Geçtiğimiz haftalarda hayatını kaybeden Cumhuriyet Gazetesi yazarı Şükran Soner'in 2025 yılında dolandırıcıların hedefi olduğu ortaya çıktı. Soner'i telefonla arayarak kendilerini polis ve savcı olarak tanıtan dolandırıcılar, yaşlı yazarı kandırarak yüklü miktarda para ele geçirdi. Olayın ardından gözaltına alınan şüphelilerin nasıl serbest kaldığı ise gazeteci Barış Terkoğlu'nun kaleme aldığı yazıyla gün yüzüne çıktı.
Dolandırıcılık Olayının Detayları
Edinilen bilgilere göre, Şükran Soner'i arayan dolandırıcılar, kendilerini emniyet görevlisi ve cumhuriyet savcısı olarak tanıttı. Soner'e, adının terör örgütü soruşturmasına karıştığını, hesaplarının incelendiğini ve paralarını güvenli bir hesaba aktarması gerektiğini söylediler. Panik ve korku içinde hareket eden Soner, dolandırıcıların yönlendirmesiyle banka hesaplarındaki paraları çekerek belirtilen hesaplara yatırdı. Dolandırıcılar, bu yöntemle Soner'in birikimlerini ele geçirdi.
Olay, Soner'in durumu fark etmesi ve suç duyurusunda bulunmasıyla ortaya çıktı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, dolandırıcılık şebekesine yönelik operasyon düzenlendi. Operasyonda aralarında şebeke liderinin de bulunduğu iddia edilen çok sayıda şüpheli gözaltına alındı. Ancak şüpheliler, çıkarıldıkları mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Barış Terkoğlu'nun Yazısı: "Nasıl Kurtuldular?"
Gazeteci Barış Terkoğlu, Cumhuriyet Gazetesi'ndeki köşesinde olayın perde arkasını yazdı. Terkoğlu, dolandırıcıların nasıl serbest kaldığını ve dosyadaki eksiklikleri ayrıntılı bir şekilde ele aldı. Yazıda, şüphelilerin ifadeleri, mahkeme süreci ve delil durumu incelendi.
Terkoğlu'na göre, dolandırıcıların serbest bırakılmasının ardında yatan en önemli neden, dosyadaki delillerin yetersizliği ve şüphelilerin suçlamaları reddetmesi. Şüpheliler, Soner'i dolandırmadıklarını, aralarında bir ticari ilişki olduğunu öne sürdü. Ayrıca, iletişim kayıtlarının silinmiş olması ve para transferlerinin izinin sürülememesi gibi teknik zorluklar da soruşturmayı çıkmaza soktu.
Terkoğlu, ayrıca emniyet ve yargı birimlerindeki koordinasyon eksikliğine dikkat çekti. Dolandırıcılık şebekesinin daha önce de benzer suçlara karıştığı iddia edilmesine rağmen, yeterli takibin yapılmadığını belirtti. Yazıda, "Şükran Soner gibi bir aydının, hayatının son yıllarında böyle bir saldırıya maruz kalması ve faillerin cezasız kalması, adalet sistemine olan güveni sarsmıştır" ifadeleri yer aldı.
Şükran Soner Kimdir?
Şükran Soner, uzun yıllar Cumhuriyet Gazetesi'nde yazarlık yapmış, emekli öğretmen ve yazar kimliğiyle tanınan bir isimdi. 2025 yılında vefat eden Soner, geride sayısız makale ve anı bıraktı. Dolandırıcılık olayı, Soner'in vefatından kısa süre önce yaşandı ve kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Olayın duyulmasının ardından birçok sivil toplum kuruluşu ve meslek örgütü, yaşlılara yönelik dolandırıcılık vakalarına karşı daha etkin önlem alınması çağrısında bulundu. Türkiye'de son yıllarda artan telefon dolandırıcılığı vakaları, özellikle ileri yaştaki bireyleri hedef alıyor.
Dolandırıcılık Vakalarında Artış ve Hukuki Süreç
Türkiye'de son dönemde telefon ve internet üzerinden yapılan dolandırıcılık olaylarında ciddi bir artış gözlemleniyor. Dolandırıcılar, kendilerini polis, savcı, asker veya banka görevlisi olarak tanıtarak mağdurları korkutup paralarını almaya çalışıyor. Bu tür vakalarda mağdurların çoğu yaşlı ve yalnız yaşayan bireylerden oluşuyor.
Hukuk uzmanları, dolandırıcılık suçlarında cezaların caydırıcı olmadığını ve yargı süreçlerinin uzun sürdüğünü belirtiyor. Şükran Soner davasında olduğu gibi, şüphelilerin tutuksuz yargılanması, benzer suçların önünü açıyor. Uzmanlar, delil toplama süreçlerinin hızlandırılması ve teknik takibin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Barış Terkoğlu'nun yazısı, sadece bir dolandırıcılık olayını değil, aynı zamanda adalet sistemindeki tıkanıklığı da gözler önüne seriyor. Soner'in başına gelenler, toplumun her kesiminden insanın benzer bir saldırıya maruz kalabileceğini gösteriyor. Dolandırıcıların serbest kalması, mağdurların adalet arayışını zorlaştırırken, kamuoyunda da infial yaratıyor.
Olayın ardından yetkililerin yeni önlemler alıp almayacağı ise belirsizliğini koruyor. Şükran Soner'in anısına sahip çıkmak ve benzer vakaların yaşanmaması için yasal düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Aksi halde, dolandırıcıların cezasız kalması, toplumsal güveni daha da derinden sarsacak.