İran Dışişleri Bakanlığı, Washington yönetiminin Tahran'a yönelik duyurduğu yeni yaptırım paketini sert bir dille kınayarak, bu adımları “yasa dışı” ve “ekonomik terörizm” olarak nitelendirdi. Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, tüm ülkelere ve uluslararası şirketlere, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarına uymama çağrısında bulunuldu. Açıklamada, bu yaptırımların sadece İran halkını hedef almadığı, aynı zamanda küresel ekonomik istikrarı da tehdit ettiği vurgulandı.
Tahran'dan Sert Tepki: “Ekonomik Terörizm”
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, ABD'nin yeni yaptırım kararlarının uluslararası hukuka ve BM Şartı'na açıkça aykırı olduğu ifade edildi. Sözcü, “Bu yaptırımlar, masum insanların temel ihtiyaçlara erişimini engelleyerek bir tür ekonomik terörizm oluşturmaktadır. Amerikan yönetimi, milyonlarca İranlının sağlık ve gıda gibi temel haklarını hiçe saymaktadır” dedi. Açıklamada ayrıca, ABD'nin bu tutumunun, nükleer müzakereler ve bölgesel istikrar çabalarına da ciddi zarar vereceği kaydedildi.
Tahran yönetimi, yaptırımların amacının rejim değişikliği olduğunu ve bu nedenle hiçbir şekilde başarılı olamayacağını savunuyor. Dışişleri Bakanlığı, uluslararası toplumun bu “zorba” politikaya karşı birleşik bir duruş sergilemesi gerektiğini belirterek, özellikle Avrupa ülkeleri ve Asya'daki müttefiklerin ABD'nin bu kararlarına uymamasını istedi.
Uluslararası Topluma Çağrı
İran Dışişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada tüm ülkelere ve şirketlere seslenerek, “ABD'nin yasa dışı yaptırımlarının bir parçası olmayın. Bu yaptırımlar, sadece İran'ı değil, küresel ticaret ve enerji piyasalarını da olumsuz etkilemektedir. Bizimle ticari ilişkilerinizi sürdürün ve bu haksız baskıya direnin” ifadelerine yer verdi.
Bakanlık, özellikle INSTEX benzeri mekanizmaların (Avrupa'nın İran'la ticareti kolaylaştırma girişimi) daha etkin hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, Rusya ve Çin ile enerji ve savunma alanlarında iş birliğinin artırılacağı sinyali verildi. Analistlere göre, İran bu açıklamayla hem iç kamuoyuna hem de uluslararası topluma, yaptırımlara rağmen ekonomik olarak ayakta kalabileceği mesajını vermeye çalışıyor.
ABD-İran Geriliminin Arka Planı
Son olarak Washington, İran'ın balistik füze programı ve bölgesel faaliyetlerine yönelik olarak bir dizi yeni yaptırım açıklamıştı. Bu yaptırımlar, eski Başkan Donald Trump döneminde başlatılan “maksimum baskı” politikasının bir devamı niteliğinde. Joe Biden yönetimi ise nükleer anlaşmaya geri dönme sözü vermesine rağmen, Kongre'deki baskılar ve İran'ın tutumu nedeniyle henüz somut bir adım atmadı.
İran ise, nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu ve uluslararası denetimlere açık olduğunu yineleyerek, yaptırımlar kaldırılmadan müzakerelere dönmeyeceğini açıkladı. Bu karşılıklı gerginlik, Körfez bölgesinde yeni bir çatışma endişesini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, iki ülke arasındaki bu kısır döngünün ancak diyalog ve karşılıklı güvenin yeniden tesisi ile aşılabileceğini belirtiyor.
İran'ın uluslararası topluma yaptığı bu çağrı, özellikle enerji maliyetlerinin arttığı bir dönemde, birçok ülkeyi zor durumda bırakabilir. Avrupa Birliği, ABD'nin yaptırımlarına katılmadığını ancak kendi kısıtlayıcı tedbirlerini uyguladığını sık sık yineliyor. Bu durum, Tahran'ın çağrılarına ne kadar yanıt bulacağı sorusunu akıllara getiriyor. Ancak İran yönetimi, potansiyel destekçilerini harekete geçirmek için diplomatik ve ekonomik adımlarını hızlandıracağa benziyor.