoyu, yargı sürecinin adil ve şeffaf bir şekilde yürütülmesini bekliyor.