Yeni Şafak yazarı Ersin Çelik, TVNET'te canlı yayınlanan Siyaseten programında, eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümü ve Kurtlar Vadisi Pusu dizisine yönelik FETÖ incelemesini değerlendirdi. Çelik, 17-25 Aralık süreci öncesi ve sonrasında Samanyolu TV'de (STV) yayınlanan dizilerin de mercek altına alınması gerektiğini belirterek, arşivlerin taranması halinde çok farklı isimlerin ortaya çıkacağını ifade etti.
Kozinoğlu'nun Ölümü ve Dizi İncelemesi
Ersin Çelik, programda Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 yılında cezaevinde hayatını kaybetmesinin ardından başlatılan soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin bazı bölümlerinin FETÖ tarafından nasıl kullanıldığını anlattı. Kozinoğlu'nun ölümünden kısa bir süre sonra dizide yer alan sahnelerin, örgütün algı operasyonlarına hizmet ettiğini vurgulayan Çelik, "Kurtlar Vadisi Pusu'nda Kaşif Kozinoğlu'nun ölümünü çağrıştıran sahneler, FETÖ'nün medya ayağının ne kadar etkili olduğunu gösteriyor. Bu dizi üzerinden yürütülen psikolojik harp, kamuoyunu yanlış yönlendirdi" dedi.
Çelik, incelemenin sadece Kurtlar Vadisi Pusu ile sınırlı kalmaması gerektiğini, 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonları öncesinde ve sonrasında Samanyolu TV ekranlarında yayınlanan dizilerin de aynı kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. "O dönemde STV'de yayınlanan diziler, FETÖ'nün ideolojik aktarım aracı olarak kullanıldı. Arşivler taranırsa çok farklı isimler ortaya çıkar" ifadelerini kullandı.
17-25 Aralık Sonrası STV Dizileri
17-25 Aralık 2013'te başlatılan ve FETÖ'nün "sivil darbe girişimi" olarak nitelendirilen operasyonların ardından, örgütün medya kuruluşları üzerindeki etkisi daha net bir şekilde ortaya çıkmıştı. Samanyolu TV, o dönemde FETÖ'nün en güçlü propaganda araçlarından biri olarak görülüyordu. Çelik, "17-25 Aralık öncesinde yayınlanan dizilerde örgütün 'altın nesil' söylemi işleniyor, devlet kurumlarına sızma yöntemleri meşrulaştırılıyordu. Aralık sonrasında ise bu diziler açıkça FETÖ'nün talimatları doğrultusunda yayın yaptı" diye konuştu.
Ersin Çelik, inceleme kapsamına alınması gereken diziler arasında "Samanyolu" adlı dizinin yanı sıra, "Küçük Kadınlar", "Ihlamurlar Altında" gibi yapımların da bulunduğunu iddia etti. Bu dizilerin senaryolarında örgütün eleman kazandırma ve kamuoyu oluşturma stratejilerinin izlerinin görülebileceğini belirtti.
FETÖ'nün Medya Yapılanması ve Dizi Sektörü
FETÖ'nün medya yapılanması, uzun yıllar boyunca dizi sektörünü de etkisi altına aldı. Örgüt, özellikle 2000'li yılların başından itibaren televizyon dizileri aracılığıyla topluma mesaj verme ve sempatizan kazanma yolunu seçti. Samanyolu TV, bu stratejinin merkezinde yer aldı. Çelik, "FETÖ, dizileri sadece eğlence aracı olarak görmedi; her bölümde bir mesaj, her karakterde bir temsil vardı. Örneğin, polis veya asker karakterler üzerinden örgüte sempati oluşturuluyor, cemaat mensupları ise hep 'masum' olarak gösteriliyordu" dedi.
17-25 Aralık sonrası süreçte, FETÖ ile bağlantılı olduğu tespit edilen birçok medya kuruluşuna kayyum atanmış, bu kuruluşlarda çalışan bazı isimler hakkında soruşturma başlatılmıştı. Ancak Çelik, dizi sektöründeki yapılanmanın yeterince araştırılmadığını savundu. "Dizi arşivleri, örgütün ideolojik haritasını çıkarmak için önemli bir kaynak. Bugüne kadar sadece birkaç dizi üzerinden inceleme yapıldı, oysa yüzlerce bölüm var" diye ekledi.
Arşivlerin Taranması Çağrısı
Ersin Çelik, çağrısını yinelerken, "STV dizileri mercek altına alınsın. Arşivler taranırsa çok farklı isimler ortaya çıkar. Bu isimler sadece oyuncular değil, senaristler, yapımcılar ve yönetmenler de olabilir. FETÖ'nün medya ayağı, diziler üzerinden geniş bir kadro oluşturmuştu" ifadelerini kullandı. Çelik, bu incelemenin bağımsız bir komisyon tarafından yapılması gerektiğini, aksi halde delillerin kaybolabileceğini söyledi.
Programda ayrıca, Kaşif Kozinoğlu dosyasının yeniden açılması ve Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin ilgili bölümlerinin bilirkişi raporlarıyla incelenmesi gerektiği vurgulandı. Çelik, "Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili şüpheler hala giderilmedi. Dizideki sahneler, bu şüpheleri derinleştiriyor. Adli tıp raporları ve tanık ifadeleri yeniden değerlendirilmeli" dedi.
Kamuoyu ve Siyasi Yansımalar
Ersin Çelik'in çağrısı, FETÖ ile mücadelede medya ve sanat dünyasındaki yapılanmanın ne kadar derin olduğunu bir kez daha gündeme taşıdı. Siyasi çevrelerden henüz resmi bir açıklama gelmezken, konunun önümüzdeki günlerde TBMM'ye taşınabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, dizi arşivlerinin incelenmesinin sadece FETÖ için değil, benzer yapılanmaların gelecekteki faaliyetlerini engellemek açısından da önemli olduğunu vurguluyor.
Öte yandan, STV'nin kapatılmasının ardından arşivlerinin akıbeti belirsizliğini koruyor. Çelik, "Arşivler yok edilmeden harekete geçilmeli. Bu diziler, bir dönemin zihniyetini anlamak için tarihi birer belge niteliğinde" dedi. Kamuoyunda ise, özellikle sosyal medyada, STV dizilerinin yeniden incelenmesi yönünde çağrılar artıyor.
Sonuç olarak, Ersin Çelik'in TVNET'teki açıklamaları, FETÖ'nün medya üzerinden yürüttüğü algı operasyonlarının boyutlarını gözler önüne serdi. Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü ve Kurtlar Vadisi Pusu dizisiyle başlayan tartışma, Samanyolu TV'nin tüm arşivine yayılabilir. Bu inceleme, sadece geçmişi aydınlatmakla kalmayacak, aynı zamanda benzer yapılanmaların sanat ve medya alanındaki etkisini kırmak için de bir fırsat sunacaktır. Yetkililerin, Çelik'in çağrısına kulak vermesi ve kapsamlı bir arşiv taraması başlatması, kamu vicdanı açısından da elzem görünüyor.