Türkiye'de yüksek enflasyon, düşen alım gücü ve artan yaşam maliyetleri vatandaşın ve reel sektörün borç ödeme kapasitesini zorlarken, bu tablo bankacılık sektörünün verilerine de yansıdı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) son verilerine göre, bankaların takipteki alacakları son bir yılda yüzde 81,7 artarak 718,9 milyar liraya ulaştı. Bu artış, son dönemde ekonomik koşulların bireyler ve şirketler üzerindeki baskısını net bir şekilde ortaya koyuyor.
Borç yükü derinleşiyor
BDDK'nın haftalık bülteninde yer alan verilere göre, takipteki alacaklar 2023'ün aynı dönemine kıyasla 323,5 milyar lira artış gösterdi. Söz konusu artışta, yüksek enflasyonun yanı sıra artan faiz oranları ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar etkili oldu. Özellikle kredi kartı ve ihtiyaç kredisi borçlarını ödemekte zorlanan tüketiciler, takibe düşen alacakların büyümesinde başrol oynadı. Bankacılık sektörü temsilcileri, bireysel kredilerdeki tahsili gecikmiş alacak oranının yüzde 4'ün üzerine çıktığını belirtiyor.
Reel sektör de zorda
Takipteki alacaklardaki artış sadece bireysel kredilerle sınırlı kalmadı; reel sektör firmalarının borçları da benzer bir eğilim gösterdi. KOBİ'lerin ve büyük ölçekli şirketlerin artan girdi maliyetleri ve düşen talepler nedeniyle ödeme güçlüğü çektiği bildiriliyor. Ekonomistler, takipteki alacaklardaki bu artışın, kredi riskini yönetme konusunda bankaları daha temkinli davranmaya ittiğini vurguluyor. Aynı zamanda, bankaların ayırdığı karşılıkların da yükseldiği görülüyor. Bu durum, bankaların kârlılığı üzerinde baskı oluştururken, yeni kredi verme isteğini de sınırlıyor.
BDDK verileri, takipteki alacakların toplam kredilere oranının da yükseldiğini gösteriyor. Haziran itibarıyla bu oran yüzde 2,5'e yaklaştı. Geçen yıl aynı dönemde yüzde 1,5 seviyesinde olan oran, bir yılda 1 puanlık artış kaydetti. Sektör yetkilileri, oranın daha da yükselebileceği uyarısında bulunuyor.
Uzmanlar, takipteki alacaklardaki artışın sadece bankacılık sektörü için değil, tüm ekonomi için ciddi bir uyarı işareti olduğuna dikkat çekiyor. Borçlarını ödeyemeyen bireyler ve firmalar, tüketim ve yatırım kararlarını erteleyerek ekonomik durgunluğu derinleştirebilir. Bu bağlamda, hükümetin ve düzenleyici kurumların atacağı adımların, borç yükünü hafifletmeye yönelik yapısal önlemler içermesi bekleniyor. Enflasyonla mücadele programının sonuçları, borç ödeme kapasitesinin iyileşmesi açısından belirleyici olacak. Ancak kısa vadede takipteki alacakların daha da yükselme riski bulunuyor.