İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği, 'Ailem Güvende' soruşturması kapsamında T24 internet sitesi ve sosyal medya hesaplarının erişime kapatılmasına karar verdi. Karar, son dönemde art arda gelen erişim engeli kararlarının bir yenisi olarak kayda geçti. T24 yönetimi, karara itiraz edeceğini duyurdu.
Erişim engeli kararı nasıl geldi?
Edinilen bilgilere göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'Ailem Güvende' soruşturması kapsamında T24 hakkında soruşturma başlatıldı. Soruşturma çerçevesinde İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği'ne başvuruldu. Hakimlik, 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca T24'ün internet sitesine ve sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesine hükmetti. Karar, site yönetimine tebliğ edildi.
T24, kararın ardından yaptığı açıklamada, erişim engelinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savundu. Yayın kurulu, kararın ifade ve basın özgürlüğüne aykırı olduğunu belirterek, itiraz sürecini başlatacaklarını bildirdi. Açıklamada, 'Hukuki mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz' ifadelerine yer verildi.
Son dönemde artan erişim engelleri
T24'e yönelik karar, son haftalarda farklı mecralara getirilen erişim engeli kararlarının devamı niteliğinde. Sosyal medya platformları ve haber sitelerine yönelik benzer kararlar, kamuoyunda tartışma yaratmıştı. Basın meslek örgütleri, erişim engellerinin 'sansür' niteliği taşıdığını dile getiriyor. Hükümet yetkilileri ise kararların 'hukuki süreçler sonucunda alındığını' savunuyor.
Söz konusu soruşturmanın ayrıntıları henüz netlik kazanmadı. 'Ailem Güvende' adı verilen soruşturmanın kapsamı ve hangi suçlamaları içerdiği konusunda resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak kararın, soruşturma kapsamında alınan tedbirlerden biri olduğu belirtiliyor.
Basın özgürlüğü tartışmaları
T24, Türkiye'de bağımsız gazetecilik yapan ve sık sık iktidar eleştirisiyle gündeme gelen bir yayın organı. Son yıllarda birçok haber sitesi ve gazete, benzer gerekçelerle erişim engeli veya kapatma kararlarıyla karşılaştı. Uluslararası basın kuruluşları, Türkiye'deki erişim engellerini yakından takip ediyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) gibi kuruluşlar, Türkiye'yi basın özgürlüğü endeksinde alt sıralarda gösteriyor.
Erişim engeli kararları, teknik olarak internet servis sağlayıcıları aracılığıyla uygulanıyor. Kullanıcılar, engellenen sitelere doğrudan erişim sağlayamıyor. Ancak VPN gibi yöntemlerle erişim mümkün olabiliyor. Sosyal medya hesaplarının kapatılması ise platformların kararı uygulamasıyla gerçekleşiyor.
Hukuki süreç ve itiraz hakkı
T24'ün avukatları, karara itiraz için harekete geçti. Sulh ceza hakimliği kararlarına karşı, önce itiraz merciine başvurulabiliyor. İtirazın reddedilmesi halinde Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu açık. T24, süreci Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıyabileceğini de açıklamalarında belirtti. Hukukçular, erişim engeli kararlarının sıkça başvurulan bir yöntem haline geldiğine dikkat çekiyor.
Kararın uygulanmasıyla birlikte T24'ün internet trafiğinde düşüş yaşanması bekleniyor. Site yönetimi, sosyal medya hesapları üzerinden yayıncılığa devam edeceklerini duyurdu. Takipçilerine alternatif kanallardan ulaşmayı planlıyor.
Olayın arka planı ve bağlam
'Ailem Güvende' soruşturmasının adı, son günlerde kamuoyunda yeni duyulmaya başlandı. Soruşturmanın, aile yapısına yönelik iddialar veya belirli bir haber dizisiyle ilgili olduğu öne sürülüyor. Ancak savcılık, soruşturmanın içeriğine dair ayrıntılı bir açıklama yapmadı. T24'ün hangi haberleri nedeniyle hedef alındığı da net değil. Basın kuruluşları, bu tür belirsizliklerin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını savunuyor.
Türkiye'de erişim engeli kararları, 5651 sayılı Kanun kapsamında alınıyor. Kanun, özellikle 'kişilik haklarının ihlali' ve 'milli güvenlik' gerekçeleriyle erişim engeline olanak tanıyor. Son yıllarda bu tür kararların sayısında artış olduğu gözlemleniyor. Bağımsız medya kuruluşları, kararların şeffaf olmadığını ve yargı denetiminden uzak olduğunu dile getiriyor.
Erişim engeli kararları, Türkiye'de basın özgürlüğü tartışmalarının odağında yer alıyor. T24'e getirilen engel, bu tartışmayı yeniden alevlendirdi. Kararın, diğer medya kuruluşları için de caydırıcı bir etki yaratabileceği değerlendiriliyor. Uluslararası kamuoyunun tepkisi ve hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı ise belirsizliğini koruyor. Basın meslek örgütleri, erişim engellerinin demokrasiye zarar verdiğini vurguluyor. Sürecin, Türkiye'de ifade özgürlüğü standartları açısından bir test niteliği taşıdığı söylenebilir.