Afganistan'ın yönetimini elinde bulunduran Taliban, Brüksel'de Avrupa Birliği (AB) yetkilileriyle ilk kez bir araya geldi. Görüşmede, sığınma başvurusu reddedilen Afganların geri gönderilmesi konusunun ele alındığı bildirildi. AB, bu temasların tamamen teknik düzeyde olduğunu ve Taliban'ın tanınması anlamına gelmediğini vurgularken, uluslararası insan hakları örgütleri bu adımın Taliban'a meşruiyet kazandırabileceğini belirterek tepki gösterdi.
Teknik Temas mı, Meşruiyet Adımı mı?
Brüksel'de düzenlenen toplantıya Taliban'ın siyasi komisyonundan üst düzey yetkililer ile AB Dış İlişkiler Servisi'nden (EEAS) bürokratlar katıldı. AB cephesi, görüşmenin yalnızca sığınma hakkı bulunmayan Afgan vatandaşların iadesine ilişkin operasyonel detayları konuşmak üzere yapıldığını açıkladı. Bir AB sözcüsü, 'Bu, Taliban'ı tanıdığımız anlamına gelmez. Temaslar sadece göç yönetimiyle ilgilidir' ifadelerini kullandı. Ancak Taliban yönetimi, toplantıyı uluslararası toplumla normalleşme sürecinde bir adım olarak nitelendirdi.
İnsan hakları örgütleri ise AB'nin bu tavrını eleştirdi. Human Rights Watch (HRW) Avrupa direktörü, 'Taliban uluslararası toplumun desteğine muhtaçken, bu tür teknik görüşmeler bile onlara itibar kazandırır. AB, kadın hakları ve azınlıklar konusunda somut adım atmamış bir rejimle masaya oturarak mesajını zayıflatıyor' dedi. Afganistan'da kız çocuklarının eğitim hakkı başta olmak üzere temel özgürlüklerin hâlâ kısıtlandığına dikkat çekildi.
Göç Krizi ve Zorunlu Geri Dönüşler
AB ülkeleri, 2021'de Taliban'ın iktidara gelmesinden bu yana Afgan mülteci akınıyla karşı karşıya. Bazı ülkeler sığınma başvurularını reddetme kararı alırken, iade sürecinde Taliban yönetimiyle iş birliği yapılması kaçınılmaz hale geldi. Ancak insan hakları savunucuları, Taliban'ın yargı sistemi güvenilir olmadığı için iadelerin geri dönenleri risk altına soktuğunu savunuyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), zorunlu geri dönüşlerin ancak güvenlik ve insan hakları koşulları sağlandığında yapılması gerektiğini vurguluyor. AB'nin göç politikaları ile insan hakları taahhütleri arasında sıkıştığı bir dönemde, bu görüşme iki taraf arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gözler önüne serdi.
Avrupa'daki Afgan toplulukları da görüşmeye tepkili. Belçika'da faaliyet gösteren bir Afgan sivil toplum kuruluşu temsilcisi, 'Taliban'ı muhatap almak, oradaki kız çocuklarına ve kadınlara verilen mücadeleye ihanettir' diye konuştu. Temsilci, Avrupalı liderleri Afgan sivil toplumunu desteklemeye çağırdı.
Öte yandan, Taliban'ın Siyasi Komisyon Başkanı Şer Muhammed Abbas Stanikzai, toplantı sonrası yaptığı kısa açıklamada 'AB ile olumlu bir diyalog başlattık. Geri dönüşler konusunda iş birliğine hazırız' dedi. Ancak bu açıklama, uluslararası toplumda Taliban'ın diplomatik kabulünü hızlandırma endişelerini artırdı.
Taliban'ın Diplomatik Arayışları
Taliban yönetimi, Ağustos 2021'de Kabil'i ele geçirmesinden bu yana hiçbir ülke tarafından resmen tanınmamış olsa da, birçok ülkeyle gayriresmî temaslarını sürdürüyor. Son aylarda Çin, Rusya ve bazı Orta Asya ülkeleriyle de diplomatik ilişkilerini geliştiren Taliban, Batı'nın yaptırımlarına rağmen ekonomik ve siyasi meşruiyet kazanmaya çalışıyor. Brüksel'deki bu görüşme, Taliban'ın Batı ile ilk yüz yüze teması olması açısından sembolik bir öneme sahip. Ancak AB, insan hakları ihlalleri devam ettiği sürece tanıma söz konusu olmayacağını yineleyerek, Taliban'ın kız çocuklarının eğitimi ve kadınların çalışma hayatına katılımı konusunda somut adım atması gerektiğini belirtiyor.
Analistler, AB'nin bu adımıyla 'pratik zorunluluk' ile 'değerler' arasında bir denge kurmaya çalıştığını, ancak Taliban'a meşruiyet kazandırma riskini de barındırdığını ifade ediyor. Özellikle sivil toplum örgütlerinin baskısı altındaki AB, ilerleyen dönemde bu tür temasları teknik düzeyde tutma veya genişletme konusunda zor bir tercihle karşı karşıya. Taliban'ın insan hakları karnesi ise Batı ile normalleşmenin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.
Bu gelişme, Avrupa'nın göç yönetimi ile insan hakları söylemi arasındaki çelişkiyi bir kez daha ortaya koyarken, Taliban'ın uluslararası alandaki kabulünün kademeli olarak artması ihtimalini de gündeme taşıyor. Geri dönüşler konusunda atılacak adımlar, Brüksel ve Kabil arasındaki ilişkilerin geleceğini belirleyecek gibi görünüyor.