15 Temmuz 2016 darbe girişiminden üç hafta sonra, 7 Eylül 2016'da Ahmet Arif Denizolgun'un şüpheli ölümü sonrası "Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin yönetimini ele geçiren yeğeni Alihan Kuriş'in liderliğindeki yapıyla ilgili iki ayrı soruşturmada tüm yollar Fethullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) çıkıyor. İddialara göre, Kuriş'in yönettiği çıkar amaçlı suç örgütü, cemaatin mal varlığını ele geçirirken FETÖ ile organik bağlar kurdu.
Şüpheli Ölüm ve Yönetim Değişikliği
Ahmet Arif Denizolgun, 7 Eylül 2016'da henüz aydınlatılamayan koşullarda hayatını kaybetti. Ölümünün ardından cemaat içinde yaşanan yönetim boşluğunu fırsat bilen Alihan Kuriş, kısa sürede örgütün idaresini ele geçirdi. Kuriş'in bu süreçte FETÖ'nün talimatları doğrultusunda hareket ettiği ve cemaatin ekonomik kaynaklarını örgüte aktardığı öne sürülüyor. Soruşturma dosyalarına göre, Kuriş'in yönetimi altında cemaate ait vakıf, dernek ve şirketlerde usulsüz devirler yapıldı, hesaplar boşaltıldı.
İki ayrı savcılık tarafından yürütülen soruşturmalarda, Kuriş'in kurduğu çıkar amaçlı suç örgütünün, FETÖ'nün finansal ayağını oluşturduğu belirlendi. Örgütün, cemaatin eğitim kurumları ve hayır kurumları üzerinden elde ettiği gelirleri kara para aklama yöntemleriyle FETÖ'ye aktardığı tespit edildi. Soruşturmada ifadesine başvurulan çok sayıda kişi, Kuriş'in FETÖ mensuplarıyla sık sık bir araya geldiğini ve talimatları doğrudan örgüt yöneticilerinden aldığını doğruladı.
FETÖ ile Organik Bağ İddiası
15 Temmuz darbe girişiminin ardından başlatılan FETÖ soruşturmaları kapsamında, Kuriş'in örgütle bağlantısı olduğu gerekçesiyle birçok kez gözaltına alındığı ancak delil yetersizliğinden serbest bırakıldığı öğrenildi. Ancak yeni soruşturmalarda elde edilen belgeler, Kuriş'in FETÖ'nün sözde "himmet" toplama ağında kilit rol oynadığını ortaya koydu. Belgelerde, Kuriş'in cemaat üyelerinden topladığı bağışları FETÖ'nün kullandığı paravan şirketlere aktardığı görülüyor.
Süleymancılar cemaatinin geçmişte FETÖ ile yaşadığı ayrılığa rağmen, Kuriş döneminde bu çizginin tamamen değiştiği ve iki yapı arasında iş birliği oluştuğu belirtiliyor. Güvenlik kaynakları, Kuriş'in FETÖ'nün "mahrem imam" yapılanmasıyla irtibatlı olduğunu ve örgütün talimatlarıyla cemaat içinde kadrolaşma yaptığını ifade ediyor. Bu kapsamda, cemaate ait birçok okul ve yurtdışı temsilcilikte FETÖ'ye yakın isimlerin görevlendirildiği tespit edildi.
Soruşturmanın Derinleşmesi ve Beklentiler
Soruşturmayı yürüten savcılıklar, Kuriş'in mal varlığını dondurma kararı aldı ve yurt dışına kaçış ihtimaline karşı sınır dışı çıkış yasağı getirdi. Kuriş'in yurt dışında bulunan FETÖ mensuplarıyla iletişimini sürdürdüğü ve örgüte finansal destek sağladığı yönünde deliller bulunuyor. Ayrıca, Kuriş'in kardeşi ve bir dönem cemaatin önde gelen isimlerinden olan kişilerin de soruşturmaya dahil edildiği öğrenildi.
Uzmanlar, bu davanın FETÖ ile mücadelede cemaat yapılanmalarının nasıl sızma aracı olarak kullanıldığını göstermesi açısından kritik olduğunu vurguluyor. Soruşturmanın tamamlanmasıyla birlikte, Kuriş ve ekibinin ağır hapis cezalarıyla yargılanması bekleniyor. Kamuoyu, cemaatin diğer kollarında da benzer yapılanmaların olup olmadığını sorguluyor.
Sonuç olarak, Ahmet Arif Denizolgun'un ardından cemaatin yönetimini devralan Alihan Kuriş'in liderliğindeki suç örgütünün FETÖ ile bağlantısı, iki ayrı soruşturmayla gün yüzüne çıktı. Bu gelişme, 15 Temmuz sonrası dönemde cemaatler arası ilişkilerin ve FETÖ'nün sızma stratejilerinin yeniden değerlendirilmesine yol açacak gibi görünüyor.