Suriye hükümeti, Esed rejiminin devrilmesinin ardından ülkenin güneyindeki Suveyda vilayetinde konuşlu ve İsrail’in desteğiyle yeni düzene entegre olmayı reddeden Dürzi silahlı gruplara yönelik baskılarını artırıyor. Şam yönetimi, söz konusu grupların merkezi otoriteye bağlanması için askeri ve siyasi adımlar atarken, İsrail’in bir yandan Şam ile güvenlik anlaşmasına yanaşmaması diğer yandan bu gruplara havadan silah yardımı yaptığı iddiaları bölgedeki gerilimi yükseltiyor.
Suveyda’da Dürzi Gruplara Yönelik Askeri Yığınak
Suriye ordusuna bağlı birliklerin son haftalarda Suveyda kent merkezi ve çevresindeki köylere takviye sevk ettiği, Dürzi ileri gelenlerine bağlı silahlı unsurların kontrolündeki bölgelere yönelik kuşatma hazırlığı yaptığı bildiriliyor. Yerel kaynaklar, özellikle el-Küfeyr, Şahba ve Salkhad ilçelerinde yoğunlaşan askeri hareketliliğin, silahlı grupların teslim olması veya Suriye ordusuna entegre edilmesi amacını taşıdığını belirtiyor.
Dürzi gruplar ise merkezi hükümetin güvenlik güçlerinin bölgeye girişine izin vermeyeceklerini, Suveyda’nın özerk statüsünün korunması gerektiğini savunuyor. Bölgedeki silahlı yapıların liderleri, Esed sonrası dönemde oluşturulan yerel yönetimlerin meşru olduğunu ve Şam’dan gelecek talimatları tanımayacaklarını açıklamış durumda. Bu durum, Suriye hükümetinin ülke genelinde otoriteyi yeniden tesis etme çabaları açısından kritik bir sınav olarak görülüyor.
İsrail’in Rolü ve Güvenlik Anlaşması Çıkmazı
İsrail, Suriye’nin güneyindeki Dürzi toplulukları uzun süredir destekliyor ve son aylarda bu desteği askeri yardım boyutuna taşıdığı iddia ediliyor. İsrail basınında yer alan haberlere göre, Tel Aviv yönetimi Suveyda’daki gruplara hafif silah, mühimmat ve iletişim ekipmanı sağlıyor; ayrıca yaralıların İsrail hastanelerinde tedavi edilmesine izin veriyor. İsrail’in amacı, İran ve Hizbullah’ın bölgedeki etkisini kırmak ve kuzey sınırında güvenli bir tampon bölge oluşturmak.
Buna karşın İsrail, Şam’daki yeni hükümetle kapsamlı bir güvenlik anlaşması imzalamaktan kaçınıyor. Müzakerelerde İsrail’in öncelikli talepleri arasında Golan Tepeleri’ndeki statükonun korunması, İran destekli milislerin Suriye’nin güneyinden tamamen çekilmesi ve Dürzi grupların gelecekteki siyasi yapıda temsil edilmesi yer alıyor. Şam yönetimi ise İsrail’in Suriye topraklarına yönelik hava saldırılarını durdurmasını ve Dürzi gruplara verilen desteğin kesilmesini talep ediyor. Bu karşılıklı şartlar, taraflar arasında bir uzlaşı zemini oluşmasını engelliyor.
Bölgesel Dengeler ve Olası Sonuçlar
Suveyda’daki gerilim, Suriye’nin güneyinde yeni bir çatışma hattı oluşma riskini taşıyor. Dürzi gruplar, kendilerini korumak için İsrail’den aldıkları destekle daha da cesaretlenirken, Şam yönetimi ülke genelinde silahlı grupların tasfiyesi politikasını sürdürüyor. Ürdün ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkeleri, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve İsrail’in müdahalesinin sınırlanması konusunda endişelerini dile getiriyor.
Rusya’nın da Suriye’deki varlığını yeniden düzenleme çabaları, Suveyda krizini daha da karmaşık hale getiriyor. Moskova, hem Şam yönetimiyle hem de Dürzi liderlerle temas kurarak bir uzlaşı arayışında. Ancak İsrail’in askeri müdahalesi ve Dürzi grupların özerklik talepleri, Rusya’nın arabuluculuk çabalarını zorlaştırıyor.
İnsani Durum ve Yerel Tepkiler
Suveyda’da artan askeri hareketlilik, bölgede yaşayan sivillerin endişelerini artırmış durumda. Son haftalarda kentten Ürdün sınırına doğru göç eden ailelerin sayısında artış olduğu, temel gıda ve ilaç sıkıntısının baş gösterdiği belirtiliyor. Dürzi din adamları, barışçıl bir çözüm çağrısı yaparken, gençler arasında silahlı direniş fikrinin güçlendiği ifade ediliyor.
Suriye hükümeti, Suveyda’daki operasyonun sınırlı ve hedefli olacağını, sivillere zarar verilmeyeceğini savunuyor. Ancak bölgedeki güvenlik uzmanları, olası bir askeri müdahalenin Dürzi toplumu içinde daha geniş bir direnişe yol açabileceği ve İsrail’in daha fazla müdahalesine davetiye çıkarabileceği uyarısında bulunuyor.
Suveyda krizi, Esed sonrası Suriye’nin en kırılgan bölgelerinden biri olarak öne çıkıyor. Merkezi otorite ile yerel güçler arasındaki denge, İsrail’in bölgesel hedefleri ve uluslararası aktörlerin tutumu, önümüzdeki dönemde Suriye’nin güneyindeki istikrarı belirleyecek. Dürzi grupların taleplerinin karşılanmaması halinde, çatışmanın daha geniş bir alana yayılması ve bölgesel bir krize dönüşmesi olasılığı göz ardı edilmemeli.