Suriye hükümeti, terör örgütü YPG ile imzalanan 29 Ocak mutabakatının uygulanmasından sorumlu Cumhurbaşkanlığı Heyeti Sözcüsü Ahmed el-Hilali tarafından yapılan açıklamada, örgütün feshedildiğine dair resmi duyurunun çok yakında yapılacağını bildirdi. Bu gelişme, Suriye'nin kuzeydoğusundaki güvenlik ve siyasi yapılanmada köklü bir dönüşümün habercisi olarak değerlendiriliyor.
Mutabakatın Uygulanmasında Yeni Aşama
29 Ocak tarihli mutabakat, YPG'nin askeri, güvenlik ve sivil kanatlarının Suriye devlet kurumlarına entegrasyonunu öngörüyor. Ahmed el-Hilali, yaptığı yazılı açıklamada, örgütün feshedilmesine yönelik sürecin tamamlandığını ve resmi duyurunun yakın zamanda kamuoyuyla paylaşılacağını belirtti. Hilali, "Mutabakat kapsamında tüm kurumların devlete bağlanması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Örgütün feshedildiği duyurusu, teknik hazırlıkların tamamlanmasının ardından yapılacak" ifadelerini kullandı.
Sürecin, Suriye'nin toprak bütünlüğünün sağlanması ve ülke genelinde otoritenin yaygınlaştırılması açısından kritik bir öneme sahip olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, bu adımın, ülkenin kuzeydoğusundaki petrol kaynaklarının ve sınır güvenliğinin merkezi hükümetin kontrolüne geçmesi için de bir fırsat sunduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Uluslararası Yansımalar
YPG'nin feshi kararı, Suriye'nin kuzeyinde etkin olan diğer güçler tarafından da yakından izleniyor. Özellikle Türkiye, uzun süredir YPG'yi "PKK'nın Suriye uzantısı" olarak nitelendirerek, bu yapının varlığına karşı çıkıyor. Suriye hükümetinin bu adımı, Ankara tarafından dikkatle takip edilirken, Türkiye ile Suriye arasındaki normalleşme sürecine de olumlu katkı sağlayabileceği yorumları yapılıyor.
Bölgesel güçlerin yanı sıra uluslararası toplum da bu gelişmeye farklı açılardan bakıyor. ABD'nin, YPG'nin DEAŞ'la mücadeledeki rolü nedeniyle bu yapıya desteğini sürdürdüğü biliniyor. Ancak Suriye'nin egemenliğini pekiştirme çabaları, bazı Batılı ülkeler tarafından desteklenirken, özellikle İran ve Rusya'nın süreci kolaylaştırıcı bir tutum sergilediği gözlemleniyor.
Mutabakatın uygulanması, sadece askeri kanadın feshedilmesini değil, aynı zamanda YPG'nin kontrolündeki sivil kurumların, yerel meclislerin ve güvenlik birimlerinin devlet kurumlarına entegrasyonunu içeriyor. Bu entegrasyon sürecinin, bölgedeki etnik ve siyasi dengeler üzerinde de belirleyici olması bekleniyor.
YPG'nin feshi kararı, Suriye'nin birliği ve istikrarı için atılmış önemli bir adım olarak nitelendirilse de, bu sürecin pratikte nasıl işleyeceği, örgütün kontrolündeki bölgelerde yaşayan halkların talepleriyle örtüşüp örtüşmeyeceği merak konusu. Suriye Anayasası'nın ilgili maddeleri uyarınca, tüm silahlı grupların devlet denetimine girmesi öngörülüyor. Bu bağlamda, YPG'nin feshi, Suriye'de devlet otoritesinin yeniden tesisine yönelik genel bir politikanın parçası olarak öne çıkıyor.
Ahmed el-Hilali, açıklamasında ayrıca, fesih işleminin ardından bölgede güvenliğin sağlanacağını ve kamu hizmetlerinin kesintisiz devam edeceğini belirterek, "Halkımızın can ve mal güvenliği bizim için en önemli önceliktir. Devletimiz, tüm vatandaşlarına eşit hizmet götürmeye devam edecektir" dedi.
Suriyeli yetkililerin yaptığı bu kısa ama özlü açıklamalar, kritik bir sürecin tamamlanmak üzere olduğunu gösteriyor. Ancak bu tür dönüşüm süreçlerinin uzun ve karmaşık olduğu, sahadaki gelişmelerin beklenenden farklı bir seyir izleyebileceği de hatırda tutulmalı. Önümüzdeki günlerde yapılacak resmi duyuru, hem Suriye iç siyaseti hem de bölgesel güç dengeleri açısından yeni bir sayfanın açılmasına vesile olacak gibi görünüyor.