Bilim insanları, 2024 yazında etkili olması beklenen ‘Süper El Nino’ fenomeninin, iklim krizini hala “gelecek kuşakların sorunu” olarak görenleri acı bir sürprizle karşı karşıya bırakabileceği uyarısında bulunuyor. Küresel sıcaklıkları rekor seviyelere taşıması öngörülen bu hava olayı, Türkiye’de kuraklıktan ani sele kadar birçok ekstrem durumu tetikleyebilir. Uzmanlar, hükümetlerin ve yerel yönetimlerin şimdiden acil eylem planları hazırlaması gerektiğini vurguluyor.
El Nino ve Süper El Nino Arasındaki Fark
El Nino, Pasifik Okyanusu’nun ekvatoral bölgesinde deniz suyu sıcaklıklarının ortalamanın üzerine çıkmasıyla oluşan bir iklim modelidir. Süper El Nino ise bu sıcaklık anomalisinin çok daha güçlü olduğu, yıkıcı etkileriyle bilinen bir varyant. Son Süper El Nino 2015-2016’da yaşanmış ve küresel sıcaklık rekorları kırılmıştı. 2024 için yapılan tahminler, bu seferkinin daha şiddetli olabileceğini gösteriyor. Türkiye, El Nino’dan doğrudan etkilenmese de küresel sirkülasyon nedeniyle Akdeniz havzasında kuraklık, aşırı yağış ve sıcak hava dalgaları yaşanabiliyor.
Türkiye’yi Bekleyen Riskler
İklim bilimci Prof. Dr. Levent Kurnaz, “Türkiye zaten su stresi altında. Süper El Nino, Güneydoğu ve İç Anadolu’da tarımsal kuraklığı derinleştirebilir, aynı anda Karadeniz’de ani sellere yol açabilir” diyor. Tarım sektörü en kırılgan alanlardan biri. Buğday, mısır ve ayçiçeği gibi temel ürünlerin verimi düşebilir, gıda fiyatlarında artış kaçınılmaz olabilir. Ayrıca, aşırı sıcaklar enerji talebini patlatırken, hidroelektrik santrallerinin kapasitesi düşebilir. Orman yangınları riski de artıyor; 2021’deki büyük yangınların ardından bu yaz daha dikkatli olunması gerekiyor.
Siyasi ve Ekonomik Boyut
İklim krizi artık sadece çevre politikalarının değil, ekonominin ve siyasetin de merkezinde. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, afet yönetimi ve uzun vadeli planlama konusunda eleştiriliyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Hükümetin iklim değişikliğiyle mücadele stratejisi yok. Acil bir eylem planı açıklanmalı” derken, AK Parti cephesi mevcut su yönetimi ve yenilenebilir enerji yatırımlarına dikkat çekiyor. Ekonomik cephede ise tarıma dayalı sektörlerde daralma bekleniyor; TÜİK verilerine göre tarım sektörü GSYİH’nin %6,4’ünü oluşturuyor. Kuraklık, enflasyonu tetikleyecek bir faktör olarak değerlendiriliyor.
Küresel Ölçekte Durum
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), 2023-2024 El Nino’sunun zirve yapmasıyla 2024’ün en sıcak yıl olabileceğini belirtiyor. Avustralya’da orman yangınları, Güney Amerika’da sel felaketleri, Afrika’da kuraklık bekleniyor. Türkiye’nin bu küresel krizden etkilenmemesi mümkün değil. Uluslararası işbirliği ve Paris İklim Anlaşması hedefleri daha da önem kazanıyor. Ancak Türkiye’nin anlaşma kapsamındaki taahhütleri henüz yeterli görülmüyor.
Ne Yapılmalı?
- Su kaynaklarının etkin yönetimi için havza bazlı planlama yapılmalı.
- Kuraklığa dayanıklı tohum ve sulama teknolojilerine yatırım artırılmalı.
- Orman yangınlarına karşı erken uyarı sistemleri güçlendirilmeli.
- Belediyeler sel riskine karşı altyapıyı gözden geçirmeli.
- Kamuda iklim değişikliği koordinasyon birimi kurulmalı.
Süper El Nino, iklim krizinin bir uyarı işareti. Bilim insanları, bu krizin artık “yarının sorunu” olmadığını, bugün harekete geçilmezse etkilerinin katlanarak artacağını söylüyor. Türkiye’nin coğrafi konumu ve ekonomik yapısı, bu tehdide karşı daha kırılgan olmasına yol açıyor. Siyasetin gündemine iklim krizini kalıcı olarak yerleştirmek, sadece çevre için değil, ekonomik istikrar ve toplumsal refah için de bir zorunluluk haline gelmiş durumda.